Enel Hak?

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Kategori : Felsefe Cevaplar : 7 Okunma : 3928 Beğeniler : 0
    Enel Hak?

    "Enel hakk" "Ben Hakkım, Ben Tanrı`yım" ne demektir? İnsanlar delirdiklerinde ya da ego patlaması yaşadıklarında mı söylerler bu sözü? İşte bu felsefenin/öğretinin herkese verilmemesinin nedeni de bunun gibi yanlış anlamalardır. Tasavvufta da Hint`te de bu hakikat felsefesi, sadece son kapıya ulaşmışlara verilir. Bu nedenle örneğin, Hint`te "gizli bilgiler" denir bunlara. Felsefi olarak henüz hazır olmayanlar, bunu büyük ihtimalle yanlış anlarlar.

    "Ben Tanrı`yım" demenin böbürlenme ile, kendini büyük görmeyle egoyla falan uzaktan yakından ilgisi yok felsefi olarak. "Ben Tanrı`yım" demek, herkesin sonsuz potansiyelin bir parçası olduğunun bilincine varmaktır. Daha doğru bir deyişle, parçadan ziyade, hepimiz sonsuz potansiyelin (ki buna Tanrı da diyebiliriz) içinde ortaya çıkan görüntüler... gibiyiz. Ya da hepimiz, okyanusun üzerinde oluşan dalgalar gibiyiz. Kimimiz büyük kimimiz küçük ama hepimiz de aynı suyuz, okyanustan farklı değiliz. Tanrı denilen sonsuz potansiyel, yukarlarda oturan bir kral gibi falan değildir. Aslnda biz, kendi içine bakan evreniz. Bu nedenle örneğin Ömer Hayyam, "Tanrı mineralde uyudu, bitkide düş gördü, hayvanda uyandı insanda kendini buldu" der. Bizler, Tanrı denilen sonsuz potansiyelin kendi içine bakmakta kullandığı enstrümanlarız. Dolayısıyla O`ndan ayrı değiliz. Tanrı denilen sonsuz potansiyel, aracılığımızla kendi kendini gerçekleştirmektedir.

    Bu konuda "hamur" örneğini de verebiliriz... Tanrı denilen sonsuz potansiyeli sonsuz bir hamura benzetirsek biz, bu hamurun üzerinde oluşan farklı farklı şekilleriz. Şekil olarak yüzeysel bakıldığında farklıyız ve gerçeğiz ancak nihai gerçeklik boyutundan bakınca hepimiz de biriz çünkü aynı hamuruz, oluşan şekiller de tekrar hamurun kendisi olmakta... Yani nihai gerçekte biz yokuz olan sadece hamur (Sonsuz potansiyel olan Tanrı). Biz bu hamurun (Tanrı`nın) kendisini şekillerle ifade etmesiyiz. Dolayısıyla ortada sonsuz potansiyelden (Tanrı`dan) başka bir şey yoktur ve bu anlamda "biz" denilen sey iluzyondan ibarettir.

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.

İlgili Sayfalar : Felsefe

Tanrı herşey ise çirkinlikler de tanrımıdır. Sapık…

  • mahmut erdal
    mahmut erdal
    dunyadinleri.com/mahmut5c7d6
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Istanbul
    Meslek : Akademisyen
    Giriş : 71
  • Yazan : mahmut erdal Tarih : Beğeniler : 0

    Tanrı herşey ise çirkinlikler de tanrımıdır. Sapıkça istekler ensest düşünceler , kötülük işkence , yada maddesel anlamın dışındaki kötü şeyler de tanrımıdır. mesela hasetlik kıskançlık duyguları tanrının kendisinden bir parçamıdır. Hamurun farklı bir şeklimidir. ?

    İmza

    yaşlılık gelince herşey yavaş yavaş son bulur.

Alıntı mahmut erdal Demişki : Tanrı herşey ise çir…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    Alıntı mahmut erdal Demişki :
    Tanrı herşey ise çirkinlikler de tanrımıdır Sapıkça istekler ensest düşünceler kötülük işkence yada maddesel anlamın dışındaki kötü şeyler de tanrımıdır mesela hasetlik kıskançlık duyguları tanrının kendisinden bir parçamıdır Hamurun farklı bir şeklimidir


    Cevap :

    Evet, kesinlikle öyledir. Birincisi bizim "iyi" "kötü" dediğimiz kavramlar, bizim zihnimizde oluşan kavramlardır. Bu kavramlar ancak uzay/zaman duzleminde ve ancak baska seylerle ve birbirleriyle kiyaslanarak anlam kazanmaktadir. Bütün bunlar, potansiyelin dualite haline gelmesiyle kavram olarak karşımıza çıkar. Yani her şey, potansiyelin kendisini gerçekleştirmesinden ibarettir. Bu nedenle, çeşitli gnostik metinlerde ve mistik Hint metinlerinde bu konuyu anlatabilmek için örneğin Tanrıça kişileşerek şöyle der: “Ben hem fahişeyim hem kutsal bir bakire. Hem hırsızım hem iyilik meleğiyim, hem koruyup kollayanım hem yakıp yok edenim. Hem azizim hem de öldüren...”. Sonsuz bilinc yani potansiyel cokluk olarak tezahur ettiginde ozne ile nesne ikiligi ortaya cikti, cunku dunyada bizim bilinc dedigimiz sey ozne ve nesne ikiligiyle mumkun olur. İkilik yoksa, algilayan-algilanan, obje-suje yoksa bilinc de yoktur, iste genel anlamda bu ikiligin icinde aslinda dusunebilecegimiz butun ikilikler var olmak zorundadir, iyi, kotu, guzel cirkin. Aci tatli, uzun kisa… ozne nesne ikiliginde her ikilik saklidir yanilsama dunyasinda iyi diye bir kavram ortaya cikinca bunun karsiti olan bir kavram da ortaya cikmak zorunda olur, bu dunyanin daha dogrusu dunyada bilinc dedigimiz seyin bir gercegidir, yasa gibi bir olgudur, dunyada merhamet diye bir kavram ve eylem var, bir kopegin kedi yavrularini beslemesi gibi, oyleyse bunun karsiti acimasizlik ve vahset de olmak zorundadir aslanin geyik yemesi gibi, bu mekanik olarak ortaya cikan bir sonuctur cunku ikisi de birbiriyle iliskilidir yani iyilikle kotuluk birbiriyle iliskilidir, biri olmadan ikisi de dolayisiyla bilinc de yok olur gider. Biri digerine mecburdur. Iyilik kavrami kotuluk olmadan, merhamet kavrami gaddarlik olmadan ortaya cikamaz cunku bu kavramlar hep birbiriyle kiyaslanarak zihinde olusan olgulardir. Bu ikilik olgusu oyle onemli ki hemen hemen her uzakdogu felsefesi kulturunde uzerinde durulmustur ornegin Cinliler de Ying Yang felsefesi ile aciklar bunu. Evrende zihnimizde oluşan her türlü kavram ve fazlası, aynı potansiyelin içinden çıkmaktadır. Tanri dedigimiz olgu, nihai anlamda sevgi/merhamet/iyilik ya da nefret/aci/kotuluk...vs degildir.

    Genelde biz, sagduyuya uygun sekilde, iyi seyleri Tanri`ya yakistiririz kotu seyleri ona yakistirmayiz. Ornegin iyilikler sevgi merhamet guzellikler...vs hep Tanri`dandir ya da hristiyanlarin deyisiyle "sevgi Tanri`dir"..vs deriz. Kotulukleri ise yani nefreti/acimasizligi felaketleri ve bunun gibi seyleri Tanri`ya yakistirmayiz. Oysa ki Tanri dedigimiz olgu, nihai anlamda yani tezahur etmemis potansiyel halindeyken notr dur yani potansiyel olarak sonsuzlugu icerir ve butun potansiyel kavramlari icerir ama onlara donusmemistir, yahut onlarla kirlenmemistir: ruyamizda kendimizi, birini oldururken gorebiliriz bu goruntunun kaynagi biziz ama biz o eylemle kirlenmeyiz, goruntunun/iluzyonun kaynagi biz olsak da o eylemle kirlenmis degiliz... Bu gibi (iyilik kotuluk....) kavramlar ancak evren iluzyonu icinde insan zihni tarafindan, ayristirma araciligiyla ortaya cikar. Yani bu gibi kavramlar, bizim zihnimizde olusturdugumuz cesitli seylerle ve uzun/kisa gibi, birbirleriyle kiyaslayarak dizayn ettigimiz zihinsel kavramlardir. Bu acidan bakarsak Tanri notr olsa da diyebiliriz ki onun tezahurunde/zihninde ortaya cikan evrende hem iyiliklerin guzelliklerin hem de kotuluklerin felaketlerin kaynagidir O cunku O`nun kaynak olmadigi bir sey' "hiclik" olur yani imkansiz olur, Tanri`nin "kaynak" olmadigi hicbir sey yoktur.

    Bu gorusu kabul etmeyip iyilikleri Tanri`ya malettikten sonra kotulukler icin de Tanri`nin karsisina ona rakip niteliginde (hristiyanlik gorusu) yahut onun izninde/himayesinde calisan bir elci niteliginde (islamiyet gorusu), seytan ya da seytanimsi varliklar cikarmak, cok daha buyuk teolojik problemlerin ortaya cikmasina neden olur ve is, icinden cikilmaz bir hal alir.

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.

Aslında yazdığın cevap enel hak dışına çıkmış ta i…

  • mahmut erdal
    mahmut erdal
    dunyadinleri.com/mahmut5c7d6
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Istanbul
    Meslek : Akademisyen
    Giriş : 71
  • Yazan : mahmut erdal Tarih : Beğeniler : 0

    Aslında yazdığın cevap enel hak dışına çıkmış ta islami görüşe bürünmüş gibi duruyor. Buna göre tanrı enel hak olmaz herşeyin kaynağı olur ve arattıklarından ayrı olmalı ama onu kuşatmış gibi olmalıdır. Tanırdan çıkan kötü ve onun karşısındaki iyi tanrının kendisi değil gibi bir algı oluştu bende , bence böylesine karmaşık konuyu daha basite indirgeyerek izah etmekte fayda var islami görüş bu konud açok daha basitçe anlatmış o herşeyi kuşatır demek yukarıda söylenenlerle aynı bence. Yoksa o herşeydir demek aslında varlığın izahını biraz da zorlaştırmış gibi görünüyor.

    İmza

    yaşlılık gelince herşey yavaş yavaş son bulur.

O her şeyi kuşatır demenin, en azından benim felse…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    "O her şeyi kuşatır" demenin, en azından benim felsefi görüşüme göre hiçbir felsefi değeri yoktur, hiçbir şeyi açıklamaz. Benim yazdıklarımla da ilgisi yoktur. "Tanrı her şeyi kuşatır ama yarattıklarından evrenden tamamen ayrıdır. Tıpkı güçlü bir imparatorun idare gücüyle ve yetkisiyle her şeyi kuşatması gibi." Tanrı denilen olgu, "kişilikli yukarlarda oturan sonsuz güçlü bir kral" gibi değildir. O mutlak gizem ve potansiyeldir. "İyi" "kötü" kavramlarının ötesindedir. Bu kavramlar ondan çıkan yani tezahürden çıkan parçacıklardır. Okyanus kendi başına iyi-kötü değildir ama yüzme bilmeyen biri girerse boğulur ölür okyanus "kötü" olur fakat okyanustam balık tutan biri için ise "iyi" oluverir. Ya da daha alakalı bir örnek, okyanustaki dalgalar okyanustan "çıkan" kavramlardır ancak okyanusun özüyle doğasıyla ilgisi yoktur.

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.

Tanrı her şeyi kuşatır sözü, Ibn Arabi ekolünden o…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    "Tanrı her şeyi kuşatır" sözü, Ibn Arabi ekolünden olmayanlarca sıradan, felsefi olmayan bir şekilde yorumlanır zaten. Denir ki "Yani Tanrı; bilgisiyle, her şeyi kontrol etme gücüyle her şeyi kuşatmıştır. O'nun izni olmadan yaprak düşmez". Bu açıklama da hiçbir felsefi derinlik içermez ve hiçbir şeyi açıklamaz. Zaten Kur'an'a göre Tanrı "oralarda bir yerde" oturan kişilikli, insan özelliklerine sahip sonsuz güçlü bir insan kral gibidir:

    "Göktekinin sizi yere geçirivermeyeceğinden emin mi oldunuz? (O zaman) bir de bakarsınız yeryüzü şiddetle çalkalanıyor. Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgâr göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz!" (Mülk 16 - 17)

    Oysa mistik felsefeye göre tanrı kişilikli, insan gibi huyları davranışları olan, özü/zatı "göklerde" ya da herhangi bir yerde olan bir varlık değildir. Aslında o "varlık" değildir. Çünkü "varlık" ve "yokluk" kavramları da bizim zihnimizde oluşan kavramlardır. Saf evrende bunlar yoktur, bunlar bizim zihnimizdedir. O "şey" varlığın ve yokluğun da ötesindedir. Bu nedenle örneğin Rig Veda, bir ayette "Başlangıçta ne varlık vardı ne de yokluk" diyerek söze girer. O sonsuz potansiyel/mutlak gizem, varlık ve yokluk kavramlarını da içinde barındıran gizemdir. Evet bir anlamda o, varlık ve yokluk olarak da tezahür eder ama O'nu tezahür ettiği şey ile sınırlandıramayız. İlk mesajımdaki örneğe dönersek, sonsuz potansiyel hamur, hem çok güzel bir çiçek şekli verebilir hem de ağzından kan damlayan canavar bir katil şeklini. Olasılıklar sınırsızdır ama hamur katil şeklini verdi diye "hamur kötüdür" ya da çiçek veya melek şeklini verdi diye "hamur iyidir" diyemeyiz. O sınırsız bir potansiyeldir ve her şey O'nun tezahürüdür/görünümüdür diyebiliriz.

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.

Aslinda söylendiği gibi islam böylesine açıkça yaz…

  • mahmut erdal
    mahmut erdal
    dunyadinleri.com/mahmut5c7d6
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Istanbul
    Meslek : Akademisyen
    Giriş : 71
  • Yazan : mahmut erdal Tarih : Beğeniler : 0

    Aslinda söylendiği gibi islam böylesine açıkça yazmayıp çok derin gizli felsefi bilgilerle donatılmış halde olsaydı. İnsanlara böyle anlatılsaydı insanların çoğu hiçbir şey anlamayacağından gizli bilgilere vasıf olma oranı binlerde 1 mesabesinde olduğundan islama inanan sadece bir kaç yüz kişi olacak diğerleri hristiyanlık felan gibi dinlere inanacaktı.

    Bu bakımdan anlatımın basitliği insanoğlunun çoğu için müsbet etice verir. Anlatım derinliğ isteyenler zaten aradıklarını bulurlar ister islam dini isterse başka dinler olsun mistik ruhla doğan kişiler ruhlarını doyurmaları için sofra bulabilirler. Bu bakımdan dinin derinlemesine anlamını aratırmak havasın işidir .

    İmza

    yaşlılık gelince herşey yavaş yavaş son bulur.

Sevgili Mahmut, işte sorun da burada. Neden bu giz…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    Sevgili Mahmut, işte sorun da burada. Neden bu "gizli anlamları", daha derin manaları arayanlar kafir ilan ediliyor hatta çoğu linç ediliyor? Çünkü Kur'an'da böyle şeylere yer olmadığı düşünülüyor ki Kur'an'ın kendi ifadelerinden çıkan sonuç da budur. "Apaçık" olduğunu üzerine basa basa söyleyen bir kitapta, ayetler de tarihsel bir çerçevede inmişken (yani derin manalar zaten amaçlanmamışken) neden "ruhu doyuracak" "derin gizli manalar" aransın ki? Bence ruhlarını Kur'an'dan bir türlü doyuramayanların, hala müslüman kalıp bir şekilde ruhlarını doyurmaya çalışma çabasıdır bu. Oysa ruhlarını doyurmak isteyenlere koskocaman mistik bilgi okyanusu sunan, antik Çin, antik Hint ve antik Yunan metinlerinin de felsefi olanları, orada durmaktadır.

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.