Bahai Dini Prensipleri

Dünya Barışı Bugünün Acil İhtiyacıdır

Dünya Barışı Bugünün Acil İhtiyacıdır
Yazan : Baha YILDIZ Tarih : Kategori : Bahai Dini Prensipleri Yorumlar : 0 Okunma : 2700 Beğen : 0

Dünyanın büyük barışı çok yakındır. Bu, herkes tarafından yıllardır ümitle beklenen bir barıştır ve mutlaka gelecektir. Bu barış ya büyük acılar sonunda gelecek veya insanlar bu konuda birleşip barışı şimdi kabul edeceklerdir. Bu tüm insanların önünde bulunan bir seçenektir. Şimdi barışın mümkün olduğuna dair belirtiler vardır. Milletler arası işbirliği ilerlemiş, bilimsel araçlar birleşik bir dünyayı idare edecek duruma gelmiştir. Fakat yanlış inançlar ve milli çıkarlar bunu engellemektedir.

Bir asırdan fazla bir zaman önce Bahai Dini’nin kurucusu Hz. Bahaullah, dünya hükümdarlarını barışa davet etmiştir. Hz. Bahaullah şöyle söylemiştir: “İnsanlığı bölen ve insan ırkına acı veren olaylar her gün bir kat daha azgınlaşıyor... Çünkü şimdiki toplum (dünya) düzeni acınacak derecede elverişsiz ve bozuk görünüyor.” İnsanlar bugün bencil ve saldırgan davranışın, insanın tabii bir özelliği olduğu fikrinde birleşiyorlar. Bu, barışa ulaşmayı engelleyen yanlış bir görüştür. Bahai Dini bugünkü ıstırapların insanlığı birliğe götüren basamaklar olduğu görüşündedir. Dünya barışının temelini atmak için ilk şart, insanlığın içinde bulunduğu bu durumun yine insanlığın olgunluğa varmadan önceki dönemi olarak kabul etmektedir. Bu dönem, insanlığın yeryüzündeki kaderini ve içerisinde saklı olduğu mükemmelliğin açığa çıkmasını sağlayacaktır. Dünya barışının temellerini atmada başarı istiyorsak, dini bir tarafa atmamalıyız. Hz. Bahaullah şöyle buyurmuştur: “Din ışığı kararınca … adalet ışıkları söner ve barış ortadan kalkar.”

Bütün dinlerin temellerinde birlik ve barış vardır. ‘Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız siz de başkalarına öyle davranınız’ fikri bütün dinlerde vardır. Fakat insanlar peygamberleri yanlış anlamış ve bu yanlış anladıkları şeylere kendi dar görüşleri çerçevesinde bencilce, sıkı sıkıya sarılmışlar ve bunun neticesinde karmaşa ve ıstıraplara neden olmuşlardır. Aşırı dincilik yıkıcı bir şey olup faydadan arîdir. Günümüzde birçok kişi dini bir tarafa bırakıp tamamıyla maddi rahatlıklara ve insan yapısı sosyal sistemlere bağlanmışlardır. Fakat bütün sistemler barış ve birliği sağlamaktan çok uzaktır. Bu sistemler ya devleti her şeyin üzerinde tutan, piyasayı ya da diğerlerine üstün kılan yapılara sahip olup umutsuzluk ve sosyal problemleri çoğaltmışlardır. Bu gibi sistemler, şimdi kendi başarısızlıklarının hesabını yapmalıdırlar. Maddi konforları önemli sayan ve yücelten fikirlerini insanlara aşılayarak ‘insanın yaradılışında bencillik ve kavgacılık vardır’ gibi yanlış bir fikri onlara empoze etmişlerdir.

Şimdi dünya liderleri iyi çözümlere ulaşmak için artık işe yaramayan bu gibi fikirleri çıkarıp atarak değişmez bir istek ve kararlılıkla birlik içerisinde karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak için bir araya gelmelidirler. Bazı silahların yasaklanması ve bazı çatışmaların kaldırılmasıyla barış tam olarak sağlanamaz. Savaş sebeplerinin temelden kaldırılması ve kalıcı bir çözüm bulunması yolunda atılacak adımlar genel ve dünya çapında olmalıdır. Irkçılık, insan birliğinin prensibine dayanan kanunlarla ortadan kaldırılmalıdır. Aşırı zenginlik ve fakirlik, büyük çalkalanmalara sebep olmaktadır. Bu her iki aşırı uç dünya çapında manevi temele dayanan bir davranış biçimine getirilmelidir. Milliyetçilik tüm insan ırkını sevme yolunu açmalıdır. Dini liderler, aralarındaki farklılıkları barış hatırı için ahenk içerisinde halletmelidir. Genel bir eğitimle tüm dünya insanlarını sevmek öğretilmelidir.

Yukarıda belirtilen görüşleri kabul etmek dünya barışının kurulmasında çok önemlidir ancak davranışlarımızı, barış için kalıcı çözüme ulaşmamızı sağlayacak ruhani prensiplere dayandırmamız hayatidir.

Temel soru şudur: Şimdiki ıstıraplı dünya, barışçı bir dünya haline nasıl getirilebilir? Dünya düzeni ve birliği her şeyden önce ‘insanlığın birliği’ fikrini kabul etmekle sağlanır. İnsanlığın birliği, her türlü önyargının atılması, ırk, sınıf, renk, millet, cins ve maddi medeniyet farklılıklarını bir tarafa atmamızı gerektiren ruhani bir prensiptir. Bu prensip dünyanın her yerinde, okullarda öğretilmeli ve evrensel olarak beyan edilmelidir.

Hem Türkiye’deki hem de dünyadaki Bahai toplumu, bugün barış ve birlik içerisinde yaşanabileceğinin kanıtıdır. Bahailer yalnız kelimelerde kalan bir umudu ifade etmez fakat mahallelerindeki, toplumlarındaki hizmetleriyle daha iyi bir dünya yaratılması için kendileriyle aynı özlemi çeken insanlarla beraber bu amaca yönelik çalışmaktadırlar.

Not : Bu Yazı Bahai Dini İnancına Göre Yazılmıştır

Kaynak : Türkiye Bahai Toplumu



Yazar Hakkında

  • Baha YILDIZ

    Baha YILDIZ