Hıristiyan Ortodoks Mezhebi

Ortodoks İnançları ve İbadetleri ve Diğer Mezheplerden Farkları

Ortodoks İnançları ve İbadetleri ve Diğer Mezheplerden Farkları
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Hıristiyan Ortodoks Mezhebi Yorumlar : 0 Okunma : 1247 Beğen : 0

Ortodoks inançları ve ibadetlerinde kutsal kitaptan (özellikle Yuhanna İncili) sonra gelen en belirleyici kaynak kilise babaları etrafında oluşan ve “en mysterion” (“sır yoluyla”) olarak nakledilen geleneklerdir (kilise babalarından gelen rivayetler ve adetler). Ortodoks ilahiyatının merkezinde bilgi problemi durmaktadır. Buna göre ilahi aleme ait bilgiler bilinemez özelliğe sahiptir. Katoliklik’ten farklı olarak Ortodoksluk ilahi bilginin doğası konusunda agnostiktir. Tanrısal alemin bilgisi bilinebilir değil fakat yaşanabilir bir şeydir. Bundan dolayı teoloji hayata yönelik bir fenomendir. Ortodoks manastır hayatı ve melankolisi bu yorumdan kaynaklanır.

Teslis doktrini Ortodoksluğun da temelidir. Ortodoksluk fonksiyon (hypostasis) anlamında üç ayrı, cevher (ousia) anlamında bir tek varlıktan oluşan teslis doktrinini kabul eder. Buna göre Tanrı fonksiyon anlamında Baba, Oğul ve Ruhulkudüs olmak üzere üç ayrı varlıktan meydana gelmiş olsa da esas itibariyle Baba’da bütünleşen tek varlıktır. Baba, Oğul ve Ruhulkudüs üçlüsünün oluşturduğu birlikteliği kabul eden Katoliklik’ten farklı olarak Ortodoksluk Baba’ya daha öncelikli bir yer vermektedir. Katoliklik’ten Ortodoksluğu ayıran diğer önemli bir teolojik farklılık da Ruhulkudüs’ün nereden çıktığı meselesidir. Hem Baba hem Oğul’dan çıktığına inanan Katolikliğe karşılık sadece Baba’dan çıktığına inanan Ortodoksluk böylece Baba’nın hem Oğul hem de Ruhulkudüs’e üstünlüğünü vurgulamıştır. Önemli teolojik konulardan biri olan İsa’nın tabiatı konusunda Ortodoksluk diofizit görüşü kabul ederek Katoliklik ve Protestanlık’la örtüşse de Ortodoksluk’taki İsa’nın enkarnasyonu meselesi Katoliklik’ten oldukça farklıdır. Katoliklik’te dünyaya gelerek İsa suretinde bedenlenen bizzat tanrının Oğul hypostasisi iken Ortodoksluk’ta enkarne olan hypostasis değil fakat -çok net tanımlanmamış olsa da- Logos yani Baba’nın Oğul aracılığı ile kelamıdır.

Mesih’i mucizevi olarak doğuran Meryem’le ilgili inançları da diğer hıristiyan mezheplerinkine yakındır. Ortodoksluk’ta Meryem’le ilgili inançların temeli büyük oranda Bizans coğrafyasındaki Nesturiliğin Meryem konusundaki kayıtsızlığına tepki olarak gelişmiştir. Bizans teologları Meryem’in ayrıcalıklı konumunu onu Ortodoks kozmolojisiyle bütünleştirerek vurgulamaya çalışmıştır. Böylece Meryem kendisinden çıkan tanrı / İsa aracılığı ile evrenin var oluşunun sebebi haline döndürülmüştür. O, ikinci Havva olarak birincinin yaptığı kozmik hatayı düzelten ilahi sürecin son halkasıdır. Meryem yalnızca Mesih / İsa’nın değil fakat bütün insanlığın anasıdır. Ortodoksluk’ta Meryem şefaatçi pozisyonuna kadar yükseltilmiş olmakla birlikte Katolik kilisesinin 1854’te kabul ettiği, Meryem’in annesi St. Anne’den doğuşundan itibaren asli günahtan muaf olduğu doktrini şiddetle reddedilir. Bununla birlikte Meryem “lekesiz” ve “tamamen mübarek”tir. Ölümünden sonra oğluyla birlikte semavat alemine alınmıştır. İkonları aracılığı ile Meryem inananlarına pek çok mucize sunmaktadır.

Ortodoksluğu diğer hıristiyan ekollerinden ayıran en bariz farklılık ikonlar konusudur. Kiliselerde ve evlerde çeşitli kişilerin resim ve kabartmalarını ifade eden ikonlar, yapılışından kullanılışına kadar önemli dinsel süreçleri içeren tapınma ve ritüel nesnesidir. Temel ibadet ikonu daha çok kurtarıcı misyonu dolayısıyla İsa ile ilgili sahneleri içerenlerdir. İkon ibadeti sahnelerdeki figürler üzerine yoğunlaşma, onlarla aynileşme (mistik birleşme) ve arzu edilen dileklerin ikonlardaki figürler aracılığıyla elde edilmeye çalışılması şeklinde üç aşamalıdır. Bu ritüel kilisede belirli mekanlarda bulunan ikonlar önünde yapılabildiği gibi evlerdeki ikonlar huzurunda da icra edilebilir. Basitçe ikonlar, müminlerin hem Tanrı ile mistik birleşmesine imkan tanır, hem de adeta taleplerin yerine getirilmesinde aracı rolü üstlenir. Bu açıdan bakıldığında ikonun hem psikolojik hem teolojik yapısal katmanlardan oluştuğu görülecektir. Sanat ya da mimariyle olan ilişkisi de şüphesiz göz ardı edilmemesi gereken bir diğer özelliğidir. VIII. yüzyıldan başlayarak ikon kült merkezlerinin siyasi otoriteyi sarsmasını önlemek için devletçe yönetilen ikon karşıtı önlemler yürürlüğe konmuşsa da halk arasında son derece popüler olmuş ikon severlik (ikonafilizm dunyadinleri.com), konumundan hiçbir şey kaybetmeden günümüze kadar varlığını korumuştur.

Ortodoks inançlarını oluşturan temel fenomenlerden biri de sakramentlerdir. Ortodoksluk’ta sakramentlerin sayısı Katoliklik’te olduğu gibi yedi tanedir. Katoliklik’te sakramentlerin kurtarıcılık fonksiyonu Ortodokslar’da daha çok ikon kültüyle ilişkilendirilmiştir; bundan dolayı sakramentler Ortodokslar’da daha ziyade ayinsel bir özellik taşır. Bugün Ortodokslar’ca kabul edilen yedi sakrament ve özellikleri şu şekildedir:

a) Ekmek-şarap ayini

Yeni Ahid’e göre cuma günü çarmıha gerilen İsa pazar günü mezarından dirilerek Baba tanrının yanına yükselmiştir. Hıristiyanlar bugünü yadetmek üzere her pazar kilisede ekmek-şarap sakramentini icra ederler. Kiliseye gelen mümin tarafından içilen şarap İsa’nın kanına, hamur da etine dönüşmektedir. Katoliklik’te ekmek-şarap daha çok İsa’nın kurbanlığını, Ortodokslar’da ise daha çok ayine katılanların İsa ile mistik birleşimini ifade eder.

b) Vaftiz

İsa’nın Ürdün nehrinde Yahya tarafından vaftiz edilmesinin temsili olan bu sakrament Ortodokslar’da tanrının İsa’da bedenleşmesinin tekrarıdır. Vaftiz edilecek çocuk kilisede görevli din adamlarınca üç kere su dolu bir hazneye batırılır. Böylece Katoliklik’teki anlamıyla olmasa bile vaftiz edilen çocuk ilk günahtan temizlenmiş kabul edilir.

c) Konfirmasyon

Vaftizden hemen sonra yapılır. Din adamı özel bir yağla çocuğun alnına, gözlerine, burnuna, ağız ve kulaklarına haç işareti yapar. Bu sakramentle çocuk hıristiyan cemaatine kabul edilmiş olur.

d) Tövbe

Her Ortodoks yılda hiç olmazsa bir defa din adamının huzurunda günahlarını itiraf ederek bağışlanır. Vaftizden sonra işlenen günahlardan temizlediği için tövbe ikinci vaftiz pozisyonunda görülür.

e) Kutsal hiyerarşi

Ortodoks kilisesinde üç temel rütbe mevcuttur: Piskopos, papaz ve diyakoz. Bu görevlere atanma ayin eşliğinde icra edilir. Ortodoks ruhaniler iki temel gruba ayrılır: Beyazlar (evli ruhaniler) ve karalar (manastır ruhanileri). Evlenmek isteyen din adamları diyakoz olmadan önce bunu yapmak zorundadır. Manastırda görevli olanlar evlenemezler ve piskopos olanlar manastırdaki ruhanilerden seçilir. Ortodoksluk’ta sık kullanılan patrik unvanı esasta temel hiyerarşik unvanlardan değil sadece makam unvandır. Bazı otosefal kiliselerin piskoposları bu adı taşır. Otosefal olmayan kilise liderleri başpiskopos veya metropolit unvanını alır. Manastırlarda bulunan keşişlerin liderleri “archimandrite”, keşişler ise “higumenos” adını taşır. Kutsal hiyerarşi yetkisini Petrus aracılığı ile İsa’dan aldığı için belli bir karizmaya sahiptir ve onlara teslimiyet İsa’ya teslimiyet anlamına gelir.

f) Evlilik

Din adamı olmayan insanlar için evlilik, prototipini adem ve Havva’nın uyguladığı şekilde özürlü durumlar hariç zorunludur. Ortodoks kilisesi boşanmaya ve üçüncüye kadar yeniden evliliğe izin verir.

g) Hasta yağlanması

Kutsanmış yağın din adamı tarafından hastaya sürülmesini içeren bu sakrament hastayı şifaya kavuşturma arzusu ve günahların affını sağlamak için uygulanır.

Ortodoksluğun karakteristik unsurlarından biri de kilise örgütlenmesiyle alakalıdır. Buna göre Ortodoks kilisesi otosefal ve otonom olmak üzere iki tür örgütlenme özelliğine sahiptir. Otosefal kiliseler kendi başlarına karar alabilen bağımsız kilise unsurlarıdır. Otosefal kiliseler belirli şehirleri veya bir ülkenin tamamını içeren organizasyonlardır. Herhangi bir coğrafyanın otosefal seçilişi büyük oranda o coğrafyadaki Ortodoks mirasın gücü veya halkın nüfusu ile alakalıdır. Buna dayalı olarak bugün İstanbul, İskenderiye, Antakya, Kudüs, Bulgar, Sırp, Moskova, Rumen, Gürcistan, Kıbrıs, Yunan, Polonya, Arnavutluk ve Çekoslovakya olmak üzere on dört otosefal kilise vardır. Bunların arasında tarihi açıdan önemi dolayısıyla İstanbul’un (Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi) yeri ayrıcalıklıdır. İstanbul otosefal kilisesi resmi olarak Türkiye’de dört piskoposluk (Kadıköy, İmroz [Gökçeada], Adalar, Terkos) ve Yunanistan’da iki piskoposluk (Girit ve Oniki adaların bir kısmı) bölgesine ayrılmıştır. (dunyadinleri.com) Ayrıca Aynaroz Manastırı ve Patmos adası gibi Yunanistan’daki bazı bölgeler de Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne bağlıdır. Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, İngiltere, Fransa, Almanya gibi bazı ülkelerdeki piskoposluklar da yetkili merci olarak İstanbul otosefal kilisesini tanırlar.

İç işlerinde kısmen bağımsız olan, fakat genellikle bir otosefal kiliseye tabi olarak faaliyet gösteren kiliselerse otonom kiliseler adıyla bilinir. Bugün Finlandiya, Japonya, Çin, Estonya-Litvanya, Macaristan ve Makedonya piskoposlukları otonom kiliseleri meydana getirir. Çoğunlukla Karamanlı Türk Ortodoksları’nın oluşturduğu ve merkezi Karaköy’de bulunan Türk Ortodoks Patrikhanesi ise bugün Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki öneminden uzakta ve daha çok sembolik bir özelliğe sahiptir.

Ortodoksluğun diğer hıristiyan mezheplerinden farklı bir başka yönü litürjik takvimle alakalıdır. Ortodokslar’da ibadet ve ibadete eşlik eden ritüeller son derece ruhani ve ayrıntılıdır. Katolik mezhebindeki litürji, hem takvim hem ritüel olarak Latin geleneğini izlemesi sebebiyle kısmen Ortodoksluk’tan ayrılır. Ortodoks litürjisi Bizans litürjisinin etkisi altında kalmıştır. Yaklaşık III ve IV. yüzyıllardan başlayarak daha çok Suriye’deki hıristiyan litürjisinin merkezi pozisyonunda olan Antakya geleneği, Kapadokya hıristiyan geleneğiyle kaynaşarak bugün Bizans litürjisi denilen ritüeller bütününü meydana getirmiştir. Büyük oranda Antakya ve kısmen Kapadokya litürjik geleneğinin oluşturduğu yapı sadece Bizans değil, Ermeni kilisesi gibi doğudaki Hıristiyanlığa ait pek çok mezhebin litürjisine de kaynaklık etmiştir. Bizans litürjisi de kendi içerisinde Saint Basil, Saint John Krisostom ve Saint Gregory Dialogos (St. Grejory the Great) olmak üzere üçe ayrılır. Herhangi bir ibadet ya da ayin esnasında uygulanacak litürjiler bu üç modelden biri eşliğinde icra edilir.

Ortodoksluk’ta litürjik yıl 1 Eylül’de başlar, 31 Ağustos’ta sona erer. Bazı kutlamaların tarihi sabit, bazıları da değişkendir. Kutlamalar büyük oranda İsa, Meryem, azizler, peygamber, melekler, mucizeler, tarihi olaylar ve oruç gibi geleneklerden oluşur. adeta yılın her gününe bir kutlamanın denk düştüğü Ortodoks takviminde kutlamaların en önemlilerini şu şekilde özetlemek mümkündür:

a) Paskalya (Easter)

Ortodoksluk’ta en önemli bayramdır. Yılın çeşitli dönemlerinde tarihi değişen Paskalya Katolikler’dekinden biraz daha geç nİsanın ilk günleriyle mayısın ilk günü arasındaki tarihe denk düşer (2006 yılı itibariyle Ortodokslar’da 23 Nİsan, Katolikler’de 16 Nİsan). İsa’nın çarmıha gerilişinden üç gün sonra yeniden dirilişini yadetmek üzere yapılır. Böylece bayram İsa’nın yeryüzündeki misyonunun kemale ermesini ifade eder.

b) Meryem’in (Theotokos’un Tanrı Annesi) doğumu (8 Eylül)

Kilise geleneğine göre Meryem, Joachim ve Anna adıyla bilinen ve kilisece aziz ilan edilmiş yahudi bir çiftten doğmuştur. Bayram Meryem’in bu tarihteki doğumunu yadetmek için kutlanır.

c) Aziz ve hayat veren haçın yükseltilişi / bulunuşu (14 Eylül)

İsa’nın üzerinde gerildiği haç Bizans ile yapılan savaşta İranlılar tarafından Kudüs’ten alınmış ve İran’a götürülmüştür. Geleneğe göre VII. yüzyılda Bizans İmparatoru Herakleios haçı İran’dan getirerek yerine koydurmuştur. Bu amaçla kutlanan bir bayramdır.

d) Meryem’in tapınağa sunuluşu (Kasım 21)

Geleneğe göre Meryem genç kızken kutsanmak üzere Kudüs’teki tapınağa sunulmuş, orada yaşamış ve Yusuf’la oradayken nişanlanmıştır. Meryem’in iffetini sembolize eden bir bayramdır.

e) İsa’nın doğumu (25 Aralık)

İsa’nın doğumu dolayısıyla kutlanan ve Batı’da Noel olarak bilinen bayramdır.

f) Epiphani (6 Ocak)

İsa’nın Ürdün nehrinde Vaftizci Yahya tarafından vaftizi ve yeryüzü misyonuna başlamasının anısına kutlanır.

g) İsa’nın tapınağa sunuluşu (2 Şubat)

Luka’ya göre (2/22-35) Meryem ve Yusuf’un çocuk İsa’yı kutsanmak üzere Kudüs’te tapınağa götürmeleri adına kutlanır.

h) Meryem’e melek tarafından İsa’nın müjdelenişi (25 Mart).

Luka’ya göre (1/26-38) Cebrail, Meryem’e gebe kalacağını ve bir çocuk doğuracağını müjdeler.

ı) İsa’nın Kudüs’e girişi (Palm sunday, Easter’den bir hafta önceki pazar)

İsa’nın çarmıha gerilmeden önce ellerinde palmiyelerle onu karşılayanlar arasında eşek üzerinde son defa Kudüs’e girişini anmak üzere kutlanan bir bayramdır.

i) İsa’nın mi‘racı (Easter’den kırk gün sonra)

İsa çarmıhta yeniden dirilişinin kırkıncı gününde şakirdlere görünmüş (Luka, 24/50-51), ardından Baba’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir (Matta, 16/19).

k) Pentakost (Easter’den elli gün sonra)

İsa’nın çarmıhta yeniden dirilmesinden sonraki ellinci gün şakirdlerin dua için bir araya geldikleri esnada Ruhulkudüs onlara görünür. Şakirdler şaşkın bir şekilde tuhaf alametler göstererek Ruhulkudüs’ü seyrederler. Bayram bu günün anısına kutlanır.

l) İsa’nın suret değiştirerek zuhuru (Transfigürasyon, 6 Ağustos).

m) Meryem’in uykuya dalışı / ölümü (15 Ağustos)

Bu bayram, Meryem’in mezardan diriltilerek İsa’nın yanına alındığı günü kutlamak amacıyla yapılan önemli Ortodoks bayramlarından bir diğerini teşkil eder.

Ortodoksluk’ta bu temel bayramlardan başka yılın çeşitli günlerine dağılmış çok sayıda bayram mevcuttur. Bunların içlerinde en önemli olanlarından birkaçı Eylülün 1’inde İsa’nın tapınaktaki vaazı, Ocağın 1’inde İsa’nın sünneti, Eylülün 23’ünde Vaftizci Yahya’nın ana rahmine düşüşü, Haziranın 24’ünde Vaftizci Yahya’nın doğumu ile ilgili bayramlardır. Ortodoksluk’ta pazar günü (İsa’nın çarmıha gerilişinden sonra üçüncü gün dirilişi, Kyriake Hemera) kutlamaları Katoliklik’le aynı öneme ve muhtevaya sahiptir.

Ortodoks mezhebinde din adamları için günlük dokuz ibadet vakti vardır.Halk ise akşam (esperionos, Batı’da vespers) ve sabah (orthros, Batı’da matins) olmak üzere günde iki vakit ibadet yapar. Kilisede veya evde yapılabilen ibadetler Katoliklik’ten farklı olarak mutlaka ikonların önünde icra edilir. Katoliklik’tekine benzer şekilde Lent orucu Easter’den önceki yedinci pazartesi günü başlamak üzere toplam kırk gündür. Lent boyunca et, süt ürünleri, balık, şarap ve zeytinyağı tüketilmez. Sadece cumartesi ve pazar günleri şarap ve zeytinyağına izin verilir. Lent dönemi boyunca beş pazar özel kutlamalar yapılır. Lent sırasında hazlardan uzak durulur, ibadet ve hayır gibi işler önem kazanır.

Ortodoksluğu Katoliklik’ten ayırarak kendi kimliğinin oluşmasına katkıda bulunan doktrinlerden bir tanesi de a‘raf (purgatory) inancı ile ilgilidir. Katolikler ölümden sonra adeta bekleme yeri mahiyetinde olan arafa inanırlarken Ortodokslar’da bu inanç yoktur. Ortodoksluk’ta ölenlerin akıbetiyle ilgili inançlar Katoliklik’ten daha muğlaktır. Bununla birlikte Ortodokslar, ölenlerin adeta yeniden diriliş gününe kadar uyku haline benzer bir durumda beklediklerini düşünürler. Ortodoksluk’ta son derece önemli olan azizlerin ölenler için şefaat edebileceği şeklindeki inanç da bununla ilgilidir. Ortodoksluk’ta başta Meryem olmak üzere azizlerin yeri eşsizdir. Azizlerin resmedildiği ikonlar da dileklerin yerine gelmesi için şart olan araçlardır.

Ortodoksluk’taki en klasik kurumlardan olan manastır (laura) hayatı muhtemelen Suriye aracılığıyla IV. yüzyıl civarında Mısır’dan Anadolu’ya gelmiş, Kapadokyalı babalardan Saint Basil tarafından Bizans kültürü çerçevesinde yeniden yapılandırılmıştır. Katoliklik’teki manastır hayatı entelektüel bir boyut taşırken Ortodoks manastırları daha çok inziva ve atalet yerleri haline dönmüştür. Geleneksel kurallara göre manastıra girmek isteyen aday üç yıl boyunca sivil bir statüde keşişlik hayatına giriş yapar. Bu dönemin başarıyla tamamlanışının ardından aday sembolik birtakım giysileri alarak manastıra kabul edilir. İki yıl kadar sonra bekarlık, bağlılık ve iman yemini edilerek keşişlik unvanı kazanılır.(dunyadinleri.com) Manastır hayatı oldukça katı kurallara bağlanmıştır. Modern zamanlarda Ortodoks manastır hayatına en iyi örnek şüphesiz Yunanistan Aynaroz’daki Athos Manastırı’dır. X. yüzyılda Trabzon doğumlu Athanasius adlı bir keşişin kurduğu manastır bugün İstanbul Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin idaresi altındadır. XX. yüzyılın başında 7500 civarında keşişin bulunduğu Athos’ta günümüzde 2000 kadar keşiş yaşamaktadır. Ortodoksluk’ta kadınlara mahsus manastırlar da mevcuttur.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri