Eğitimciler

Ana Sayfa Biyografiler Diğer Biyografiler Eğitimciler Dinler Tarihçisi Mircea Elieda'nın Hayatı ve Eserleri

Dinler Tarihçisi Mircea Elieda'nın Hayatı ve Eserleri

Dinler Tarihçisi Mircea Elieda'nın Hayatı ve Eserleri
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Eğitimciler Yorumlar : 0 Okunma : 178 Beğen : 0

Romanyalı dinler tarihçisi ve yazar. Bükreş’te doğdu. 1925’te girdiği Bükreş Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra aynı üniversitede hocası Nae Ionescu’nun gözetiminde felsefe alanında, ayrıca Rönesans ve Romen tarihinde uzmanlaştı. Kassimbazar mihracesinin daveti üzerine Kalküta Üniversitesi’nde Surendranath Dasgupta ile birlikte Hint felsefesi alanında çalışmak düşüncesiyle 1928’de Hindistan’a gitti. Burada Sanskritçe öğrendi ve altı ay kadar Himalayalar’daki Rishikesh Hindu tekkesinde (ashram) kaldı. 1932 yılında Romanya’ya dönen Eliade, ertesi yıl Bükreş Üniversitesi’ne Nae Ionescu’ya asistan olarak tayin edildi. “Yoga: Essai sur les origines de la mystique indienne adlı teziyle felsefe doktoru oldu (1933) 1933-1939 yılları arasında Bükreş Üniversitesi’nde dinler tarihi ve Hint felsefesi okuttu. 1940’ta Londra’ya ataşe olarak gönderildi. Bir yıl sonra Lizbon’da görevlendirildi. 1945’te Fransa’ya gitti ve on yıl kadar burada kalıp Ecole des Hautes Etudes’de ders verdi. 1956’da ders vermek üzere davet edildiği Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek bu ülkede yerleşti ve hayatının son otuz yılını burada geçirdi. Chicago Üniversitesi’nde dinler tarihi bölümü başkanlığı ve çeşitli kuruluşların üyeliğini yaptı. 1961’de History of Religions dergisini neşretti ve son olarak da Encyclopedia of Religions’un editörlüğünü yaptı.

Bir dinler tarihçisi olarak Eliade (“Tarihçi” kelimesi burada literal bir zorunluluk olarak kullanılmıştır, bazılarına göre Eliade tarih karşıtı bir tutum içindedir) yorumcu (hermenötik) tarihçiler ekolünden kabul edilir. Bununla birlikte yalın ve tarihi bakış açısı dolayısıyla metafizik bilgiler kompleksinden uzak kalmıştır. Agnostisizme yakın olarak incelemelerinde Tann’nın varlığı veya yokluğu problemine karşı kayıtsızdır. Din fenomenolojisi alanında Gerardeus van der Leeuw, Raffaele Pettazzoni ve Joachim Wach ile aralarında benzerlik vardır. Bu uzmanların dördü de dinler tarihi disiplininin (religionsvvissenschaft) iki boyuttan oluştuğunu savunur. Bu boyutların ilki, Eliade’ın -Goethe’den esinlenerek kullandığı-”morfolojik metot” dediği sistematik tasniftir. Buna örnek olarak “hierofani” adını alan “kutsalın tezahürleri”nin dökümü verilebilir. Bir anlamda mukayeseli dinler çalışmasının pratik metodu olan morfolojik araştırmada önem kazanan nokta insan psikolojisinin dinle kesiştiği yeri bulmaktır. Bundan dolayı Eliade bu safhada sık sık ilk örneklere (archetype) başvurur. Bunlar basitçe, Jung’un öngördüğünden farklı olarak içgüdüsel olmayan, fakat kutsal-hierofani ikilisini meydana getiren bütün insanlıktaki ortak ve apriori edinimlerdir. Bu izlenimler bütün insanlarda ortak olduğu içindir ki birbirinden binlerce kilometre uzaklıkta bulunan insan toplulukları arasında aynı dini kavramlar ve sembollere rastlanmaktadır. Dinler tarihini oluşturan ikinci boyut ise dini fenomenlerin tarih içerisindeki, kendi başına gelişimini takip eden ve bunu sistematik boyutla karşılaştıran tarihi boyuttur. Bununla birlikte bütün hermenötik uzmanlar gibi Eliade da bu boyutu ihmal eder. Bu anlamda onun için sosyolojinin de fazla önemi yoktur.

Geniş anlamda dinler tarihçisi olmakla birlikte bu alanın sınırları daraltıldığında Eliade’ın bir fenomenolog olduğu görülür. Bütün din fenomenologları gibi o da “reductionisme”e (dinleri bir ana gelişim noktasına indirgeme) ve bundan dolayı da evrimciliğe karşıdır. Bununla birlikte Eliade’ı bir gelenekçi (traditionalist) olarak düşünmek de yanlıştır.

Eliade’ın son yüzyıl dinler tarihçiliğine yaptığı en büyük katkılardan biri, din araştırmalarını spesifik ve sadece geçmişle ilgili çalışmalar olmaktan çıkarma çabasındaki başarısıdır. Eliade, özellikle mit kavramını kullanarak çağdaş dünyadaki yaşama kalıplarının gerçekte ne kadar eski mitlerle ilgili ve geçmişe dayalı olduğunu göstermeye çalışır. Ona göre Marksizm’in proleter hakimiyeti kavramı ile mesih inancı, yarı çıplak giyinme ile “adem kompleksi” arasında bir ilişki vardır. Amerika’nın keşfi Colombus’un “Eden cenneti”ni arama çabasının ürünüdür. Bütün bu çağdaş mitler şu anın ve geleceğin dünyasını anlamaya ışık tutmakta, mitolojinin ne kadar önemli ve canlı bir bilim dalı olduğunu göstermektedir.

Çalışma alanını fenomenoloji ve mitlerle sınırlayan Eliade’ın İslam konusunda ciddi bir incelemeye girmediği görülmektedir. Onun İslam tarihine yer verdiği tek çalışması A History of Religioas Ideas’dır. Üç ciltlik genel dinler tarihi mahiyetinde olan bu eserin III. cildinde zorunlu olarak İslam düşüncesine de yer ayırma ihtiyacını duymuştur (s. 62-85, 113-152). Bu metinlerde herhangi bir orijinal görüş yoktur. Kaynakların Arapça değil çoğunlukla Fransızca ve İngilizce’den seçilmiş olması da Eliade’ın İslam düşüncesini kendi çalışma alanı içerisinde kabul etmediğinin bir göstergesidir. Fenomenolojide yoğunlaşması herhalde onu bundan alıkoyan bir unsurdur.

Müslümanlığın ortaya çıkışını işlerken açık olmasa bile geleneksel şarkiyatçı bakış açısıyla İslam’ı Yahudilik ve Hıristiyanlığın bir versiyonu olarak görür. Tarihi perspektif içinde İslam’la ilgili verdiği bilgilerde İslam’a karşı tarafsız olmayan Tor Andrea, Régis Blachere, Richard Bell gibi şarkiyatçıların eksik ve yanlış fikirlerinden faydalanan Eliade Lat, Menat, Uzza ile ilgili klasik Batı görüşünü nakletmekte, Peygamber’in Hira’daki inzivasında bazı hıristiyan keşişlerinin, ayrıca İslami tebliğde çeşitli hıristiyan mezheplerinin tesirini ileri sürmektedir. Hz. Muhammed kendisinin peygamber olduğuna samimi olarak inanmış olmakla birlikte ayetlerin muhtevasından onun yerel Arabistan dinlerinden etkilendiğini, vahiylerde bolca yahudi ve hıristiyan motiflerinden faydalandığını, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi konusunda Doketikler’in, Meryem’in tanrılaştırılması konusunda ise Habeşistan hıristiyanlarının tesirinde kaldığını, imanlı şehidlerin hemen cennete gideceği motifini de Nesturiler’den aldığını, hadislerin büyük oranda mitsel anlatımlara dayandığını ileri sürmektedir. Öte yandan Eliade Hz. Muhammed’in peygamberliğinin orijinalliğini de kabul etmiş; İslam dininin kilise kurmaması, ruhban sınıfı oluşturmaması, ibadet için mabedi şart koşmaması, zühd ve keşişliği teşvik etmemesi gibi yönleriyle diğer iki monoteist dine göre daha sade olduğunu belirtmiştir.

Eliade, İslam’ın erken dönemlerinden sonra iki batını hareket olarak Şiilik ve sufıliğe yönelir. H. Corbin’in yolundan gidip Şiiliği esoterik İslam geleneği olarak kabul eder. Ona göre sufi doktrini Şiilik’le paralelse de Sünni ekole yakındır. Sufilikte neoplatonist gnostik ve Maniheist etkiler mevcuttur. Kelam ve sufiliğin birleştiricisi olarak Gazzali’yi görür. Gazzali’de de gnostik etkiler kısmen mevcuttur. İslam felsefesi İbn Sina, Farabi ve İbn Rüşd ile en üst seviyesine ulaşmıştır.

Geleneksel ve bilinen bir tarz içerisinde İslam konusuna temas eden Eliade’ın İslam’a dair verdiği bilgilerde tatmin edici olmadığı açıktır. Bununla birlikte onun Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi diğer monoteist dinleri de aynı şekilde incelemiş olduğu hatırlanmalıdır. Bunun sebebi, muhtemelen mukayeseli ve fenomenoloji ağırlıklı çalışmasının getirdiği teknik bir zorunlulukta aranmalıdır. Kendisini bir şarkiyatçı olarak değerlendirmek anlamsızdır.

Çağdaş düşünce dünyasında Eliade’ın önemi, psikolojik ağırlıklı birkaç romanı bir yana. fenomenolojiyi kullanarak evrimci bakış açısına getirdiği eleştiri ve bundan dolayı da dinlerin daha ciddiye alınması gerektiği yolunda yaptığı gizli propagandanın faydasında aranmalıdır. Ayrıca onun materyalizme yönelttiği dolaylı tenkit de dini çevrelerde işe yaramıştır. Dinler tarihi alanındaki teknik olarak önemi ise dinler tarihi çalışmalarını kullanılabilir, canlı, pragmatik ve kısmen tecrübi bir hale getirmesindedir. Eliade’ın bu alanda çok sayıda eseri vardır.

Eserleri: Eliade’ın başlıca eserleri şunlardır: 1. Traité d’histoire des religions (Paris 1949). Eser W. R. Trask tarafından Patterns in Comparative Religion adıyla İngilizce’ye tercüme edilmiştir (London-New York 1958). 2. Le Mythe de l’éternel retour (Paris 1949; The Myth of the Eternal Return, London-New York 1955). 3. Le Chamanisme et les techniques archaiques de l’extase (Paris 1951; Shamanism: Archaic Techniques of Ecstasy, London-New York 1964). 4. Images et symboles: Essais sur le symbolisme magico-religieux (Paris 1952; Images and Symbots: Studies in Religious Symbolism, London-New York 1961; İmgeler ve Simgeler, trc. Mehmet Ali Kılıçbay, Ankara 1992). 5. Le Yoga immortalité et liberte (Paris 1954; Yoga: Immortality and Freedom, London-New York 1958). 6. Mythes, rives et mystères (Paris 1957; Myths, Dreams and Mysteries, London-New York 1958). 7. Das Heilige und das Profane: Nom Wesen des Religiösen (Munich 1957; The Sacred and the Profane: The Nature of Religion, New York 1959; Kutsal ve Din Dışı, trc. Mehmet Ali Kılıçbay, Ankara 1991). 8. Birth and Rebirth: The Religious Meaning of Initiation in Human Culture (London-New York 1958). 9. Aspects du mythe (Paris 1963; Mitlerin Özellikleri, trc. Sema Rifat, İstanbul 1993). 10. The Quest: History and Meaning in Religion (Chicago 1969; Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu, trc. Mehmet Aydın, Ankara 1990). 11. Histoire des croyances et des idées religieuses (Paris 1976, 1978; A History of Religious Ideas, Chicago 1978, 1985; eserlerinin bir listesi için bk. Kitagawa-Mahoney, s. 149-150).



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! http://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.