Memlükler Devri (1250-1516)'nde Hanbeli Mezhebinin Gelişimi

Memlükler Devri (1250-1516)'nde Hanbeli Mezhebinin Gelişimi
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Hanbeli Mezhebi Tarihçesi Yorumlar : 0 Okunma : 1187 Beğen : 0

Bağdat’ın Moğollar tarafından işgalinden sonra Hanbelilik bölgede hemen silinmemiş, Hülagu ile başlayan İlhanlılar devrinde (1256-1335) bu mezhep Bağdat’ta Ali b. Muhammed eş-Şehrayani, Abdüssamed b. Ahmed el-Bağdadi ve Muhammed b. Abdülmuhsin el-Ezci gibi temsilciler tarafından yayılmaya devam etmiştir. Ancak işgal sonunda Bağdat harap olmuş ve kendisine yüzyıllardır Sünni hilafetin merkezi olma imtiyazını veren dini ve ilmi üstünlüğünü kaybeden şehir basit bir eyalet merkezi haline gelmiştir. Bu sırada Aynicalut’ta Moğollar’ın bozguna uğratılmasıyla kuruluşunu tamamlayan Mısır Memlükleri, İran Moğolları ile Filistin ve Suriye Frankları karşısında Bağdat’ın düşmesiyle ortaya çıkan Sünni dünyanın liderliği hususundaki boşluğu doldurmaya başlamışlardır.

Eyyubiler’den askeri, iktisadi ve ilmi alanda iyi bir miras devralan Memlükler, kuvvetli bir ordu ve başarılı bir devlet idaresiyle çeşitli alanlarda gelişmeler kaydetmişlerdi. Moğol tehdidinin giderek azalması, Haçlılar’ın mağlup edilmesi Memlükler’in İslam dünyasında yeni bir umut olmasını sağlamıştı. Memlükler, bu konumlarını pekiştirmek için Moğollar’ın Bağdat’ta öldürdüğü Abbasi Halifesi Müsta‘sım-Billah’ın yerine amcası Müstansır-Billah’ı ve ondan sonra da I. Hakim- Biemrillah ’ı Kahire’de halife ilan etmişler, Mekke ve Medine’nin yöneticilerini de aynı amaçla himayeleri altına almışlar ve bu arada birtakım Alevi ve İsmaili unsurları da zararsız hale getirmişlerdir. Bu gelişmelerin bir uzantısı olarak Hanbeli mezhebinin özellikle Bahri Memlükleri devrinde Mısır ve Suriye’de büyük bir canlılık gösterdiği görülür. Daha önceleri bu ülkelerin adliye teşkilatında tek bir kadılkudatlık bulunuyordu ve bu unvanı sadece Şafii kadısı taşıyordu. Baybars, 663’te (1265) Kahire’de her biri bir Sünni fıkıh mezhebini temsil etmek üzere dört kadılkudatlık makamı ihdas etmiş (İbn Kesir, XIII, 245; özellikle bu dönemdeki Hanbeli kadılarının bir listesi için bk. Escovitz, s. 42-47) ve bu teşkilatlanmaya 664 (1266) yılından itibaren Suriye’de de başlanmıştır. Şafiiler’ce hoş karşılanmamakla beraber bu yeni sistem, her mezhep mensubuna kendi kadısına müracaat ederek meselelerini çözme imkanı vermesi ve mezheplerin doktrinel gelişmesine katkıda bulunması açısından önemli bir hukuk reformudur.

İlk Memlükler dönemindeki Şam Hanbelileri arasında Ahmed b. Abdüddaim el-Makdisi (ö. 668/1269), Yahya b. Mansur el-Harrani, Abdüssatir b. Abdülhamid el-Makdisi, Ali b. Ahmed es-Sa‘di, İbrahim el-Vasıti, İbn Haruf adıyla meşhur Muhammed b. Ali el-Mevsıli ve Şehabeddin Ahmed b. Cebbara (ö. 728/1328) gibi birçok Hanbeli fakihi bulunmaktadır. Bütün bu alimler yanında döneme damgasını vuran en büyük Hanbeli imamı Takıyyüddin İbn Teymiyye olmuştur. Harranlı Beni Teymiyye ailesinden gelen Takıyyüddin İbn Teymiyye’nin hayatı ile ilk Memlükler’in siyasi tarihini birbirinden ayrı düşünmek hemen hemen imkansız gibidir. Harran’da doğan İbn Teymiyye, Moğol işgalinden önce 667 (1268-69) yılında altı yaşında iken ailesiyle beraber Şam’a mülteci olarak gelmiştir. 699’da (1300) Memlük ordusu ile Kisrüvan Şiileri’ne karşı sefere katılmış, 704’te (1305) kendilerine çeşitli ahlaki zaaflar isnat edilen tasavvuf ehlinden Şeyh İbrahim el-Kettan, Şeyh Muhammed el-Habbaz ve İttihadiyye fırkası ile mücadele etmiştir. Hayatı çeşitli hapis ve sürgün cezalarıyla geçen İbn Teymiyye 726 (1326) yılında kabir ziyareti konusundaki görüşlerinden dolayı mahkum edilmiş, bu arada birçok öğrencisi sorguya çekilmiş ve 728’de (1328) hapiste vefat etmiştir.

Hanbeli doktrin ve literatürü hakkında derin bir bilgiye sahip olan İbn Teymiyye’nin görüş ve mücadelesinin, Hanbeli mezhebinin vazgeçilmez özelliği haline gelen te’vil ve Allah’ın sıfatları konusundaki temel yaklaşımı, Hanbeliler’in Selef düşüncesine bağlılıkları ve bunun tabii sonucu olarak da bid‘at ve hurafe diye nitelendirdikleri bazı davranışlara karşı aldıkları olumsuz tavır çerçevesinde geliştiği söylenebilir. İbn Teymiyye’yi Hanbeli mezhebinde ve İslam tarihinde önemli kılan husus, İslam’ın doğuşunu takip eden yıllardan beri mevcut olan ve tartışılan bu fikirlerden ziyade onun inandığı değerler uğrunda verdiği samimi mücadelesi olmalıdır. İbn Teymiyye’nin eserlerinin bir listesi, öğrencisi İbn Kayyim el-Cevziyye’nin Esmaǿü müǿellefati Şeyħilislam İbn Teymiyye (nşr. Selahaddin el-Müneccid, Beyrut 1403/1983) adlı kitabında bulunmakta olup bunların hemen tamamına yakını basılmıştır. İbn Teymiyye’nin fikirleri ve mücadelesi, özellikle günümüz Sünni İslam dünyasında çeşitli düşünce hareketlerinin beslendiği bir kaynak olma değerini hala muhafaza ettiği gibi hayatı ve görüşleri hakkında da geniş bir literatür meydana gelmiştir.

İbn Teymiyye’nin öğrencileri arasında İbn Kayyim el-Cevziyye, Ahmed b. İbrahim el-Vasıti, Şafii muhaddis Cemaleddin Yusuf b. Abdurrahman el-Mizzi, Zehebi, Ebü’l-Fida İbn Kesir ve İbn Receb gibi meşhur alimler bulunmaktadır. Öğrencilerinden biri olan Necmeddin Süleyman b. Abdülkavi et-Tufi, bilhassa maslahat-ı mürsele konusundaki geniş görüşleri dolayısıyla mezhep içinde çeşitli tartışmalara sebep olmuştur. Elli küsur eser yazan ve Memlükler döneminin en özgün yazarlarından biri olan Necmeddin et-Tufi bazılarınca Şii olarak nitelendirilmiş, Kahire’de Hanbeli Kadısı Mes‘ud b. Ahmed el-Harisi tarafından kırbaçla cezalandırılarak hapse atılmış ve nihayet ders vermesi yasaklanmıştır.

Memlükler devrinde ismi ve mücadelesi Hanbeli mezhebi tarihinde İbn Teymiyye ile beraber geçen, onun fikirlerinin gerçek varislerinden biri de babasının Cevziyye adlı bir Hanbeli medresesinde kayyim olması sebebiyle kendisine İbn Kayyim el-Cevziyye lakabı verilen Şemseddin Muhammed b. Ebu Bekir’dir. Görüş ve eserleriyle kendisinden sonraki birçok İslam alimine tesir eden İbn Kayyim, 726 (1326) yılında İbn Teymiyye ile beraber Şam Kalesi’ne hapsedilmiş ve ancak onun ölümünden sonra serbest bırakılmıştır. Hemen hemen bütün İslami ilimlerde kaleme aldığı elliyi aşkın eseriyle hocasının görüşlerini ve mücadelesini devam ettirmekten geri kalmayan İbn Kayyim, Hanbeli mezhebinin tanınıp yaygınlaşmasında ve mezhep doktrininin gelişmesinde etkin bir role sahip olmuştur.

Bu dönemde Şam dışında Ba‘lebek, Halep ve Filistin gibi bölgelerde de birçok Hanbeli alimine rastlanmaktadır. Bunlardan Muhammed b. Ahmed el-Yunini (ö. 658/1259), Muhammed b. Davud el-Ba‘li, Abdurrahman b. Yusuf el-Ba‘li, Muhammed b. Abdülveli el-Ba‘li, Muhammed b. Ebü’l-Feth el-Bali, Abdurrahman b. Mahmud el-Bali ve Muhammed b. Ali el-Ba‘li (ö. 744/1344) gibi fakih ve muhaddisler, Dımaşk’ın kuzeydeki bölgelerle irtibatını sağlayan yol üzerinde ve çeşitli Şii grupların yaşadığı Kisrüvan ve Bika‘ yakınında bulunan Ba‘lebek’te hem Hanbeli mezhebinin gelişimine önemli katkılarda bulunmuşlar, hem de Memlükler’in Şiiler’e karşı olan politikalarında bir emniyet unsuru olmuşlardır.

Hanbeliliğin Ba‘lebek’teki bu canlılığına karşılık Halep’te aynı ölçüde gelişmediği görülmektedir. Halep’in en eski medreselerinden olan Zeccaciye’de diğer mezhepler yanında Hanbeli fıkhının da okutulmasına ve Eyyubiler devrinde Şafii ve Hanefiler için bir medrese kuran Emir Seyfeddin Ali b. Candar’ın aynı şekilde Maliki ve Hanbeliler için de bir medrese açmasına rağmen burada Şam veya Ba‘lebek’teki gibi bir Hanbeli cemaati oluşmamıştır.

Şam’da yaşayan Ebü’l-Ferec Zeynüddin İbn Receb (ö. 795/1393), VIII (XIV.) yüzyılın büyük Hanbeli alimlerinden biri olup çeşitli eserleriyle mezhep doktrinine önemli katkılarda bulunmuştur. İbn Teymiyye’den İbn Receb’e kadar geçen süre içinde Hanbelilik tarihinde hakim olgu, İbn Teymiyye’nin etkisiyle Hanbeliliğin kazandığı dikkate değer atılımdır. Bununla birlikte Hanbeliler, Memlükler devrinin hakim mezhebi olan ve devlet görevlerinde mensuplarına öncelik tanınan Şafiiliğin ve her biri büyük şöhret sahibi olan Eş‘ari kelamcılarının sert direnciyle karşılaşıyorlardı. Bu muhaliflerin en ünlüleri, Yemen kökenli olup Mekke’de yerleşmiş bulunan Şafii Abdullah b. Es‘ad el-Yafii ile Kahire ve Şam’da çeşitli devlet hizmetlerinde ve medreselerde önemli görevler üstlenen Takıyyüddin es-Sübki, oğlu Taceddin es-Sübki ve Sübki ailesinin diğer fertleridir. Bu dönemde Hanbelilik Mısır’da Harran göçmeni İbn Hamdan el-Harrani, Şerefeddin Abdülgani b. Yahya el-Harrani ve Mes‘ud b. Ahmed el-Harisi gibi fakihlerle, Şam ve Filistin bölgelerindeki kadar olmasa da bazı gelişmeler göstermeye devam etmiştir.

Burci Memlükleri zamanında (1382-1517) Hanbeliliğin Mısır, Suriye ve Filistin bölgelerinde daha önceki canlılığını kaybetmeye başladığı görülür. Muhtemelen bu sonuçta, özellikle Burciler döneminde siyasi ve iktisadi olaylar neticesinde Memlük saltanatının giderek gerilemeye başlamasının ve Hanbeli alimlerinin bid‘at anlayışları gereği çeşitli konularda takındıkları aşırı müdahaleci tutumlara karşı toplumun bazı kesimlerinde meydana gelen direncin rolü vardır. M. Henri Laoust, Hanbeliler’in özellikle Muhyiddin İbnü’l-Arabi’ye ve gittikçe nüfuzunu arttıran İttihadiyye fırkasına karşı gösterdikleri düşmanlıkların bu düşüşlerinin artmasına katkıda bulunduğuna işaret etmektedir (EI² [İng.], III, 161). Ancak bu zayıflama Hanbeliliğin tamamıyla ortadan kalkması manasına gelmez. Zira bu dönemde de eğitim ve öğretim faaliyetlerine ve resmi devlet görevlerine devam eden büyük Hanbeli fakih ve kelamcıları bulunmaktadır. Bunlardan Alaeddin Ali b. Süleyman el-Merdavi ile fakih ve tarihçi Ebü’l-Yümn el-Uleymi eserleriyle mezhebin literatürüne önemli katkılarda bulunmuşlardır. Ayrıca Memlükler’in son döneminde Takıyyüddin İbn Kundüs, Bedreddin Muhammed el-Ca‘feri, Cemaleddin Yusuf b. Abdülhadi, Şehabeddin el-Askeri ve Hanbeli fıkhına birçok alim yetiştirmiş bir ailenin ferdi olan ve Dımaşk’ta Hanbeli kadılığı görevinde bulunan Necmeddin İbn Müflih gibi birçok bilgin yetişmiştir.

Üst Resim : Memlüklerden kalma Sultan Hasan Camii ve Medresesi Kahire/Mısır



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi