Dürziliğin Esasları

Ana Sayfa Dünya Dinleri Ortadoğu Dinleri Dürzilik ve Dürziler Dürziliğin Esasları Dürzi İnancında Eşyanın ilk illeti, yaratılışın aslı olan “emr”i yani Hamza b. Ali’yi bilmek.

Dürzi İnancında Eşyanın ilk illeti, yaratılışın aslı olan “emr”i yani Hamza b. Ali’yi bilmek.

Dürzi İnancında Eşyanın ilk illeti, yaratılışın aslı olan “emr”i yani Hamza b. Ali’yi bilmek.
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Dürziliğin Esasları Yorumlar : 0 Okunma : 875 Beğen : 0

Dürzi inancının ikinci temeli “emr”i yani Hamza b. Ali’yi tanımaktır. Hakim-Biemrillah tarafından hareketin imamlığına getirilen ve Dürzilik’te akl-i külli yani ilk kozmik unsur sayılan Hamza b. Ali, 375 (985) yılında Horasan’ın Zevzen şehrinde doğdu. Dürzi telakkiye göre Hakim ile Hamza’nın doğumu aynı yıla ve 23 Rebiülevvel (13 Ağustos) Perşembe gününe rastlamaktadır. Hamza b. Ali’nin Mısır’a ne zaman gittiği belli olmamakla birlikte yirmi yahut otuz yaşında iken Darülhikme’deki te’vil meclislerine devam ettiği ve buradaki İranlı İsmaili dailer arasında Fatımi lakabıyla şöhret kazandığı bilinmektedir. Kısa zamanda dailerin reisi olan Hamza, Hakim-Biemrillah’ın yakınları arasına katılarak sarayda oturmaya başladı. Öte yandan Hamza’nın Mısır’a dai olarak gelmediği, sarayda zeki ve kabiliyetli bir hizmetçi iken Darülhikme’deki meclislere devam ederek burada öğrendiklerini daha sonra sistemleştirdiği de ileri sürülmektedir. Bazı İsmaili belgelerine göre Hamza’nın Hakim’e karşı sadakat ve samimiyeti, cedel konusundaki mahareti, etrafına halifenin ilah olduğunu telkin ederek cemaat toplayabilmesi, İsmaili usul ve ahkamından faydalanarak yeni bir sistem vazetmesi ve ortaya koyduğu sistemin felsefesini iyi bilmesi sebebiyle halife nezdinde itibarı son derece artmıştır (Mustafa Galib, Tarihu’d-daveti’l-İsmailiyye, s. 241).


Hakim’in Babünnasr dışında yaptırdığı camiye devam eden Hamza, orada Allah’ın Hakim-Biemrillah’ta zuhur ve tecelli ettiği yolunda gizlice propaganda yapmaya başlayınca müfrit İsmaililer’den bir kısmı kendisine uydular. Hakim zaman zaman o taraflara gidince Hamza’nın mescidden çıkıp halife ile beraber olması onun halk nazarında itibarını yükseltiyordu. Giderek Hakim’e nüfuz eden Hamza, Vezir isa b. Nestur ve Fehd b. İbrahim’i sebepsiz yere öldürttükten sonra kendisini vezirliğe tayin ettirdi. Hakim’in karmaşık ruh yapısından faydalanarak İslamiyet, Yahudilik, Hıristiyanlık, Budizm, Yunan felsefesi ve eski Mısır inançlarından aldığı unsurlarla, kendisinin de içinde kutsal bir şahsiyet olarak yer aldığı bir mezhep kurmak için bütün gücünü kullandı. Mezhep 408 (1017) yılında ilan edildiği için mensupları bu yılı Hamza yılı olarak kabul etmişlerdir.

Hamza b. Ali, Hakim’in ilahlığı ilan edildikten sonra galeyana gelen halkın bazı saldırılarına maruz kalmışsa da halifenin müdahalesiyle kurtulmuştur. Çetin mücadeleleri sırasında Hamza’nın en yakın yardımcılarından biri Hasan b. Haydere el-Fergāni olmuştu. Ahram (veya Ecda‘ “kesik burunlu”) diye anılan, cüret ve cesaretiyle şöhret bulan Hasan Hakim’in ilahlığına inanmış ve peygamberliğe karşı düşünceleriyle tanınmıştı. 409 (1018) yılında Hakim tarafından hil‘at giydirilip hilafet alayında eyerlenmiş ata bindirilmek suretiyle taltif edilmiştir. Aynı yılın ramazan ayında Ahram’ın maiyetinde elli kişilik bir süvari topluluğu Kahire’deki Amr Camii’ne girdiler ve Kadı Ahmed b. Ebü’l-Avvam’a, “Rahman ve rahim olan el-Hakim” adına bir fetva teslim ettiler. Bunun üzerine galeyana gelen halk Ahram’ın adamlarını katletti. Kendisi de birkaç gün sonra Kerhli bir Sünni tarafından dövülerek öldürüldü. Bu arada Ahram’ın Kahire’deki evi de yağmalandı.

Hamza’nın en güçlü ve cesur dailerinden biri de Muhammed b. İsmail (Anuş Tegin) ed-Derezi’dir. Mezhebe adını verdirecek kadar etkili olan, ancak günümüzdeki Dürziler tarafından mürted sayılan bu dai, büyük bir ihtimalle 407 (1016) yılında Mısır’a gelmiştir. Kendisine “seyyidül-hadin” unvanını veren Anuş Tegin, Mısır’a gelmeden önce Hamza ile birlikte davetin planlarını kararlaştırmış olmalıdır. Fakat daha sonra Hamza’nın yerine kendisinin imam olması ve onun mensuplarının kendisine bağlanması için büyük çabalar sarfetti. Hamza Risaletü’l-gāye ve’n-nasiha’sında, Derezi’nin önceleri kendisini “seyfü’l-iman” diye adlandırdığını, bu sebeple ona iman etmenin kılıca ihtiyaç hissettirmediğini bildirdiğini, fakat daha sonra ikazlarını dinlemeyerek “seyyidü’l-hadin” unvanını aldığını ve imamından daha hayırlı olmakla övündüğünü, bu yüzden de şirke düştüğünü belirtmektedir. Derezi faaliyetlerine devam ederek İsmailiyye’nin baş daisi Hatkin’e ve diğer ileri gelenlerine mezhebi yaymak amacıyla risaleler gönderip kendisine tabi olmalarını istedi. Gerek İsmaililer gerekse Sünniler bu durumdan rahatsız olarak onu halifeye şikayet ettiler. Hakim-Biemrillah, Derezi ile bir ilgisinin bulunmadığını söylemeye mecbur kalmasına rağmen hareket onun adıyla şöhret kazandı. Nihayet 1 Muharrem 410 (9 Mayıs 1019) tarihinde Derezi Kahire’de öldürüldü. Bazı kaynaklarda Derezi’nin Hakim’in yardımıyla Şam bölgesine kaçtığı, orada mezhebi yaymak amacıyla faaliyetlerini sürdürdüğü ve 411 yılında öldüğü kaydediliyorsa da bu rivayet Dürziler’ce kabul edilmemektedir.

Hamza b. Ali, Mısır ahalisinin aleyhinde ayaklanmasından sonra inzivaya çekildiyse de (409/1018) bir yıl süren bu inzivadan sonra propaganda faaliyetlerini devam ettirdi. Hakim’in öldürülmesi üzerine tekrar gaybete girdi. Zahir-Biemrillah unvanıyla halife olan Hakim’in oğlu Ali ise asker, kumandan ve idarecilerle iyi ilişkiler içinde bulunan ve babasının hareketlerini tasvip etmeyen adil bir kimse idi. Dürzi kaynaklarında “La‘netullah” diye anılan bu halife, Hakim taraftarlarını takip ettirerek şiddetle cezalandırmaya başladı. Dedelerine nisbet edilen uluhiyyet iddialarını reddetmesi ve böyle bir inanca saplananların öldürüleceğini ilan etmesi üzerine Dürziler Mısır’ı terkederek daha emin bir yer olan Lübnan’daki Vaditteym’e kaçtılar. Bu arada Hamza da büyük bir ihtimalle aynı yere kaçmaya mecbur kaldı. Kendisi “setr” halinde bulunduğu için taraftarlarının işlerini Bahaeddin el-Muktena’ya havale etti. Dürziler’in çoğunluğuna göre ise Mısır’da sadece Muktena’nın bildiği bir yerde gaybete girdi. Hamza el-İzar ve’l-inzar adlı risalesinde, mabudun gaib olması dolayısıyla kendisinin de gaybete girmesinin gerekli olduğunu, bu sebeple gözden kaybolduğunu belirtir. Bununla birlikte Hamza’nın akıbeti tamamen meçhul olup bu konuda verilen bilgiler kesin değildir. Dürzi kutsal risaleleri içinde Hamza’nın 411 (1021) yılından sonra yazılmış hiçbir risalesi bulunmamaktadır.

Hamza b. Ali, Dürzilik sisteminde Hakim’den sonra en önemli unsur olan “emr” makamındadır. Ayrıca “külli akıl, tarik-i müstakım, kāimü’l-hak, imamü’z-zaman, en-nebiyyü’l-kerim, illetü’l-ilel, hadi’l-müstecibin” gibi unvanlarla anılan Hamza’nın muhtelif devrelerde çeşitli zuhurlar gösterdiğine inanılır. adem devrinde Şantil, Nuh devrinde Pisagor, İbrahim zamanında Davud, Musa zamanında Şuayb, isa zamanında İncil’in gerçek sahibi Mesih, Hz. Muhammed devrinde Selman-ı Farisi ve nihayet Hakim zamanında Hamza b. Ali olarak görünmüştür. Hamza Allah’a giden yol, Allah’ın arşını taşıyan meleklerin yaratıcısı ve Allah ile insan arasındaki aracıdır. Hamza b. Ali tarih boyunca mensupları tarafından daima hürmetle anılmıştır. Tali rütbesi verilen Bahaeddin el-Muktena yazışmalarında onu efendi, kendisini de kul olarak nitelendirir. Bugün de Dürziler aynı inancı devam ettirmekte ve Hamza’ya büyük bir saygı duymaktadırlar.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri