Maliki Usulünde Ma cera bihi’l-amel ne Demektir ?

Maliki Usulünde Ma cera bihi’l-amel ne Demektir ?
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Maliki Mezhebi İstidlal Usulü Yorumlar : 0 Okunma : 1283 Beğen : 0

Maslahat, örf, zaruret veya bir diğer esasa dayanılarak racih yahut meşhur karşısında tercih edilmiş ve uygulamaya geçmiş zayıf yahut şaz görüştür. “Maceriyyat” olarak da anılan bu kavramın kökeni, amel-i ehl-i Medine’den maslahata kadar Maliki fıkhının karakteristiğini teşkil eden ve erken dönemde ortaya çıkan bir dizi usul kavramına dayanmaktadır. Hacvi, Maliki usulüne göre maslahat veya sedd-i zerai‘ ilkesine dayanmak suretiyle zayıf görüşün kuvvetli görüşe tercih edilebileceğini belirtmektedir. Ma cera bihi’l-amelin maslahat ve örf gibi gerekçeleri ortadan kalktığında ise racih veya meşhur olan görüşe dönülmesi gereklidir. Racih ve meşhuru terketmek için ictihad etmek gerekli olacağından mezhep fakihlerinden müctehid olmayanlar bu iki kategoriye karşı zayıf bir görüşü tercih edemez. Ma cera bihi’l-amel kavramı belirli bir bölgeye has olup olmamasına göre ikiye ayrılır. Belirli bir bölgeye has olmayan görüş ve uygulamalar “el-amelü’l-mutlak” terimi altında toplanırken bir coğrafi bölgeye ait olan ve “el-amelü’l-mahalli” adı verilen kısmına dahil görüşler daha ziyade ait oldukları bölgenin isimleriyle anılmaktadır. Mahalli amellerin en meşhurları amel-i Fasi ve amel-i Kurtuba’dır. Amel kavramı Maliki çevreleri içerisinde Mağrib ve Endülüs’te gelişmiştir. Doğu bölgelerinde ise bu kavram gelişmediği gibi uzun vadeli ve istikrarlı uygulamasına da rastlanmamaktadır. Maliki tarihinde mahalli ameller kadı ve müftülerin takip etmesi gereken kaynaklardan biri olarak kabul edilmiştir. Mesela Kurtuba’da kadılar ancak Kurtuba ameli dışına çıkmamak şartıyla tayin edilirdi. Fas dışında Afrika’nın Sûs gibi bazı bölgelerinin de mahalli amelleri vardır. Maliki literatürü, ma cera bihi’l-amel adı verilen görüşleri fetva ve kaza sahalarında uygulamanın şartları üzerinde ayrıntılı olarak durmuştur.. Mahalli ameller bugün hala Maliki fıkhının yayıldığı bazı bölgelerde varlığını sürdürmektedir. Özellikle amel-i Fasi, Fas’ın ahval-i şahsiyye hukukunda önemli bir yeri haiz olup hakkında kanunun açık hükmünün bulunmadığı meselelerde kadıların başvuracakları kaynaklar arasında yer almaktadır

Ma cera bihi’l-amel, gerek amel-i ehl-i Medine’den gerek örften hayli farklı bir sahaya delalet eder. Amel-i ehl-i Medine fıkıh usulündeki nakli bir kaynak iken ma cera bihi’l-amel mezhep içinde kaza ve fetvada esas olan görüşü temsil etmektedir. Bu görüşü meydana getirenler ve uygulamada esas alınacağını belirleyenler Maliki mezhebine mensup fakihlerdir. Örf de amel-i ehl-i Medine gibi fıkhi görüşleri değil fıkhın kaynaklarından birini temsil etmektedir. Öte yandan bu kaynak sosyal hayat tarafından meydana getirilirken ma cera bihi’l-amel fetva ve kaza sahalarında söz sahibi olan Maliki fakihleri tarafından üretilir. Fıkhın hayata tatbikinde daha önceki uygulamaların göz önüne alınması Maliki mezhebine has bir düşünce olmasa da bunun diğer mezheplere göre Maliki mezhebinde daha geniş bir yer bulduğu, daha fazla işlenmiş ve kurumlaşmış olduğu söylenebilir. Ma cera bihi’l-amel anlayışı, muhtasar türü eserlerle birlikte Maliki fıkıh tarihinde özellikle yargı sahasındaki standartlaştırma çabalarına büyük katkılar sağlamıştır. Ma cera bihi’l-amel ile gerek Anglo-Amerikan hukukundaki “stare decisis”, gerekse kıta Avrupa’sı hukuklarındaki kazai ictihad kavramları arasında dikkat çekici paralelliklerden söz edilmektedir.

Maliki mezhebi çerçevesindeki görüşlerin tasnifinde hem delillerinin kuvveti hem de yaygınlık dereceleri birer kıstas olarak kullanıldığından bir fıkhi görüş bu tasnif içinde birden fazla sınıfa dahil olabilir. Maliki mezhep birikiminde hem racih hem meşhur olan görüşlerin yanında hem meşhur hem ma cera bihi’l-amel olan görüşler de bulunmaktadır. dunyadinleri.com Özellikle bir Maliki çevresinde ma cera bihi’l-amel sıfatıyla uygulanan görüşler, o bölgedeki fakihler arasında yaygınlık kazanmış olduğu için aynı zamanda meşhur kapsamına girmektedir. Nitekim Endülüslü fakihlerin toplu olarak İmam Malik ve İbnü’l-Kasım’a muhalefet ettikleri görüşler aynı zamanda o bölgede asırlar boyunca uygulanan görüşlerdir. Mesela İmam Malik’in borç ve ticaret davalarında tek şahit ve yeminle hüküm vermenin cevazına dair görüşü mezhep kaynaklarında racih görüş olarak kabul edilmiş, Medine ve Mısır çevreleri de bu görüşü benimsemiştir. Endülüs Malikileri ise şahitliğin ancak gerekli şartları haiz iki şahısla gerçekleşebileceği görüşünü kabul etmişlerdir. İbn Abdülberr’e göre bu görüş Yahya b. Yahya’dan itibaren Endülüs’te uygulanmıştır.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri