Dünya

Ana Sayfa Forum Gündem Dünya Suriyede Halk İki Sakalın Farkını Çok İyi Biliyor !

Suriyede Halk İki Sakalın Farkını Çok İyi Biliyor !

  • Promete ..
    Promete ..
    dunyadinleri.com/promete5216e
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İçel
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 55
  • Yazan : Promete .. Tarih : Kategori : Dünya Cevaplar : 4 Okunma : 2717 Beğeniler : 0
    Suriyede Halk İki Sakalın Farkını Çok İyi Biliyor !

    Merakla bekliyorduk iki sakalı kıyaslamaya kalkışacak bir aklıevvel çıkacak mı diye… Çıktı.

    İki sakal, yani önce Küba’da sonra Bolivya’da devrim için savaşan Che’ninkiyle Ortadoğu’da gırtlak kesen ÖSO’cu, El Kaideci, Müslüman Kardeş ya da Selefi sürülerinki.

    Evet, yanlış okumadınız.

    Ezilen halkların faşist cuntalara, emperyalist zorbalığa karşı verdiği kurtuluş mücadeleleri ile Amerikan desteği ve Suudi parasıyla Arap halklarına “bahar” yaşattığı söylenen güruhun mücadelesini birbiriyle aynı kefeye koyan bir aklıevvel çıktı.

    İspanya İç Savaşı, Yunan İç Savaşı neyse bugün Suriye’de olan da oymuş!

    Che Bolivya’da ne yapmışsa, hani şu Libya asıllı İrlandalı Mehdi el Harati gibiler de Halep’te onu yapıyormuş!

    ABD’den maaş alıp önce Libya’da bugün de Suriye’de “devrim” yapan sakallılarla Bolivya’da katledilen Che’ninki arasında ne fark var diye soruyor Taraf’ın sakalsızı…

    Yıldıray Oğur, Hatay’ın Yeşilpınar İlçesi’nde geçen hafta sonu düzenlenen “Barışa Çığlık” forumunu dolamış diline bu kez. Söylediklerini kendisi ve yazdığı yayın organı bir “cesaret” örneği olarak görüyor olabilir. Ne de olsa “söylenemez olanı söylemiş”:

    “Başka ülkelerden gelen askerler için suç duyusu yap, ardından da Bolivya’da savaşırken öldürülen Arjantinli Che Guevara’ya selam gönder.”

    “Böylesine bir baş çelişki ancak Türkiye soluna yakışır.”

    Oysa bu sözlerin “söylenemez” kabul edilmesi cesaret gerektirmesinden değil, söz sahibinin inanılmaz cehaletini ve okurunu aptal yerine koymasını yansıtmasından kaynaklanıyor. Ancak belli ki Oğur için ayıbın da, edebin de, okurun da, aklın da önemi yok. O “hepsi sakallı, ne farkları var” diye sormaya cüret ediyor.

    Dışişleri Bakanı’nı savunuyor. Apaydın Kampı’na kimsenin sokulmamasının nedeni basitmiş: Güvenlik!

    Kendisi cahil, okurunu aptal yerine koyuyor; bunları anladık. Ama bir de sahtekar olduğunu anlıyoruz.

    “Güvenlik” nedeniyle kimsenin sokulmadığı o Apaydın Kampı’nda silahlı unsurların barındığını bizzat Dışişleri Bakanı söylüyor. Ancak o silahlı unsurların Suriye sınırına 2 kilometre mesafede ne aradıklarına ilişkin tek söz yok. Aynı silahlı unsurların silah bıraktıklarına ve mülteci statüsü için başvurduklarına ilişkin de tek söz yok. Yani oradakiler mülteci falan değil, silah bırakmış da değil.

    Eğer başka bir ülkede çatışmalara karışmış silahlı unsurlar bir diğer ülkeye sığınırsa, o diğer ülkenin yapması gerekenler belli: O unsurları sivillerden ayıracak, silahsızlandıracak ve sınırdan uzak yerlere götürerek enterne edecek.

    Bunlardan hangisi yapılmış?

    Bunlardan herhangi birinin yapılmadığını herkes biliyor. Dahası aynı unsurların diğer kamplardan militan devşirdiğini de herkes biliyor. Yani, Oğur’a göre, “güvenlik” nedeniyle hiç kimsenin sokulmadığı Apaydın Kampı’ndakiler gibi unsurlar, aslında Türkiye’ye gelen bütün mültecilerin ve de kampların bulunduğu Türkiye kentlerindeki halkın güvenliğini tehlikeye atıyor. Üstelik bunu yapmaları için Suudi Arabistan ve Katar’dan para alıyor, AKP hükümetinden destek görüyor ve CIA’nın sevk ve idaresinde çalışıyorlar.

    Bunların hepsini gazeteler yazıyor mu, yazmıyor mu? Bunların hepsi resmi ağızlardan söylendi mi söylenmedi mi?

    Artık gün aşırı aynı grupların yandaşlarının Suriye’de gırtlak kestiği, insanları binaların çatılarından aşağı fırlattığı görüntüler yayınlanıyor mu yayınlanmıyor mu?

    Ama Oğur gibilere göre bunlar güvenliği tehdit edenler değil, aksine “güvenliği tehdit altında olanlar”!

    Aynen şöyle yazıyor Taraf’ın sakalsızı: “Dışişleri Bakanı Davutoğlu ‘Güvenliklerinden kaygı duyulan kişiler orada kalıyor’ diyor. Daha açık nasıl anlatılabilir. Siz o kampta kalan insanların kaçtıkları düşmanlarıyla dayanışma içindesiniz. Kadın sığınma evine Maço Erkeklerle Dayanışma Derneği’ni de almazlar mesela. (O sloganlardan anlıyoruz ki Hatay’da sadece muhalif mülteciler yok, Esedciler de var. O mültecilerden şikâyetçi olan o Esedciler olmasın?)”

    Psikolojik harp teknikleri konusunda eğitimli belli ki… “Sakın o mültecilerden şikayetçi olanlar Esedçiler olmasın”mış…

    “Suriye’de halk Esad’a karşı savaşıyor” yalanının tutmadığını, hiç kimsenin bu kara propagandayı yutmadığını, bölge halkının ise hiç yutmadığını birinin bu şahsa anlatması gerek.

    Tıpkı NATO uçaklarının kanatları altında Libya’da iktidarı alanların “devrimci” olduğu palavrasını hiç kimsenin yutmaması gibi…

    Bölgedeki insanları Esad’a sahip çıkmaya ittirenin ne olduğunu gayet iyi biliyorlar: Kendi yalanları!

    Emperyalizm ve işbirlikçilerinin Suriye’de yedikleri haltları teşhir edenlerin Esad’a meyledenlerle sınırlı olmadığını da gayet iyi biliyorlar. Hepsini aynı kefeye koymak, “düşmanı” tek tipleştirmek iyi bilinen bir psikolojik savaş taktiği… Ama bu taktikleri artık o kadar çok kullandılar ki artık halk bu numaraları nerede görse tanıyor.

    Kısacası halk iki sakalın farkını çok iyi biliyor ve soruyor: Sakın Che’nin sakalıyla Suriye’deki İslamcı şürekânın sakalının aynı olduğunu söyleyenler sakalsız Müslüman Kardeş olmasın…

    İmza

Doğruya doğru arkadaş. Esad'a karşı savaşan milita…

  • Ahmet Ademoğlu
    Ahmet Ademoğlu
    dunyadinleri.com/ahmet10087
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 547
    İnandığınız Din : İslam (Sünni)
    İnançlı Birimisiniz? : Çok İnançlıyım
  • Yazan : Ahmet Ademoğlu Tarih : Beğeniler : 0

    Doğruya doğru arkadaş. Esad'a karşı savaşan militanların çoğu paralı islamcı militanlar. Bir muhafazakar olarak diktatör esad'a karşı suudi, katar ve türkiye diktatörleri tarafından maaşa bağlanan insanlar öldüğünde şehit olurlarmı acaba? Allah bilir ama emperyalizme sonuçta uşaklık ediyorlar. Bilerek veya bilmeyerek. Esad gitmeli ama Esad'ın gidişi emperyalizmin zaferi değil tersine gerçekten demokrasi isteyen (muhtemelen bir avuçtan fazla değildir sayıları) Suriye halkının zaferi olmalıdır. Ve bu zafer hiç kimseyi (nusayrileri, hıristiyanları dürzileri, türkmenleri) ötekileştirmemeli.

    İyi niyetler keşke gerçekleri değiştirebilse.

    Allah her iki taraf tarafından katledilen , zulmedilen mazlumların yardımcısı olsun.

    İmza

Alıntı Ahmet Ademoğlu Demişki : Allah her iki tara…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    Alıntı Ahmet Ademoğlu Demişki :
    Allah her iki taraf tarafından katledilen zulmedilen mazlumların yardımcısı olsun


    Cevap :

    Tuhaf şey.
    Her iki taraf da zulum ediyorsa, zulme uğrayanlar kimler ?
    Bu iki taraf birbirini bırakıp, savaşla işi olmayanları mı öldürüyor ?
    İslâm Peygamberinin "Rahle-i tedirisi"nden yetişenler, "Cemel vak'ası" ve Sıffın'de birbirini boğazlarken Allah bu mü'minlere nasıl yardımcı olmuşsa, Suriyede emperyalizme endeksli "Demokrasi savaşı"nda da ölenlere yardımcı olur.
    Olmayacak da, Amerikan keferesine mi yardım edecek ?
    Değil mi ya!...

    İmza

Arif Bey; ben ne diyorum sen ne diyorsun be güzel…

  • Ahmet Ademoğlu
    Ahmet Ademoğlu
    dunyadinleri.com/ahmet10087
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 547
    İnandığınız Din : İslam (Sünni)
    İnançlı Birimisiniz? : Çok İnançlıyım
  • Yazan : Ahmet Ademoğlu Tarih : Beğeniler : 0

    Arif Bey;

    ben ne diyorum sen ne diyorsun be güzel insan. Ben sana zulme uğrayan mazlumlar diyorum sen bana savaşan iki taraftan ölenleri söylüyorsun. Esad yanlısı silahlılar veya silahlı muhalifler dışında kalan tek derdi huzur ve rahat bir yaşam olan ortada kalan siviller görmüyormusun. İnsanlar ya sağcı ya solcu olacak ortada kalan bertaraf olacak mantığıyla hareket eden her iki grup dışında kalanlardan basediyorum.

    Sen ise tutmuş bu olay üzerinden bile İslam'a saldırıyorsun. Hoş Hıristiyan tarihi sanki sütten çıkmış ak kaşık. Afrikada, Avustralya'da Amerika Kıtasında insanların ellerinde ne varsa alıp yerine İncil vererek ödeştiğinizimi sanıyorsunuz.

    İmza

Muhterem; Evvelâ seviyeli üslûbunuz için siz…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    Muhterem;
    Evvelâ seviyeli üslûbunuz için size teşekkür ederim.
    Ben, dini tartışmalarda, "tasavvuf deyasındaki sûfi" görüntüsüyle münâkaşaya başlayıp,
    Sıkışınca "Hamle bre kâfir" moduna geçerek saldıran Muhammedileri çok gördüğümden,
    Sizin bu yaklaşımlarınıza hem hayret ettim; hem de memnuniyet duydum.
    Sn. Ahmet Ademoğlu demiş ki;
    Sen ise tutmuş bu olay üzerinden bile İslam'a saldırıyorsun. Hoş Hıristiyan tarihi sanki sütten çıkmış ak kaşık. Afrikada, Avustralya'da Amerika Kıtasında insanların ellerinde ne varsa alıp yerine İncil vererek ödeştiğinizimi sanıyorsunuz.
    İman; emperyalizme eklemlenemez.
    O sizin "incil" verip karşılığında sömürü yaptığını söyledikleriniz,
    Ruhsal egemenlik ile siyasal egemenliği biribirine karıştırıp, ikbâl peşinde koşanlardır.
    Tanrı'nın prensiplerinin bulunduğu yerde, İblis'in hükmü geçmez.
    MESİH "Ne mutlu ruhta yoksul olanlara" der.
    Ruh'ta yoksul olanlar, başkalarına eziyet ve zulüm yapamazlar.
    Bunlar zâten zayıf ve yardıma muhtaç kimselerdir.
    MESİH, "Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara" buyurur.
    Doğruluğa acıkıp susayanlar, başkalarının haklarını gasp etmezler.
    MESİH, "Ne mutlu barışı sağlayanlara" der.
    Çalıp, öldürerek barış sağlanamaz.
    Bir yeri ele geçeren insanların kültür kimlikleri "Hristiyan" diye,
    Siz kalkıp MESİH'in öğretisini sorumlu tutamazsınız.
    İman başka; kültür kimliği/dindarlığı başka...
    Ben savaşların sorumluluğunu İncil'e yükleyemem.
    Çünki;
    "O zaman İsa ona, ‹‹Kılıcını yerine koy!›› dedi. ‹‹Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek." (Matta:26/52)
    Matta: Bölüm; 5
    38 - ‹‹ ‹Göze göz, dişe diş› dendiğini duydunuz.
    39 - Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin.
    40 - Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin.
    41 - Sizi bin adım yol yürümeye zorlayanla iki bin adım yürüyün.
    42 - Sizden bir şey dileyene verin, sizden ödünç isteyeni geri çevirmeyin.››
    Bu âyetlerden emperyalizm'i meşrûlaştıran bir hüküm çıkarabilir misiniz ?
    Ama ben savaşların sorumluluğunu Kur'an'a yükleyecek yığınla gerekçe gösterebilirim.
    Çünki Kur'anda savaş emri var.
    Çünki Kuranda "seyf âyeti/Tevbe:5" var.
    Çünki Kur'anda Ehl-i kitap'a hitâben, "Ya müslüman ol, ya cizye ver ya da öl/Tevbe:29" emri var.
    Sanırım aradaki fark; çok fazla düşünmeyi gerektirmeyecek kadar açık ve net.
    İmza