Maliki Mezhebinde İstislah, Sedd-i Zerai ve Müraatü’l-hilaf

Maliki Mezhebinde İstislah, Sedd-i Zerai ve Müraatü’l-hilaf
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Maliki Mezhebi Usulü Yorumlar : 0 Okunma : 913 Beğen : 0

Şer‘i bir konuda mürsel maslahata dayanarak hüküm verme usulü olan istislahın taşıdığı ana fikir bütün mezhepler tarafından olumlu karşılanmakla birlikte Maliki mezhebinde bu metoda büyük bir işlev alanı verilmiştir. İstislahı ilk defa Malik’in kullandığı birçok müellif tarafından kabul edilse de bu konuda ondan rivayet edilen teorik bir ifadeye rastlanmamıştır. IV. (X.) yüzyıldan itibaren Maliki çevrelerinde tartışılan ve Irak çevresine mensup bazı imamlarla Şafiiler’den İmamü’l-Haremeyn el-Cüveyni ve Gazzali tarafından teorik çerçevesi çizilen bu delil, Malikiler’den Bakıllani ve İbnü’l-Hacib gibi önde gelen bazı usulcüler tarafından reddedilmişse de onların ardından Karafi, İbn Raşid ve Şatıbi çizgisinin istislahı yeniden savunması bu delilin Maliki usulünde yerleşmesini sağlamıştır. İstislah deliliyle zaruret, ihtiyaç, kamu yararı, kamu düzeni ve hatta örf kavramları Maliki mezhebi içinde önemli bir işlerlik ve uygulama alanı kazanmıştır

İmam Malik’in birçok ictihadında etkisi görülen sedd-i zerai‘, yani caiz olanın caiz olmayana vesile olmaması için menedilmesi anlayışı, Maliki usulünün diğer mezheplerin usullerinden farklı olduğu ana noktalardan birini teşkil eder. Mesela hadislerde teşvik edilen şevval ayında altı gün oruç tutulması, bu hadislere muttali olmasına rağmen İmam Malik tarafından cahil müslümanların bu orucu ramazan ayının bir parçası saymaları ihtimaline binaen mekruh kabul edilmiştir. Sedd-i zerai‘ delilinin sahası istislah ve maslahat-ı mürsele kavramının sahası ile büyük ölçüde kesişmekte ve taşıdığı ana fikir esasen Karafi’nin de işaret ettiği gibi diğer mezheplerce de önemli ölçüde benimsenmektedir. Bu delilin Maliki usulünde öne çıkması, mezhep fıkhında akid ve hukuki işlemlerde niyet, kasıt ve saike özel bir önem atfedilmesiyle ve makāsıd düşüncesiyle bir bütünlük arzetmektedir. Maliki fıkhı, sedd-i zerai‘ kavramından hareketle “fethu’z-zerai‘” olarak adlandırılan ve “aslında caiz olmayan bazı tasarrufları bir maslahata vesile oldukları için caiz görme” anlamına gelen prensibi de benimsemiştir. Bu prensibi istislahın bir yönü olarak kabul etmek de mümkündür. Mesela müslüman esirleri kurtarmak amacıyla ele geçirilen düşman mallarından fidye vermenin caiz olduğu görüşüne söz konusu delil kullanılarak varılmıştır .

Müraatü’l-hilaf, “fakihin kendi kabul ettiği delilin gereğinin hilafına da olsa belli durumlarda kendisine muhalif olan diğer bir müctehidin görüşüyle amel etmesi” anlamına gelmektedir. Mesela İmam Malik, velisiz kızın nikahını fasid saymasına rağmen böyle bir nikah vuku bulduktan sonra onun hem mehri hem de kocanın mirasını hak edeceği görüşündedir. Halbuki bu nikah hakkındaki görüşünün sonucu olarak kızın hem mehri hem de mirası hak etmemesi gerekirdi. Ancak Malik’e göre kendi görüşü tatbik edilecek olursa ortaya çıkacak zarar ve mefsedet, bu akdin fasid sayılmasının gerekçeleri arasında yer alan zarar ve mefsedetten daha büyüktür. Dolayısıyla bu meselede muhalif olduğu görüşün neticesini benimsemiştir. (dunyadinleri.com) Aslında istislah ve sedd-i zerai‘ delillerinin bir yansıması olan müraatü’l-hilaf müctehidin kendi görüşünden vazgeçmesini gerektirmemekte, fakat başka bir görüşü ikrar etmesine imkan vermektedir. Şer‘i delilden ziyade tercih kuralı niteliğindeki müraatü’l-hilaf, tasarrufların sonuçlarının gözetilmesine önem veren Maliki mezhebi tarafından terimleştirilmiş ve müstakil bir delil olarak kabul edilmiştir.

Şer‘i delillere ve fıkhın temel hükümlerine muhalif olmayan örfün hüküm elde ederken dikkate alınması gerektiği Maliki mezhebinde de benimsenmekte, birçok Maliki usul eseri örfü fıkhın kaynakları arasında saymaktadır. Örf üzerinde ayrıntılı olarak duran Karafi ve Şatıbi, bu kavrama çok geniş bir anlam yükleyerek insanların zorunlu davranış ve ihtiyaçlarını da örf kapsamına dahil etmekte, belirli bir coğrafyaya, dile veya ticaret gibi sosyal alana ait olup değişen örflerin de fıkıh tarafından itibara alınmasını önermektedir.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! https://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Dünya Dinleri