İslam Dini Tarikatları

Nizariyye (İsmaili Nizari) Tarikatı

Nizariyye (İsmaili Nizari) Tarikatı
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : İslam Dini Tarikatları Yorumlar : 0 Okunma : 4382 Beğen : 0

İsmailiyye mezhebinin günümüze kadar gelen en önemli kolu. Fatımi Halifesi Müstansır-Billah’ın hilafet devresinin (1036-1094) sonunda Doğu ve Batı İsmailileri olarak iki kola ayrılan mezhep mensuplarından biri Nizariyye, diğeri Müstaliyye adını almıştır. Müstansır - Billah’ın büyük oğlu Nizar’ın imametini benimseyen Nizariler’e göre imamet Nizar’ın hakkı iken gerekli tedbirleri alamadığı için küçük kardeşi Müsta‘li-Billah, kayınbiraderi ve ordu kumandanı Efdal b. Bedr el-Cemali’nin desteğiyle imametini ilan etti. Nizar ise yakalanıp İskenderiye Hapishanesi’nde öldürüldü (488/1095), fakat daha babasının sağlığında Mısır’a gelen ve Efdal ile ihtilafa düşen Hasan Sabbah’ın şahsında hırslı ve muktedir bir destekçi buldu. İmamet konusunda cereyan eden olaylar kırgınlıklara yol açmış, Hasan Sabbah başta olmak üzere Mısır dışında ve doğuda bulunan İsmaililer, Nizar’ı ve onun neslini İslam dünyasının tek hakimi kabul ederek Mısır’daki resmi davetle ilişkilerini kesmiştir. Bu gruba göre Nizar ve oğlu öldürüldüğü için küçük yaştaki bir torunu Hasan Sabbah tarafından İran’a getirilerek yetiştirildi. Mısır’da bulunduğu sırada İsmailiyye doktrinini öğrenen Hasan Sabbah, 483 (1090) yılında Kazvin’in kuzeybatısındaki Elburz dağları üzerinde sarp bir mevkide yer alan Alamut Kalesi’ni zaptederek karargah edindi. Daha sonra bölgedeki diğer kaleleri de ele geçirip hakimiyet alanını genişletti. Dailer, dava için ölümü göze alan fedailer ve düşmanları içinde sayıları bilinmeyen sadık mensuplar Nizariyye’nin gücünü teşkil etmekteydi. Hasan Sabbah’ın kurduğu belirtilen ve Haşşaşin diye anılan terör teşkilatı ise bölgedeki hanedanlar ve devlet adamları için daima bir korku unsuru olmuştur. Nizariyye geleneğine göre Hasan Sabbah ile iki halefi imam olmayıp imamın temsilcileriydi. Dördüncü Alamut hakimi Hasan Ala Zikrihisselam, 17 Ramazan 559 (8 Ağustos 1164) tarihinde kendisinin Nizar’ın neslinden gelen imam olduğunu, kıyamet diye isimlendirdiği yeni bir devrin başladığını, mistik hayatla bağdaşmadığı gerekçesiyle Şii fıkhını ilga ettiğini, mensuplarını namaz, oruç ve diğer dini vecibelerden menedip içkiyi helal kıldığını ilan etti. Hareketleri tepkiyle karşılanan Hasan’ın 561’de (1166) öldürülmesinin ardından sırasıyla A‘la Muhammed, Celaleddin Hasan, Alaeddin Muhammed ve Rükneddin Hürşah, Alamut Nizari imamlığını sürdürdü. Nizari imameti, Hülagû’nun 654 (1256) yılında Alamut ve çevresindeki kaleleri zaptetmesi ve son Nizari imamı Rükneddin Hürşah’ı katletmesiyle büyük bir kesintiye uğradı. Hürşah’tan sonraki imamlar hakkında güvenilir bilgi bulunmadığı gibi imamet silsileleri de birbirinden farklıdır. Nizariyye’nin Ağa Hanlar kolunun kabul ettiği imamet silsilesi ancak XIX. yüzyıl sonlarında benimsenmiştir. Alamut’un düşmesinin ardından Nizari imamlarının Azerbaycan’da yaşadığı hakkında bazı bilgiler mevcuttur. Bu arada İmam Şemseddin Muhammed’den (ö. 710/1310) sonra ihtilafa düşen Nizariler arasında çoğunluğu teşkil eden Kasımşahiler ve azınlıkta kalan Mü’minşahiler diye iki grubun ortaya çıktığı bilinmektedir. Yapılan incelemelerde II. Müstansır ile III. Müstansır’ın mezarlarının Mahallat yakınındaki Encüdan’da bulunduğu tesbit edilmiş olup büyük ihtimalle imamet merkezi otuzuncu imam İslam Şah (ö. 827/1424) tarafından Mahallat’a taşınmıştır. Safeviler dönemi İran’ında İsnaaşeriyye’nin hakim bulunması sebebiyle İsmailiyye propagandası kısıtlanmış, mezhep mensupları daha çok Orta Asya ve Kuzeybatı Hindistan’a yönelmiştir. İran’da bulunan Nizariler, XIX. yüzyıla kadar takıyye uygulayarak kendilerini Nimetullahiyye tarikatı mensubu olarak göstermeye çalışmıştır.

Safeviler’in yıkılışından sonra Nadir Şah zamanında Mahallat’ta İsmaili hakimiyetinin devam etmesine rağmen kırk ikinci imam Seyyid Hasan döneminde imamın ikametgahı Şehribabek’e taşındı. Kerim Han Zend’le iyi ilişkiler kuran kırk dördüncü imam Ebü’l-Hasan Şah 1756 yılında beylerbeyi unvanıyla Kirman valiliğine tayin edildi. Ebü’l-Hasan’ın 1780’de vefatı üzerine imam olan oğlu Halilullah Ali, Kaçar Hükümdarı Feth Ali Şah’la iyi münasebetler tesis etti. İmamet merkezini önce Mahallat yakınındaki Kahak’a, ardından Hindistan’dan gelen mensuplarıyla daha iyi irtibat kurabileceği Yezd’e nakletti. 1817’de imamın mensupları ile Yezd’deki İsnaaşeriler arasında mezhep tartışmasından çıkan kavgada Halilullah öldürülünce oğlu Hasan Ali Şah, Nizariyye’nin kırk altıncı imamı oldu. Yeni imam, Feth Ali Şah’ın kızı Serv-i Cihan Begüm ile evlenip saraya intisap ettikten sonra kendisine “Ağa Han” unvanı verildi. Bu unvan, Hasan Ali Şah’tan sonra gelen üç Nizari imamının da unvanı oldu. Hasan Ali Şah’ın 1881 yılında Bombay’da ölümünün ardından oğlu Ali Şah imam oldu. 1885’te sekiz yaşında imamet mevkiine gelen Sultan Muhammed Şah bu görevi 1957 yılına kadar sürdürdü. Halen Nizari İsmailiyye’nin imamet görevi kırk dokuzuncu imam Kerim Ağa Han tarafından yürütülmektedir.

Nizari doktrini kuvvet, taktik ve hileyi şahsında toplamış bulunan Hasan Sabbah’ın daha Fatımiler’le ilgisini kesmeden önce yeni bir devreye girmişti. Büyük ihtimalle Hasan Sabbah, Şia’nın imama dayandırılan eski talim doktrinini cedel üslûbunda ve edebi şekilde yeniden formüle etmiştir. Buna göre dinle ilgili bilgilerin sadık bir öğreticiden öğrenilmesi zaruri olup bu öğretici de Allah tarafından tayin edildiğine inanılan İsmaili imamıdır. İslam dünyasında geniş yankılar uyandıran bu düşünce başta Gazzali olmak üzere birçok alimin tepkisini çekmiştir. Hasan Ala Zikrihisselam tarafından ilan edilen “kıyametü’l-kıyamat” doktrini, kıblenin değiştirilmesi, namazın ve orucun yasaklanması, içkinin helal kılınması gibi hususlar oğlu Muhammed tarafından sürdürülmüş, kıyamet doktrininin merkezine mevcut (hazır) imam konulmuştur. Ona göre kıyamet imamın ruhi hakikatinde Allah’ı görmekle gerçekleşmiştir. Nizari doktrininde mevcut imama peygamberin üstünde bir mevki verilmiştir. Kıyamet doktrinine göre mevcut imam Ali ile özdeşleşerek onun ruhi gerçekliğinde müminlere tecelli eder, ona inananlar da Selman-ı Farisi ile özdeşleşir. dunyadinleri.com Böylece imam ve inananları arasındaki öğretim hiyerarşisi ortadan kaldırılmış olur. Muhammed b. Hasan’ın halefi Celaleddin Hasan tarafından açıkça reddedilmesine rağmen bu doktrine dayalı imamet düşüncesi halen devam etmekte olup “el-imamü’l-kaim” denilen mevcut imamın emirleri her şeyin üstünde tutulmakta, ibadet esnasında ismi zikredilince secde edilmekte, imamı sevme ve buyruklarını tutma dinin en önemli rüknü sayılmaktadır.

Allah’ın mutlak varlık olduğunu ve her şeyin O’ndan geldiğini benimseyen Nizari İsmailileri Allah’ı tanımanın zamanın imamını tanımak demek olduğunu iddia etmişlerdir. Onlara göre imam fani bir insan ise de onun bilinemeyen bir ilahi tabiatı vardır, imamın sözü Allah’ın sözüdür. Diğer taraftan zekat ikinci esas olup kazancın beşte birinin imama veya yardımcılarından birine verilmesi gerekir. Kelime-i şehadet batılın reddi, hakkın tasdikidir. Taharet adetten ve örften geçmek, zahire uyanlardan kendini korumaktır. Gusül ahdi yenilemek, namaz imamın bilgisine ve gerçek dine ulaşmaktır. Oruç imamın yaptığına ses çıkarmamaktır. Hac imama gitmeye ve onu görmeye işaret eder. Cihad ise insanın kendini Allah’ın varlığı karşısında yok etmesidir. Bununla birlikte bazı Nizari bölgelerde “cemaathane” adı verilen ibadet mahalleri mevcut olup burada “dua” adı verilen bir tür namaz eda edilir. dunyadinleri.com Sabah, öğle ve gece olmak üzere üç namaz vakti belirlenmiştir. Ayrıca yılda bir gün ramazanın yirmi birinde oruç tutulur, Kadir gecesi arayışı içinde ramazanın on dokuz-yirmi üçüncü günlerinde cemaathanede merasim yapılır. Kur’an-ı Kerim’e saygı gösterilmekle birlikte gerek ayetler gerekse hadisler karşısında tutumları belirsiz olup yer yer farklılıklar arzeder (geniş bilgi için bk. Hollister, s. 320-330; Fığlalı, s. 132-135).

Bulundukları yerlerde geniş bir literatür oluşturan Nizari İsmailliler’in Arapça ve Farsça literatürü arasında en çok tanınanı, II. Müstansır-Billah diye bilinen Ali b. Muhammed b. İslam Şah’ın dini ve ahlaki öğütlerini ihtiva eden Pendyad-ı Civanmerdi ile muhtelif devrelerde kaleme alınmış olup kutsal şiirler, ilahiler ve dini konuları kapsayan Ginans’lardır.

Günümüzde Nizari toplumunun takip edeceği düzenli bir hareket tarzı bulunmamakta, daha çok imamlarının uygun gördüğü davranışların benimsendiği görülmektedir. Nitekim III. Ağa Han Sultan Muhammed Şah, mensuplarının hayat tarzlarıyla ilgilenerek alkol ve sigara hariç onların yaşadıkları ülkelere uyum sağlamalarını, dillerini ana dili olarak benimsemelerini ve kanunlarına saygı göstermelerini tavsiye etmektedir (The Memoirs, s. 190).

Halen merkezi Fransa’da bulunan imamet müessesesine bağlı, çoğu Pakistan ve Hindistan’da olmak üzere yaklaşık yirmi ülkede dağınık şekilde yaşayan Nizariler’in sayısı günümüz liderleri İmam Kerim Ağa Han tarafından 20 milyon olarak belirtilmişse de (Sami Nasib Makarem, s. 61) asıl sayının bu rakamın çok altında olduğu tahmin edilmektedir.

Üst Resim : Günümüzdeki Nizari Lideri İmam Kerim Ağa Han ( İsmaili Nizari Kerim Aga Khani)



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

İlgili Sayfalar

Dünya Dinleri