Diğer Dinler ve Dini Konular

Ana Sayfa Forum Din ve İnançlar Diğer Dinler ve Dini Konular Bilim tüm hastalıklara çare bulacak mı?

Bilim tüm hastalıklara çare bulacak mı?

  • breeze t
    breeze t
    dunyadinleri.com/merkurmerkur
    buradaydı
    Cinsiyet : Bayan
    Şehir : İzmir
    Meslek : tercüman ve eğitim
    Giriş : 4
  • Yazan : breeze t Tarih : Kategori : Diğer Dinler ve Dini Konular Cevaplar : 0 Okunma : 148 Beğeniler : 0
    Bilim tüm hastalıklara çare bulacak mı?

    ÇAĞDAŞ bilim tüm hastalıklara çare bulacak mı? Acaba Kutsal Yazıların İşaya ve Vahiy kitabında önceden bildirilenler, hastalığın olmadığı bir dünyanın bizzat insan tarafından oluşturulacağına mı işaret eder? Sağlık alanında elde edilen birçok başarıdan dolayı, bazıları bunun inanılmaz olduğunu düşünmüyor.

    Hükümetler ve hayır işleriyle uğraşanlar, hastalıklara karşı yürütülen daha önce hiç görülmemiş bir kampanyada şimdi Birleşmiş Milletler’le birlikte çalışıyorlar. Bu ortak çalışmalardan birinin odak noktası, gelişmekte olan ülkelerdeki çocuklara aşı yapılmasıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu’na göre, eğer ülkeler hedeflerine erişirlerse “2015’te, dünyanın en yoksul ülkelerinde yaşayan 70 milyondan fazla çocuğa şu hastalıklara karşı yaşam kurtarıcı aşılar her yıl yapılmış olacak: verem, difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, sarı humma, haemophilus influenzae tip B, hepatit B, çocuk felci, rotavirüs, pnömokok, menengokok ve Japon ensefaliti.” Temiz su, iyi beslenme, hijyen ve eğitim olanaklarının yeterli düzeyde elde edilmesi gibi, temel sağlık gereksinimlerinin sağlanması için de önlemler alınıyor.

    Ancak bilim adamları sağlıkla ilgili temel gereksinimlerden çok daha fazlasını sağlamayı amaçlıyorlar. Modern teknoloji tıp alanında devrim yapıyor. Neredeyse her sekiz yılda bir, bilim adamlarının tıp bilgilerini iki katına çıkardığı söylenmektedir. Hastalıklarla savaşta elde edilen en son teknolojik başarılar ile varılan hedeflerden sadece birkaçı aşağıda görülüyor:

    ▪ X-ışını görüntüleme Doktorlar ve hastaneler 30 yılı aşkın bir süredir BT olarak bilinen tekniği kullanmaktalar. BT sözcüğü bilgisayarlı tomografi için kullanılan bir kısaltmadır. BT aygıtı, vücudumuzun içinin X-ışınıyla çekilmiş üç boyutlu görüntülerini gösterir. Bu görüntüler hastalıkların teşhisi ve vücudun içindeki anormalliklerin incelenmesinde yararlıdır.

    Radyasyona maruz kalmanın yol açtığı tehlikeler konusunda bazı anlaşmazlıklar olsa da, tıp uzmanları bu ileri teknolojinin gelecekteki yararları konusunda iyimserler. Chicago Üniversitesi Hastanesi’nde radyoloji profesörü olan Michael Vannier şunları söylüyor: “Sadece son birkaç yılda gelişmeler öylesine hızlandı ki, akılları durduracak boyutlara erişti.”

    BT aygıtları şimdi daha hızlı, daha güvenli ve daha ucuz. En son çıkan inceleme yöntemlerinin hızı da önemli bir avantaj. Bu, özellikle kalple ilgili incelemelerde geçerlidir. Kalp sürekli attığı için, kalbin X-ışını görüntülerinin birçoğu bulanık çıkardı ve bu durum, görüntülerin doğru şekilde değerlendirilmesini zorlaştırırdı. Bir bilim derginin açıkladığı gibi, yeni aygıtların “vücudun çevresinde dönme süresi saniyenin sadece üçte biri kadardır ve bu, tek bir kalp atımı için geçen süreden daha kısadır”; böylece daha net görüntüler elde edilir (New Scientist).

    En son çıkan aygıtlar sayesinde, doktorlar hem vücudun içindeki anatomik ayrıntıları görüyorlar hem de belirli bölgelerin biyokimyasal etkinliğini inceliyorlar. Bu yöntem kanserin erken evrelerde saptanmasına olanak sağlayabilir.

    ▪ Robotik cerrahi Gelişmiş teknolojiye sahip robotlar artık varlıklarını sadece bilimkurgu dünyasında sürdürmüyorlar, onlar tıp alanına da geçtiler. Zaten binlerce ameliyat, robotların yardımıyla yapılıyor. Bazı durumlarda cerrahlar uzaktan kumandalı bir aygıt kullanarak ameliyat yapıyorlar; bu aygıt sayesinde robotun birkaç kolunu hareket ettirebiliyorlar. Robotun kolları neşterler, makaslar, kameralar, koterler ve diğer ameliyat aletleriyle donatılmış durumdadır. Bu teknoloji cerrahlara son derece karmaşık ve zor ameliyatları büyük bir titizlikle yapma fırsatı veriyor. Bir dergi şunları bildiriyor: “Bu yöntemi uygulayan doktorlar açık ameliyat yapılan vakalara göre, bu hastalarda daha az kan kaybı ve ağrı olduğunu, komplikasyon riskinin azaldığını, hastanede yatış sürelerinin kısaldığını ve daha hızlı iyileştiklerini gördü” (Newsweek).

    ▪ Nanotıp Nanotıp, nanoteknolojinin tıp alanında uygulanmasıdır. Nanoteknoloji, mikroskobik nesneleri kullanma ve icat etme bilimidir. Bu teknolojide kullanılan ölçü birimi nanometre olarak adlandırılır ve bu, metrenin milyarda biridir.*

    Bu ölçünün ne kadar küçük olduğunu şöyle örnekleyebiliriz: Şu an okuduğunuz sayfa 100.000 nanometre kalınlıktadır ve insanın bir saç teli ise yaklaşık 80.000 nanometredir. Bir alyuvarın çapı yaklaşık 2.500 nanometredir. Bir bakteri yaklaşık 1.000 nanometre, bir virüs 100 nanometre uzunluktadır. DNA’mızın çapı ise neredeyse 2,5 nanometredir.

    Bu teknolojiyi savunanlar yakın gelecekte bilim adamlarının, insan vücudunda tıbbi işlemler yapabilmek üzere tasarlanmış küçücük aygıtlar geliştirebileceklerine inanıyor. Çoğu kez “nanomakineler” olarak adlandırılan bu küçük robotlar kesin talimatların programlandığı mikroskobik bilgisayarlar taşıyacak. Bu oldukça karmaşık makinelerin 100 nanometreden büyük olmayan parçalardan yapılacak olması şaşırtıcıdır. Bu, alyuvarların çapının 25’te biri kadar olacakları anlamına gelir.

    Bu kadar küçük oldukları için, bir gün nanoaygıtların küçücük kılcal damarlardan geçebileceği; kansızlığın olduğu dokulara oksijen verebileceği; damarlardaki tıkanıklıkları ve beyin hücrelerindeki plakları ortadan kaldırabileceği; hatta virüs, bakteri ve diğer enfeksiyon etkenlerini bulup yok edebileceği umuluyor. Nanomakineler ilaçların doğrudan belirli hücrelere ulaşması için de kullanılabilir.

    Bilim adamları, nanotıbbın yardımıyla kanserin daha çabuk teşhis edileceğini tahmin ediyorlar. Tıp, fizik ve biyomedikal mühendisliği dalında profesör olan Dr. Samuel Wickline şunları söyledi: “Çok küçük kanserleri her zamankinden çok daha erken tespit etmek; onları sadece bulundukları bölgede etkili ilaçlarla tedavi etmek ve aynı zamanda zararlı yan etkileri azaltmak için muazzam olanaklar var.”

    Geleceğe ait bir fanteziymiş gibi gelebilirse de, bazı bilim adamları nanotıbbın gerçekten olabileceğini düşünüyor. Bu alanda önde gelen araştırmacılar önümüzdeki on yıl içinde nanoteknolojinin canlı hücrelerin molekül yapısını onarma ve yeniden düzenleme işinde kullanılacağını umuyor. Bunu savunan biri şöyle iddia ediyor: “Nanotıp 20. yüzyılın neredeyse tüm yaygın hastalıklarını ve hemen hemen tüm tıbbi acı ve sıkıntıları ortadan kaldıracak ve insanın yeteneklerinin gelişmesini sağlayacak.” Şimdi bile bazı bilim adamları nanotıp teknolojisinin laboratuvar hayvanları üzerinde uygulanmasıyla elde ettikleri güzel sonuçları bildiriyorlar.

    ▪ Genomik Gen yapısının incelenmesi “genomik” olarak bilinir. İnsan vücudundaki her hücre yaşam için çok gerekli olan birçok kısımla doludur. Bunlardan biri gen’dir. Her birimizde yaklaşık 35.000 gen var. Bunlar saç rengini, yapısını, deri ve göz rengini, boyu ve fiziksel görünüşümüzdeki diğer özellikleri belirler. Genlerimiz iç organlarımızın özelliğinin belirlenmesinde de önemli bir rol oynar.

    Genler hasar gördüğünde, bunun sağlığımız üzerinde bir etkisi olabilir. Gerçekten de, bazı araştırmacılar tüm hastalıkların genetik bir bozukluktan meydana geldiğine inanıyor. Bazı kusurlu genleri ana babamızdan miras alıyoruz. Başka genler de çevremizdeki zararlı etkilere maruz kaldıkları için hasar görüyor.

    Bilim adamları bizi hastalıklara yatkın kılan belirli genleri yakında teşhis edebileceklerini ümit ediyorlar. Bu, doktorların, örneğin belirli kişilerin kansere diğerlerinden neden daha yatkın olduğunu ya da bazı kimselerde bir kanser türünün başkalarına göre neden daha kötü seyrettiğini anlamasını sağlayabilir. Genomik, bir ilacın bazı hastalarda etkiliyken başkalarında neden etkisiz olduğunu da ortaya çıkarabilir.

    Genlerle ilgili böyle kesin bilgiler “kişiselleştirilmiş tıp hizmetleri” olarak adlandırılan bir uygulamaya yol açabilir. Bu teknolojiden nasıl yararlanabiliriz? Kişiselleştirilmiş tıp hizmetleri kavramı, tıbbi bakımın herkesin kendine özgü genetik yapısına göre uyarlanabileceği fikrini veriyor. Örneğin, genlerimizin incelenmesi belirli bir hastalığın gelişmesine yatkın olduğumuzu ortaya çıkarırsa, doktorlar belirtiler ortaya çıkmadan uzun süre önce bu hastalığı teşhis edebilirler. Nanoteknolojinin savunucuları hastalığın henüz olmadığı dönemde doğru tedavi, beslenme ve davranış değişikliğiyle hastalığın oluşmasının bile önlenebileceğini iddia ediyorlar.

    Aynı zamanda genlerimiz, vücudumuzda ilaçlara karşı yan etki oluşması olasılığı hakkında da doktorları uyarabilir. Bu bilgi sayesinde doktorlar reçetelerine, bizim özel durumumuza uygun belirli bir ilaç türünü ve gerekli dozu yazabilirler. Bir gazetede şunlar bildiriliyor: “2020 yılında [kişiselleştirilmiş tıp hizmetlerinin] etkisi bugün herhangi birimizin tahmin edebileceğinden herhalde çok daha kapsamlı olacak. Toplumumuza büyük zarar veren şeker hastalığı, kalp hastalığı, Alzheimer hastalığı, şizofreni ve başka rahatsızlıklar için bireylerin genlerine göre tasarlanmış yeni ilaçlar geliştirilecek” (The Boston Globe).

    Yukarıda sözü edilen teknolojiler, bilimin gelecek için vaat ettiklerine sadece birer örnektir. Tıbbi bilgi hiç görülmemiş oranda artmaya devam ediyor. Fakat bilim adamları hastalıkları yakın bir zamanda tamamen ortadan kaldırmayı beklemiyorlar. Hâlâ aşılamaz gibi görünen birçok engel var.

    Aşılamaz Gibi Görünen Engeller

    İnsanların davranışı hastalıkların ortadan kaldırılması konusundaki ilerlemeyi yavaşlatabiliyor. Örneğin bilim adamları belirli ekosistemlere insan eliyle verilen zararın sonucunda yeni ve tehlikeli hastalıkların ortaya çıktığına inanıyor. Yabanıl Yaşamı Koruma örgütünün başkanı Mary Pearl bir gazetede kendisiyle yapılan söyleşide şunları söyledi: “1970’li yılların ortasından beri AIDS, Ebola, Lyme hastalığı ve SARS dahil 30 yeni hastalık ortaya çıktı. Bunların çoğunun yabanıl yaşamdan insan topluluklarına geçtiğine inanılıyor” (Newsweek).

    Ayrıca insanlar daha az taze meyve ve sebze yiyorlar; daha fazla şeker, tuz ve doymuş yağ tüketiyorlar. Bu beslenme tarzı, fiziksel aktivitenin azlığı ve beraberinde başka sağlıksız alışkanlıklar kalp-damar hastalıklarında artışa yol açıyor. Sigara kullanımındaki artış ciddi sağlık sorunlarına ve tüm dünyada milyonlarca kişinin ölümüne yol açıyor. Otomobil kazaları yüzünden her yıl yaklaşık 20 milyon kişi ağır yaralanıyor ya da ölüyor. Savaş ve diğer şiddet türleri sayısız insanın ölümüne ve sakatlanmasına neden oluyor. Alkol ve uyuşturucu kullanımı yüzünden milyonlarca kişinin sağlığı bozuluyor.

    Gerçek şu ki, sebep ne olursa olsun, tıptaki tüm gelişmelere rağmen bazı hastalıklar büyük acılar vermeye devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre ‘150 milyondan fazla kişi yaşamının bir döneminde depresyon geçiriyor, ayrıca yaklaşık 25 milyon kişi şizofreni ve 38 milyon kişi sara hastasıdır.’ HIV/AIDS, ishalle seyreden hastalıklar, sıtma, kızamık, zatürree ve verem milyonlarca kişiye bulaşıyor; sayısız çocuğu ve genç erişkini öldürüyor.

    Hastalıkların yok edilme uğraşının önünde aşılamaz gibi görünen başka engeller de var. Yoksulluk ve kötü yönetimler iki büyük engeldir. WHO geçenlerde yayımladığı bir raporda, başarısız yönetimler ve parasızlık olmasa bulaşıcı hastalıklardan ölen milyonlarca kişinin kurtarılabileceğini belirtti.

    Bilimsel bilgi birikimi ve tıptaki çarpıcı gelişmeler bu engellerin aşılmasına yardım edecek mi? Yakında, hastalığın olmadığı bir dünya görecek miyiz? Yukarıda anlatılan etkenlerin net bir cevap vermediği doğrudur. Fakat Mukaddes Kitap bu soruya ışık tutar.


    Tüm Hastalıklar Bitecek!

    BİRÇOK insan ölümden sonra gökyüzündeki yaşamda acılardan ve hastalıklardan kurtulacağını ümit ediyor. Fakat yaygın inanışın tersine, aslında Mukaddes Kitabın insanlığa sunduğu ümit genelde yeryüzü cennetindeki yaşamdır (Mezmur 37:11; 115:16). Bu vaat edilen gelecek kusursuz sağlığı, mutluluğu ve sonsuz yaşamı içerir.

    Neden hastalanıyor ve ölüyoruz? Hastalığın olmadığı bir dünya nasıl olacak? Mukaddes Kitap bu sorulara yanıt verir.

    ▪ Hastalıkların gerçek nedeni İlk ana babamız Âdem ile Havva kusursuz sağlığa sahip bedenlerle yaratıldılar (Tekvin 1:31; Tesniye 32:4). Onlar yeryüzünde sonsuza dek yaşamak üzere yaratıldılar. Tanrı’ya kasten isyan ettikten sonra bedenleri hastalıklara yatkın hale geldi (Tekvin 3:17-19). Onlar Tanrı’nın yetkisini reddetmekle Yaratıcıyla, yani kusursuz yaşamlarının Kaynağıyla aralarındaki bağları kopardılar; kusurlu oldular. Sonuçta hastalandılar ve öldüler; tıpkı Tanrı’nın onları önceden uyardığı gibi oldu (Tekvin 2:16, 17; 5:5).

    İsyandan sonra Âdem ile Havva sadece kusurluluklarını çocuklarına miras bırakabildiler (Romalılar 5:12). Önceki makalede söz edildiği gibi, günümüzde bilim adamları miras alınan bozuklukların hastalık ve ölüme yol açtığını kabul ediyorlar. Kapsamlı bir araştırmadan sonra, bir grup bilim adamı geçenlerde şu sonuca vardı: “Yaşam başlar başlamaz vücudun kendini yok edecek süreçleri başlattığı kaçınılmaz bir biyolojik gerçektir.”

    ▪ İnsan çabasıyla değil Bilim, hastalıklarla savaşta büyük başarılar elde ediyor. Fakat hastalıkların nedeninin bilimin tamamen ortadan kaldıramayacağı kadar karmaşık olduğu görüldü. Bu durum, Mukaddes Kitabı inceleyenler için şaşırtıcı değildir; çünkü onlar Tanrı’nın ilhamla yazdırdığı şu sözleri bilirler: “Önderlere, sizi kurtaramayacak insanlara güvenmeyin” (Mezmur 146:3, YÇ).

    Ancak Mukaddes Kitabın bildirdiği gibi, “insanlar için imkânsız olan şeyler, Tanrı için mümkündür” (Luka 18:27). Tanrı hastalıkların nedenini ortadan kaldırabilir. O tüm hastalıklarımızı iyileştirecek (Mezmur 103:3). İlham edilmiş Sözünde şunu vaat ediyor: “İşte, Tanrı’nın çadırı insanlarladır. Kendisi onlarla birlikte oturacak, O’nun toplumu olacaklar. Tanrı da onlarla olacak. Gözlerinden bütün gözyaşlarını silecek. Artık ölüm olmayacak, artık matem, feryat ve acı da olmayacak. Önceki şeyler geçti” (Vahiy 21:3, 4).
    ▪ Yapmanız gerekenler İsa Mesih gelecekte hastalığın olmadığı bir dünyada yaşamak için neler yapmamız gerektiğini açıkça anlattı. O şöyle dedi: “Sonsuz yaşama kavuşmak için, tek gerçek Tanrı olan Seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i bilgi edinerek tanımaları gerekir” (Yuhanna 17:3).

    Tanrı ve İsa’nın öğretileri hakkındaki bilgi Mukaddes Kitapta bulunuyor. Bu bilgi şimdiden daha iyi bir yaşam sürmenizi sağlayabilecek uygulanabilir öğütler içeriyor. Üstelik, Tanrı itaatli hizmetçileri için acının olmadığı bir dünya da vaat ediyor. Evet, Tanrı size ‘orada oturanın hastayım demeyeceği’ bir gelecek sunuyor (İşaya 33:24).

    İmza