Hıristiyanlık Tarihi

Ana Sayfa Dünya Dinleri Ortadoğu Dinleri Hıristiyanlık Hıristiyanlık Tarihi Yedi Kilise: Efes, İzmir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfya, Laodikya

Yedi Kilise: Efes, İzmir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfya, Laodikya

Yedi Kilise: Efes, İzmir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfya, Laodikya
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Hıristiyanlık Tarihi Yorumlar : 0 Okunma : 39751 Beğen : 0

Hıristiyanların kutsal kitabı İncil’in ikinci bölümü Yeni Ahit olarak adlandırılır. Bu ikinci kitabın son bölümü de Küçük Asya Havarisi diye tanınan Havari Yuhanna’nın vahiylerini bildirir ve bu kısımda esas olarak dünyanın sonu, mahşer günü gibi kavramlardan söz edilir. Hz. İsa, Havari Yuhanna’ya görünür ve bu yedi kiliseye iletilmek üzere “mesajlar” verir.İşte bu kitapta adı geçen ve kendilerine mesajlar yollanan yedi kilise, Hıristiyanlığın ilk kiliseleri olarak kabul görürler ve yedisi de Türkiye sınırları içindedir. Kutsal Kitap’ın ikinci bölümünün son kısmı “Yuhanna’nın Apokalips”i diye tanınır ve bazı durumlarda bu “apokalips” sözcüğü mahşer gününe eşanlamlı olarak kullanılır.

M.S. 53-56 tarihlerinde misyoner Pavlus Efes kentine geldi ve kaldığı süre içerisinde yörede Hıristiyanlığın yayılması için çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar sonucu ise Hıristiyanlık dininin ilk yedi kilisesi kuruldu. Yedi Kilise, Roma İmparatorluğu döneminde kurulmuştur, her bir kilise kurulduğu yerin Roma dönemindeki adıyla anılır:

  • Efes (Ephesos) (Selçuk)
  • İzmir (Smyrna)
  • Bergama (Pergamon)
  • Salihli (Sardes)
  • Alaşehir (Philadelphia)
  • Denizli (Laodikeia)
  • Akhisar (Thyateira)

Ayrıca M.S. 435'te Hıristiyanlık'ın üçüncü konsili Efes'te Meryem Ana Evi yakınlarında toplanmış ve İsa ile Meryem'in tanrısal nitelikleri tartışılmıştır. Manisa ilinin Alaşehir ilçesinde bulunan Philadelphia Kilisesi, Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan Philadelphiaşehrine de adını vermiştir.

İÇERİK RESİMLERİ

İncil'de Belirtilen Yedi Kilise İle ilgili Mesajlar

EFES

Dirilmiş Rab İsa sözlerine Efes'teki kiliseyi takdir ederek başlar. Efes'teki topluluğun çalışkanlığını, sabrını ve sahte elçilere karşı takındığı tavrı över. Bu sahte elçilerin Vahiy 2:6'da söz edilen 'Nikolas yanlıları' adındaki zararlı tarikattan olmaları mümkündür.
"Ne var ki, bir konuda sana karşıyım: Başlangıçtaki sevginden uzaklaştın. Bunun için, nereden düştüğünü anımsa! Tövbe et ve başlangıçta yaptıklarını sürdür. Tövbe etmezsen, gelip kandilliğini yerinden kaldırırım."
vahiy 2:4-5
Efes'in Pavlus'un yolculukları sırasında oynadığı rolü daha önce ele almıştık.


İZMİR

Rab İsa'nın hitap ettiği ikinci kilise İzmir kilisesiydi. Tıpkı Efes gibi deniz kıyısında bulunan İzmir çok eski bir geçmişe sahiptir. İzmir'in orta Anadolu'daki bir Asur kolonisi olan Kaneş'te (günümüzde Kültepe, Kayseri) bulunan tabletlerde adı geçen ve İ.Ö yaklaşık 1780 yılında Kaneş ile arasındaki ticaretin kesildiği görülen 'Tişmurna' olması mümkündür. Dirilmiş Rab İsa İzmir'deki kiliseye övgü dolu sözler söyler. Aynı zamanda yakında maruz kalacakları zulümlere ilişkin uyarılarda bulunur. Onları ölüm pahasına da olsa sadık kalmaya teşvik ederek kendilerine yaşam tacını vereceğini söyler.528 Antik çağda Smyrna adını taşıyan ve günümüzde 50 km uzunluğundaki İzmir Körfezi'nin merkezinde yer alan İzmir, önemli bir liman kentidir. Antik Smyrna Kenti'ne ilişkin en etkileyici kalıntı, 2. yüzyılın ortalarında inşa edilen, fakat İ.S. 178'deki depremde yıkılan alışveriş meydanıdır (agora). Roma imparatoru Markus Aurelius'un eşi Faustina tarafından yeniden inşa edilmiş olan agora oldukça etkileyici bodrum tonozlarına sahiptir.


BERGAMA

Üçüncü kilise, bugünkü İzmir'in Bergama ilçesinde bulunan Bergama kilisesiydi. Bergama Kalesi çevredeki vadiden 300 m kadar yükseğe uzanan koni biçimindeki bir tepenin (akropolis) üzerine inşa edilmişti. Kale bölgesinde İ.Ö. 2. ve 3. yüzyılda hüküm süren Attalos krallarının sarayı ile silah deposu bulunuyordu. Ayrıca II. Eumenes'in (İ.Ö. 197-159) hükümdarlığının başlarında inşa edilen ünlü Bergama Kütüphanesi de burada yer alıyordu. Yaklaşık

200,000 tomar barındıran Bergama Kütüphanesi ile I. Ptolemi tarafından İ.Ö. yaklaşık 295 yılında kurulan ünlü İskenderiye Kütüphanesi arasında büyük bir rekabet vardı. Mısır'ı yöneten Helen kralları papirüs ihracatını yasakladıklarında, Bergamalılar koyun, keçi ve diğer hayvanların derilerini ince tabakalar halinde ayırıp kirece batırarak kendi kağıtlarını icat ettiler. Böylece antik çağdaki adı Pergamum olan Bergama, 'parşömen' kağıdına adını vermiş oldu.529 Bergama Kütüphanesi'ndeki eserler, Julius Sezar'ın saldırısı sırasında yanan İskenderiye Kütüphanesi'ndeki eserlerin yerine İ.Ö. 41 yılında Antonius tarafından Kleopat-ra'ya hediye edildi.530
III. Attalos İ.Ö. 133 yılında öldü. Hiç çocuğu olmadığından, bütün krallığını dönemin yükselen gücü olan Roma'ya miras bıraktı. Romalılar da Bergama'yı yeni eyaletleri Asya'nın başkenti yaptı. Bergama, Hadrianus tarafından İ.S. yaklaşık 129'da Efes başkent yapılıncaya dek Asya İli'nin başkentliğini yapacaktı. Bergama'daki tiyatro II. Eumenes'in (İ.Ö. 197¬159) hükümdarlığı sırasında inşa edilmiştir. Bir tepenin yamacına oyularak yapılan tiyatro 10,000 izleyici alabiliyor ve seksen sıra koltuğuyla antik dünyanın en dik amfitiyatrosunu oluşturuyordu.

II. Eumenes'in I. Attalos'un İ.Ö. 230 yılında istilacı Galyalılar'ı (Yeni Antlaşma'daki Galatyalılar'ın ataları olabilir) bozguna uğratmasının onuruna inşa ettirdiği ünlü Zeus Sunağı kale bölgesinde bulunuyordu. 36 x 34 metrelik yapı, savaşan devleri ve tanrıları resmeden 120 m uzunluğunda ve 2.3 m yüksekliğinde bir frize (duvar süsü) sahipti. Zeus Sunağı Berlin'deki Staatliche Müzesi'nde yeniden kurulmuştur.

Günümüzde Bergama'nın merkezinde Viktorya döneminden kalma bir tren istasyonunu andıran, esrarengiz bir yapı bulunmaktadır. Kızıl Avlu olarak adlandırılan bu yapı Mısır tanrısı Serapis için kırmızı tuğlalardan inşa edilmiş bir tapınaktır. 2. yüzyılın başlarına ait olan tapınak farklı renklerdeki mermerlerle kaplanmıştır. Serapis Tapınağı Asya İli'ndeki antik çağdan kalma en büyük yapıdır. Tapınağın altındaki 200 x 100 metrelik alandan, iki tonozlu tünel içerisinden akan Selinus Irmağı (Bergama Çayı) geçmektedir.
Bazı uzmanlar bu yapının Vahiy 2:13'te sözü edilen 'Şeytan'ın tahtı' olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak bu tapınak Yuhanna'nın Vahiy Kitabı'nı kaleme aldığı dönemde henüz inşa edilmemişti. Bir diğer iddia ise Şeytan'ın tahtının Zeus Sunağı olduğudur. Ne var ki, Vahiy Kitabı'nda yalnızca bu kentteki bir yapıdan değil, genel olarak Bergama Kenti'nden 'fieytan'ın tahtı' olarak söz edilmektedir. Bunun nedeni, büyük olasılıkla kentin, imparatorların ilah olarak görüldüğü Roma İmparatorlu-ğu'nun Asya İli'ndeki merkezi olması ve Roma ve Avgustus için İ.Ö. 29 yılında kurulan ilk tapınağın burada bulunmasıdır.

TİYATİRA

Dördüncü kilisenin bulunduğu Tiyatira, günümüzde Manisa ilinin Akhisar ilçesinde yer almaktadır. Yedi mektuptan en uzununun, hakkında en az bilgiye sahip olduğumuz bu kiliseye yazılmış olması ilginçtir.

Tiyatira antik çağda ürettiği mor kumaşlarla ünlü bir kentti. Kökboyasından elde edilen mor boya Akhisar'da 19. yüzyılın sonlarına dek kullanılmaya devam etmiştir. Pavlus'un kuzey Yunanistan'daki Filipi'de karşılaştığı Lidya, Tiyatiralı'ydı.531 Mor kumaş tüccarı olan bu kadına verilen Lidya adının aslında bir lakap olması muhtemeldir; Lidya adı kadının Asya İli'nin hangi bölgesinden geldiğini ifade etmektedir.
Bölgedeki diğer bir önemli iş kolu Vahiy 2:18'de gönderme yapılan parlak tunç üretimiydi. Parlak tunç sözü, Vahiy Kitabı'ndaki bu ayet dışında hiçbir Grekçe edebiyat eserinde yer almamaktadır. Burada sözü edilen parlak tunç anladığımız kadarıyla arıtılmış tunç veya bakır ile çinko alaşımından oluşan bir madendir. Kentin diğer ticaret alanlarında da geliştiği bilinmektedir. Esnaf loncalarına üye olmak, putperest ve ahlaksız lonca toplantılarına katılmayı beraberinde getiriyordu. Dirilmiş Rab İsa'nın, kendisini peygamber diye tanıtan İzebel adındaki kötü kadını hoşgördüğü için Tiyatira kilisesini azarlarken bu konuya değindiği anlaşılmaktadır. İzebel öğretisiyle kiliseyi fuhuş yapmaya ve putlara sunulan kurbanların etini yemeye yöneltmekteydi.532

Antik Tiyatira Kenti'nin çok küçük bir bölümü günümü¬ze ulaşabilmiştir. Kentin Hıristiyan geçmişinden geriye kalan tek iz, bir Bizans kilisesinin harabeleridir.


SART

Beşinci kilise, günümüzde Manisa'nın Salihli ilçesinin İz-mir-Ankara yolu üzerinde yer alan Sart Köyü'nde bulunmaktadır. Sarfta Lidya ve Arami dillerinde yazılmış bir yazıt bulunmuştur. İ.Ö. 4. yüzyıla ait bu yazıtta, Ovadya 20. ayette yer alan 'Sefarad' ismine rastlanmıştır. İberya ve Kuzey Afrika kökenli olan Sefarad Yahudileri'nin ismi buradan gelmektedir.

Sart, antik Lidya Krallığı'nm başkentiydi. Lidya Kralı Gi-ges'in (İ.Ö. yaklaşık 680-644) döneminde Sart’tan geçen Paktol Irmağı'nda (Sart Çayı) altın bulunmuştur. Lidyalılar altın, gümüş ve elektrumdan (altın ve gümüş alaşımı) dünyanın ilk madeni parasını yapmışlardır.

Yuhanna dirilmiş Rab İsa'nın Sart kilisesine söylediği sözleri şöyle aktarır: "...Eğer uyanmazsan, hırsız gibi geleceğim. Hangi saatte geleceğimi hiç bilemeyeceksin" (Vahiy 3:3). Bu sözler, Sarfın zaptedilmez olduğu düşünülen ak-ropolisinin Pers Kralı II. Koreş tarafından İ.Ö. 547'de hiç beklenmedik bir şekilde ele geçirilmesini ima ediyor olabilir. Persliler, Lidyalı bir askerin surdan aşağı yuvarlanan miğferini almak için kullandığı yolu kullanarak kalenin tepesine tırmandılar.533 Sart güney İran'daki Sus Kenti'nden başlayan 2.680 km uzunluğundaki Pers Kral Yolu'nun sonunda bulunuyordu. Bu yolun bir bölümü Sarfta halen görülebilmektedir.
İsa'dan önceki son birkaç yüzyılda Sarfa çok sayıda Yahudi yerleşmiştir. Sarftaki havra, bilinen en eski havra olup Amerikalı Yahudiler'in bağışlarıyla onarılmıştır. Büyük olasılıkla İ.S. yaklaşık 166 yılında inşa edilmiş olan havra bir deprem sırasında yıkılmış ve İ.S. 220 ve 250 yılları arasında yeniden inşa edilmiştir. Havranın mermer duvarında şöyle bir yazı bulunmuştur: "Ben [isim silinmiştir], eşim Regina ve çocuklarımız Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın cömertliği sayesinde havranın tüm mermer kapla¬malarını ve boyasını yaptırdık."


FİLADELFYA

Altıncı kilise günümüzde Manisa'nın Alaşehir ilçesinde bulunan Filadelfya'dır. Filadelfya İ.Ö. 189 yılında Bergama'nın sınır kalesi olarak kurulmuştur. Filadelfya adı 'kardeş sevgisi' anlamına gelmekte olup Bergama Kralı II. Eu-menes'in (İ.Ö. 197-159) küçük kardeşi Attalos'a duyduğu sevgiyi ifade etmektedir. Antik Filadelfya Kenti'nin Hıristiyan geçmişinden geriye kalan tek iz, bir Bizans kilisesinin harabeleridir.


LAODİKYA

Vahiy Kitabı'nda adı geçen yedinci ve son kilise Laodikya'dır. Antik Laodikya Kenti'nin kalıntıları Denizli'nin kuzeyindeki Goncalı Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Selefki Kralı II. Antiyokus kente İ.Ö. 253 yılında boşandığı eşi Laodike'nin adını vermiştir. Antik Laodikya Kenti'nin çok küçük bir bölümü günümüze ulaşabilmiştir. Dirilmiş Rab İsa Laodikya kilisesini şöyle azarlar: "Yaptıklarını biliyorum. Ne soğuksun, ne sıcak. Keşke ya soğuk ya sıcak olsaydın! Oysa ne sıcak ne soğuksun, ılıksın. Bu yüzden seni ağzımdan kusacağım" (Vahiy 3:15-16).

Rab İsa ne soğuk ne de sıcak olmayan (kararsız) Laodikya Kilisesi'ni ılık olduğu için azarlarken, Laodikya'nm antik çağda çektiği içme suyu sıkıntısını ima etmiş olabilir.
Laodikya'dan kuzeye bakıldığında on kilometre kadar uzakta Hierapolis'in harikulade sıcak su travertenleri görülebilmektedir.534 Daha sonra Pamukkale adını alan Hierapolis'in benzersiz sarkıtları ve sığ göletleri turistlerin ilgi odağıdır. Rab İsa belki de Pamukkale'nin sıcak su kaynaklarına atıfta bulunarak 'sıcak' sözcüğünü kullanmıştır. Pamukkale'nin suları bugün 36 °C sıcaklığa sahiptir. Laodikya'nm güneydoğusunda heybetli Honaz Dağı yer almaktadır. Kolose Kenti'nin soğuk suları bu dağdan gelmekteydi. Laodikya hiçbir doğal su kaynağına sahip değildi ve kente 8 km uzaklıktaki Denizli'de bulunan bir sıcak su kaynağından su kemeri ile su taşınıyordu. Bu sıcak su Laodikya'ya ulaşana dek soğuyor ve 'ılık' hale geliyordu.
Kente getirilen su, antik kentin kalıntıları arasında halen görülebilen taştan yapılmış 1 metre genişliğindeki kare biçiminde su borularıyla dağıtılıyordu. Bu borular ortalarından uzunlamasına oyularak daha sonra birleştiriliyordu.
Antik çağda Laodikya'da önemli bir eczacılık okulu vardı. Rab İsa bu nedenle Vahiy 3:18'de 'göz merhemi'nden söz etmiştir.

Üst Büyük Resim : Bergama Kızıl Kilise



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi