Jainizm (Cayna) Tarihi

Caynizm’in Doğuşu ve Tarihsel Gelişimi

Caynizm’in Doğuşu ve Tarihsel Gelişimi
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Jainizm (Cayna) Tarihi Yorumlar : 0 Okunma : 4761 Beğen : 0


Caynizm, tıpkı Budizm gibi MÖ. 6. Asırda Hint yarımadasının kuzeyindeki Ganj havzasında yer alan Bihar eyaletinde geleneksel Hindu dininin kast anlayışına ve kanlı kurban törenlerine karşı reaksiyoner bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Tarihsel süreçte uluslararası ölçekte yayılamamışsa bile, bugüne kadar Hint yarımadasındaki varlığını sürdürmüştür. Caynizm’in bağlılarının neredeyse tamamı Hindistan’da yaşamaktadır. Caynizm daha ziyade zühd ve riyazet ehlinin dini olarak dinler tarihçilerinin ilgisini çekmeyi sürdürmektedir. Caynistler, canlı-cansız her varlığın bir ruha sahip olduğu ilkesinden hareketle her türlü varlığa zarar vermeyi yasaklayan ahimsa prensibine katı bağlılıkları, savundukları ateist ve hümanist anlayışların yanı sıra Kalidas ve

Mahatma Gandhi gibi uluslar arası üne sahip Hintli edebiyat ve siyaset adamlarının destekleri sayesinde kendilerini dünyaya tanıtmayı başarabilmişlerdir. Gerçekten Caynizm ve Budizm, birçok bakımdan birbirine benzer. Söz konusu iki dünya arasındaki benzer hususları altı noktada toplamak mümkündür:
• Her ikisi de Kuzey Hindistan’da aynı bölgede ve dönemde ortaya çıkmıştır.
• Vedaların diline dini otoritesine ve onlardan kaynaklanan dini u ygulamalara karşıdırlar.
• Hint toplumundaki geleneksel sınıfları yani kast sistemini geçe rsiz bulurlar.
• Alemin yaratılması ve devamında Tanrı veya tanrısal güçlerin rolünü kabul etmezler.
• Nihai kurtuluşun ancak katı züht ve riyazet hayatı sayesinde gerçekleşeceğini kabul ederler. Nihai aydınlanmaya kavuşan kimsenin dünyevi ve insani sınırlamalar ile samsara çarkından ebediyen kurtulacağına
inanırlar.
• Arhat, Tathagatha, Siddha, Mukta gibi terimleri nihai aydınlanmaya ulaşan kimseler için aynı anlamlarda kullanırlar.

Bütün bu benzerliklere rağmen Caynizm, perrennial felsefeyi çağrıştıran din anlayışı, aynı ezeli hikmeti tarihin değişik dönemlerinde insanlara anlattıkları varsayılan Tirtankaraları, onların heykelleri etrafında oluşan dini uygulamaları, alemdeki her şeyin canlı ve sabit bir ruha sahip olduğunu kabul eden varlık anlayışı ve karmayı genel ahlaki nedensellik yasası dışında jiva atomlarıyla birleşerek onların asli özelliklerini örten bir çeşit ezeli maddi unsur olarak kabul eden ontolojik görüşleri ile Budizm’den; Ahimsanın sadece insanlara değil, her türlü canlıya karşı uyulması gereken bir kural olduğu, dünyanın yaratılmasından sorumlu bir tanrı veya tanrısal varlıkların olmadığı noktasında Hinduizm’den farklıdır.

Mevcut kaynaklara göre Caynizm’in kurucusu veya sistemleştiricisi Vardhamana’dır. O tahminen MÖ. 540 yıllarında dünyaya gelmiştir. Tıpkı Budda gibi kşatriya kastına mensup bir ailenin çocuğu olan Vardhamana, otuz yaşlarına kadar düzenli bir aile hayatından sonra züht ve riyazete başlar. Kaynaklarda böyle bir karar almasında, o sırada anne ve babasını peşi sıra kaybetmesinin veya riyazetin, dönemin yaygın bir geleneği olmasının etkili olduğu zikredilir. Ailesinden ve dünyadan feragat etmesinin sembolü olarak saçlarını ve sakallarını söker ve bir grup münzeviye katılarak asketik bir hayata başlar. Vardhamana/Mahavira’nın katıldığı bu sıkı asketik hayat, çıplaklığı ve yiyeceğini çöplüklerden elde etmeyi de kapsıyordu. Dahası Mahavira, asketik hayatında ne banyo yaptı ne de üzerine konan sinek ve diğer haşeratı bedeninden uzaklaştırmak için
tedbirler aldı. Onüç yıllık katı bir riyazet sonrasında o amacına, yani nihai aydınlanmaya ulaşır. Bundan sonra kendisine Jina (Muzaffer) veya Mahavira (Büyük Kahraman) ünvanı verilir. Jina, doğum-ölüm-yeniden doğum döngüsüne galip gelen anlamında nirvanaya ulaşan anlamındadır. O ömrünün kalan otuz yılını kendisinden önceki yirmi üç Tirthankara’nın öğrettiklerini yeniden yorumlayıp öğrencilerine anlatarak geçirir. MÖ. 470 yıllarında ise 70 yaşlarında ölüm orucu sonunda hayata veda eder.

Caynistlere göre kendi öğretileri Mahavira ile başlamaz. Zira o, bu dönemdeki yirmi dört Tirthankara’nın sonuncusudur. Caynist Kozmolojiye göre, yaşadığımız alem ezeli ve ebedidir. Alem, birbirini izleyen uzun yükseliş ve çöküş süreçlerinde varlığını sürdürür ve bu süreçler sonsuza dek periyodik olarak tekrarlanır. Yüseliş dönemlerinde alemde mutluluk ve huzur hakimdir, insanlar uzun ömre sahiptir. Dolayısıyla bu safhada ruhani liderlere ihtiyaç duyulmaz. Çöküş devreleri başlayınca, hayat günden güne zorlaşır, alemdeki her türlü kötülük artar, insanların ömrü giderek kısalır. Dolayısıyla dünyada huzur ve mutluluk ortadan kalkar. İşte Tirthankara adı verilen ruhani liderler, dünyada huzur ve mutluluk arayan insanlara yardımcı olmak, onlara örnek olmak üzere çöküş ve sıkıntı devrelerinde ortaya çıkarlar.

Altı alt döneme ayrılan çöküş devresinin beşinci safhası Mahavira’nın ölümünden üç yıl sonra başlamıştır. Bu safhanın yirmi bir bin veya kırk bin yıl devam edeceği varsayılır. Bundan sonra ise şartların daha da kötüleşeceği altıncı ve son safha başlayacaktır. Onun da sonunda her şey fırtınalarla yok olacak ve bu felaketlerden çok az kimse kendini kurtarabilecektir. Böylece çöküş devresi, sona erecek, ve sonrasında her şeyin giderek iyileşeceği yeni bir gelişim devresi başlayacaktır. Bütün bu olaylar tamamen doğanın kendi kurallarına göre cereyan edecek ve yüce bir Tanrının bu gelişmelerde bir müdahalesi olmayacaktır.

Dinler Tarihçileri, yeterli belge ve kanıtları olmamasından ötürü Mahavira’dan önceki Tirthnakaralara dair rivayetlerin çoğunluğunu kabul etmez. Sadece 22, 23, 24. Tirthankaraların tarihi şahsiyetler olabileceğini kabul ederler. Bunların da muhtemelen MÖ. 9-6. asırlar arasında yaşamış ve Vedalardan farklı bir din anlayışını savunan, nihai kurtuluş için kurban törenleri yerine katı züht ve riyazet hayatı öneren kimseler, diğerlerinin ise mitolojik varlıklar olabileceğine inanırlar.

Mahavira’nın öğrettikleri, onun XI. halefi kabul edilen Bradrabhahu’ya kadar şifahi olarak aktarılmış ve MÖ. 4. asırdan itibaren yazıya geçirilmeye başlanmıştır. Bu dönemde Maurya Kralı Chandragupta’nın (ölümü MÖ:293) Caynizm’i benimsemesi ve onu krallığın resmi dini kabul etmesi, bu gelişmenin en önemli nedenidir. Caynizm bu dönemde altın çağlarını yaşamasına rağmen, yine aynı tarihlerde sonuçları bugüne kadar devam eden Digambara (Hava giyinenler) ve Svetambara (Beyaz Giyinenler) şeklinde bir bölünme yaşanmıştır. Bunun temel nedeni olarak, iki keşiş arasındaki liderlik mücadelesi kabul edilebilir. Zira iki mezhep arasındaki farklılıklar öğretide değil, daha ziyade dini uygulamalardadır. Örneğin, hava giyinenler, kadınların manastır hayatına girmesini ve Angaların Mahavira’nın öğretielrini içeren gerçek kutsal metinler olduğunu kabul etmezler, Hava giyinenler, dünyadan tamamen el etek çekerek gerçek bir münzevi olmak için tamamen çıplak olunması gerektiği üzerinde durur. Bu grup mensupları Mahavira’nın tamamen çıplak olduğuna ve basit bir giysi de dahil kişinin sahip olduğu her tür malın gurur, kibir ve utanç kaynağı olduğuna inanmaktadır. Kısaca bu grup mensuplarına göre, elbise giymek, süs eşyası bulundurmak, kişinin kurtuluşa ulaşamadığının alametidir. Buna karşılık beyaz giyinenler, beyaz elbiseler giyinmeyi manastır hayatının kurallarının çiğnenmesi olarak görmezler, ayrıca kadınların da züht ve riyazet hayatına girebileceğini, Angalar ve onların yorumu niteliğindeki diğer yazılı metinlerin kutsal metinler olduğunu kabul ederler. Miladi 13. Asırda ortaya çıkan bhakti düşüncesi Caynizm’in gelişimini önemli oranda durdurmuş olsa bile onlar, varlıklarını hala devam ettirmektedir.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri