budizm de ruh

İlgili Sayfalar : Budizm

Bununla ilgili en ayrintili bilgi aslinda Milinda…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    Bununla ilgili en ayrintili bilgi aslinda Milinda Panha denilen Buddhist metninde verilir. Ben de bu konuda daha once cesitli yerlerde yazmistim. O yaziyi buraya kopyalamak istiyorum:

    Bir bilardo topu kendinin aynı olan başka bir bilardo topuna çarpar ve durur… Ancak ikinci top ilk toptan aktarılan enerjiyle harekete geçer ve devinim devam eder. Buna benzer şekilde öldükten sonra kammic (karmik) nitelikler yeniden doğan kişiye aktarılır. Bu yeniden doğan kişi eskisiyle ne tamamen aynıdır ne de farklıdır.

    Buddhistler zaman zaman "dalga" örneğini de verirler. İnsan "Dalga" deyince, zihinde çevresinden apayrı bi dalga fikri uyanır. Fakat bu tek dalganın kendi başına apayrı bir varlığı yoktur, sadece denizin yüzeyindeki geçici bir şekil değişimidir ve kısa bir süre sonra da denize geri dönecektir. Ne var ki bu dalga yok olup gittiğinde, (daha doğrusu; denize geri döndüğünde) arkasında bir etki, bir "itici kuvvet" bırakır, işte bu kuvvet ikinci bir dalganın oluşumuna neden olur. İlk dalgadan ikincisine geçmis olan bir şey vardır. Denilebilir ki dalga denize döndüğünde geride kalan bir hareket enerjisi vardır ve bu enerji, dışarıdaki diğer hareket enerjileri ile (rüzgar gibi) birleşerek ikinci bir dalganin oluşumuna neden olur.

    Buddhizm'de de benzer şekilde, insanların yaşamları boyunca peşinde koştukları arzuları istekleri, kişiyle elde edemediği şeyler arasında bir bağ yaratır. Bu, arzulanan şeyi elde etmek için kişiyi harekete iten bir bağdır, arzular insanlarda bir hareket enerjisi yaratır. Ölümle birlikte hareket biter, beden yok olur (“denize geri dönme” örneğine benzer şekilde) ama daha önce yaratılmış olan potansiyel hareket enerjisi, gerçek harekete donüşme imkanı bulamadan ortada kalmıştır. Enerji ortada öylece durmaz, var olan enerji yok da olmaz, ama dönüşür. İste bu ortada kalmış olan hareket enerjisi, hareketine devam edebileceği yeni doğmakta olan gibi ikinci bir bedene doğru, tıpkı bir mıknatısın demiri çekmesi gibi, çekilir,ve sonuçta bir önceki yaşamdaki arzu ve tutkular, eğilimler tarafindan yaratılmış olan bu enerji yeni bir bedenin hareketlerini yönlendirmeye devam eder. (Yeni doğan kişinin içerisinde yaşadığı çevresi, yetiştirildiği aile gibi pek çok etmene de bağlı olarak…)


    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.

Dolayisiyla yeniden dogumu aciklamak icin bir ruha…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    Dolayisiyla yeniden dogumu aciklamak icin bir ruha ihtiyac yoktur, ama bir de su var.


    Buddhizm`de yaygin deyise gore "Ruh yoktur" ancak "Ruh" kelimesiyle ne kastediliyor bu onemli. Tipitaka da denilen Pali Kanon ismindeki Buddhist yazilarinda neyin ruh olmadigindan uzun uzun bahsedilir. Yaygin inanisin aksine hicbir yerde basitce "Ruh yok" denmez ancak neyin ruh olmadigi uzerinde durulur. ("Not self" doktrini ya da "anatta" doktrini) Pali Kanon`a gore ornegin duygular ruh degildir, sevincler uzuntuler ruh degildir, akil ruh degildir, kisisel bir ruh yoktur cunku hayatta diger her seyden ayri kendi benligi kisiligi olan degismeyen bir varlik inanci yoktur. Her sey degisim halindedir. Bu doktrin de "anicca" yani gecicilik diye adlandirilir. Bu "not self" ya da anatta doktrini Buddha tarafindan, kendi zamaninda var olan, ruh hakkinda cesitli yanlis anlasilmalari ortadan kaldirmak icin ogretilmistir. Yani ruh; duygularla, hafiza ile akil ile zeka ile bir tutulmamalidir. Buddhizm`de buraya kadar Gnostisizmdeki ya da Hinduizm`deki o kavramlari reddeden ya da onaylayan bir sey yok...

    Ancak Pali Kanon ismindeki Buddhist metinlerinden daha sonra yazilmis Mahayana Sutralari denilen Buddhizm`in Mahayana mezhebinin kabul ettigi yazilar vardir bir de. Iste ilk defa bu metinlerde "Buddha-dhatu" adi verilen her canlinin icinde var olan tathagatagarbha "Buddha dogasi" doktrini vardir. (Ozellikle tathagatagarbha sutralarinda) Bu kavram tam olarak Gnostisizmdeki o "tanik` "bosluk" ya da "gnosis" kavramlarini karsilar. Buddha dogasi, butun canlilarda var olan aydinlanma potansiyelidir ve kisinin en derin "ben"ligi kavramini karsilar. En azindan Mahayana Buddhizminde bu boyle yorumlanir. Ayrica Buddhizm`de Vijnanavada adi verilen "sadece bilinc" ya da “sadece zihin” okulu vardir ve gnostisizmdeki "bosluk", "bilinc" ve "tanik" kavramlari bu okulda “zihin” kelimesi ile ifade edilir. “Zihin” kelimesiyle Gnostisizmin “tanik” “bosluk” “bilinc” kavramlarinin anlattigi seyleri aynen anlatir.

    Sonuc olarak diyebiliriz ki Buddhizm`in cesitli mezhepleri, gnostisizm ile hemen hemen ayni ogretileri ogretir ve kavramlari da gnostiklerin anlattigi seyleri anlatir ancak benzerlikler, araya diger Buddhist mezheplerinin ogretileri de karistigi icin, biraz sonuklesmis soluklasmistir. Ornegin gunumuzde ortalama bir Buddhist ya da Buddhizm`i batililara anlatan ortalama bir kitap, bu ince ayrintilar uzerinde durmayacak, Buddhizm`i kisaca “icinde Tanri ve ruh inanci bulunmayan ateist bir din” olarak tanimlayacaktir.

    Cesitli Buddhist ekollerle Hindu Advaita`nin ne kadar benzer oldugunu, hatta tamamen ayni seyi ogrettigini, asagidaki gibi deyisler bize acikca gosteriyor. Cesitli Buddhist okullari da Hinduizmin Advaita`sindaki, her sey olan her seyin icinde, herkeste ayni ve bir olan kisiliksiz, tanik "Atman" i ogretmektedir. (Anatta doktrini ise daha cok Theravada tarafindan savunulur ve herkeste ayri olan, duygularla, dusuncelerle...vs ozdeslestirilen, "kisilik sahib" bir ruh/Atman kavraminin reddine dayanir)

    Bir Buddhist ustadan:

    "Tüm Buddhalar ve insanlar tek bir zihinden başka bir şey değil. Onun dışında hiç bir şey yok. Bu zihnin başlangıcı yok, doğumu yok, ölümü yok. Ne yeşil ne sarı, biçim ve görünümden uzak, ne varlık ne de yokluk denilebilir ona. Tam burada, olduğu gibi ama daldan dala atlayan düşünceler üretildiğinde hataya düşersin. Sınırsız bir boşluk gibi, ölçünün ve hesabın ötesinde. Bu tek zihin bizzat Buddha'dir ve Buddha ile insanlar arasında bir fark yoktur. Ancak insanlar harici biçimlere bağımlıdır ve kendilerini dışarıda ararlar. Ne kadar kovalarsan, o kadar elden kaçırırsın. Sen umutsuzca bir "Buddha"yı arayan bir Buddha'sın. Zihin, zihne tutunmaya çalışıyor. Tüm çabanla sonsuza dek dene, asla kavuşamayacaksın. Birbiri ardına açılan düşüncelerini biraz dinlendir ve boş kaygılarını bir kenara bırak, işte Buddha karşında apaçık duruyor."

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.