Hıristiyanlık

Tanrı sizi seviyor

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Kategori : Hıristiyanlık Cevaplar : 14 Okunma : 6320 Beğeniler : 0
    Tanrı sizi seviyor

    "Tanrı sizi seviyor."

    Bu hitâbı hemen her vaiz/pastör karşısındaki topluluğa söylemiştir. Misyonerlerin âdeta ağzıdaki "parola"dır. Ben bunu ilk duyduğumda, merak edip sormuştum. "Öyle mi ; Peki beni sevdiğini nereden anlayacağım ?"

    Cevap;

    "Çünki MESİH senin günahları için çarmıhta öldü, kefareti ödedi. Bunu kabul edersen kurtulacak ve Cennet'e gideceksin"

    Orta Çağ'da Vatikan'ın icad ettiği Endüljans kepâzeliğinin, günümüzde protestanlarca "promosyon"a çevrilmiş hâli geliyor gözlerimin önüne.

    "Hamam" aynı...

    MESİH'e imanı Cennet'e endekslemek, efendiler efendisine yapılabilcek en büyük haksızlıktır. "Çarmıh"ın yönünün Cennet'e çevrilmesi, Tanrı'yı anlamamaktır

    "Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? " Matta: 5/46

    - "Tanrı seni/sizi seviyor" diyen, kendisini 'Peygamber' olarak mı görür ? Tanrı tüm insanlara aynı sevgiyi sunar; ya da, Tanrı hepimizi seviyor demek daha doğru değil midir ? Tanrı'nın bizlere sevgisi mutlaktır. Biz günah işledik diye, O sevgide azalma olmaz. Hepimiz O'nu hoşnud edecek davranışlarda bulunsak; bu defâ sevgisinde artma olmaz. Îmanımızla/ eylemimizle bu sevgiye yaklaşır veya uzaklaşırız.

    - Îmanlı için Tanrı'yı sevmek, Tanrı'nın yüceliğinin doğal bir sonucu olmalıdır.Çarmıh; içimizdeki Tanrı sevgisinin hareketlenmesini/coşmasını sağlayabilir ancak; bu sevgiyi sâdece çarmıha endekslemenin benim için iler-tutar bir tarafı yoktur.

    İtilmiş/kaklımış/ezilmiş/dışlanmış ve aşağılık kompleksi içinde yaşayan milyonlarca insanın "zaaf" noktasını bulup kaşımakla ilgiyi çekersiniz de; iman bambaşka bir şeydir. Acaba hangimiz; ölüp yok olma ya da Cehennemde yanma korkusunun dayattığı şartlanmayla iman arasındaki farkın farkındadır ? Acaba hangimiz, "Cennet mukâbilinde iman"ın gerçek iman olamayacağının bilincindedir ? Şartlanma ve mahalle baskısı kültür dindarlığına götürür insanı. Kültürler de sürekli siyasal erk'in kontrolündedir.

    Eğer îman kavramı kelimelere/cümlelere sığsa, hakkıyla anlaşılsa ve anlatılabilse idi; bugün içinde yaşadığımız sorunların çoğundan kurtulmuştuk.

    İmza

Evet, Tanri sizi seviyor cumlesi hristiyanlarin ag…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    Evet, "Tanri sizi seviyor" cumlesi hristiyanlarin agzindan dusmez. Ancak bu sevgide benim anlayamadigim bazi sorunlar da var. Madem Tanri hepimizi ayirmadan seviyor...

    1) Dunyadaki adaletsizlik neden? Neden Afrika`da insanlar acliktan olurken, kemikleri sayilirken ABD`deki cocuklar kilolu/obez oluyor? Acaba Tanri Avrupa`daki ve ABD`deki cocuklari Afrika`dakilerden daha mi cok sevmekte? Yoksa Tanri`nin sevgisi lafta kalan bir sevgi mi? "Tanri sevgidir" demekle bitmiyor bunu demek kolay hayatin gerceklerine bakmak gerekiyor... Kimisi acliktan aci icinde olurken kimi zevk sefa suruyorsa "Tanri ikisini de seviyor" asla tatmin edici bir yanit degildir. Hristiyanlikta reenkarnasyon ve karma doktrini de olmadigindan, sadece tek bir dunya yasami oldugundan, bu sorular havada kaliyor. Tanri keyfine gore mi kimilerine aclik ve aci verirken kimilerini de tum nimetlere konduruyor? Yoksa "Tanri`nin hikmetinden sual olunmaz" mi? (Bu klasik musluman yaniti hristiyanlik icin de mi gecerli?smiley )

    2) Tanri madem bizi seviyor neden kimilerine aci dolu rezil bir hayati reva gorurken kimilerini de her turlu nimete konduruyor? Bu ayrimcilik nedendir? Tamam, Adem/Havva gunahindan dolayi dunya denilen yere dustuk ama kimileri neden bu Adem/Havva gunahindan cok daha az etkileniyor iyi bir hayat yasiyor da kimileri gun yuzu gormuyor? Bu ayrim da Tanri`nin keyfine gore mi gerceklesiyor?

    3) Ozurlu/hastalikli dogan cocuklarin, saglikli dogan cocuklarla neden esit sartlarda bir hayat yasamasina musade edilmiyor? Yani ozurlu dogan cocugun saglikli dogan cocuktan gunah anlaminda ne farki vardir? Ya genel anlamda hastaliklar?

    4) Incil`de kurtulanlarin, "Tanri`nin sectikleri" oldugu soylenir. Acaba Tanri neden sadece bazilarini "Seciyor" kurtariyor hatta hristiyan sitelerdeki tanikliklardan okudugumuz kadariyla, onlara olaganustu mucizeler gosteriyor ve iman etmelerini sagliyor da bazilarini gozyaslariyla dua etmelerine ragmen yuzustu birakiyor? Bu ayrimcilik da Tanri`nin keyfine gore midir yoksa "Tanri`nin hikmetinden sual olunmaz" mi yine? smiley

    5) Tanri madem kurtulamayacak olanlari kendisi secmiyor, o halde neden onlari cehenneme yolluyor bu nasil bir sevgidir?

    Goruldugu gibi, Incil`de gercekten guzel, duygulandirici sevgi ayetleri bulundugu halde, bu sevgi sadece lafta kalan bir sevgi olmaktan oteye gidemiyor, yasadigimiz adaletsiz hayatin gerceklerine baktigimizda ve isin icine birazcik mantik girdiginde Incil`deki sevgi ayetlerinin gercekten de tamamen havada kaldigini uzulerek tespit ediyoruz.

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.

sn. fırat; Tanrıda sevgi olmasaydı, hiçbirimizde d…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    sn. fırat;

    Tanrıda sevgi olmasaydı, hiçbirimizde de sevgi olmazdı.

    Tanrıda merhamet olmasaydı; kimse kimseye acımazdı.

    Sıkıntı; Tanrı algısı, iman ve beklentilerdeki farklılıklardan kaynaklanıyor.

    Size kendi tecrübelerimden bir örnek vereceğim.

    Bende kalıtsal olarak geçen genetik bir rahatsızlık var. Tıp dilindeki adı "Retinitis pigmentosa" Halk arasındaki bilinen adı "Tavuk karası/Gece körlüğü" Bu hastalığı sadece gece körlüğünden ibaret zannedenler yanılır. Çok genç yaşlarda görmeyi tümüyle kaybedip kör olanlar var. Bendeki tipi ise görme alanımı daralttı. Şu anda bir borunun içinden bakan birisi gibi görmekteyim. Gençliğimde ise, gündüz görüşümde pek bir sıkıntım yoktu. Sadece gece körlüğü olumsuz etkiliyordu. Uzun yıllar görebildiğim kadarki hâlime hiç şükretmedim. Hep benden daha iyi görenlere baktım ve özendim. Hep dua ettim. Gözlerimin tümüyle şifaya kavuşması için.

    Bundan yaklaşık bir yıl evvel, yine kimselere çarpmama adına gayret ede ede çarşıya giderken aklıma gelen basit bir düşünce beni şoke etti. Ben hep daha iyi görmeyi herkes gibi yollarda rahatça yürümeyi isterken, sanki birisi kulağıma şunları fısıldadı.

    "Biraz zorlansan da, yine hiç kimselere yük olmadan kendi işini görebiliyorsun. Peki Tanrı'nın sana verdiği bu görme nimeti için kendisine hiç teşekkür ettin mi; yoksa bu günki gibi hep şikâyet mi ediyorsun ?"

    Rab'bimin bana lütfunun kıymetini idrak edebilmem için, elli küsur sene benim bu hastalıkla yaşamam gerekiyormuş. Çünki ben elimde bulunan görme nimeti için şükredeceğime; hep, sahip olamadığım kısmı için şikâyet etmiştim. Bu uyarı bana çok şeyi bir anda öğretti.

    Ben artık bu hastalıktan şikâyetçi değilim.

    Rab'bime de lutfettiği görme nimeti için şükrediyorum.

    Çünki; ne kadar zorlansam da, yolda yürümek ve kendi işimi kimseye muhtaç olmadan görebilmek nimeti adına, Rab'bime şükrediyorum.

    Her şey, Tanrı'yı nasıl algıladığımız ve imandan beklentilerimizle alâkalı sn. fırat.

    İmza

Sayin Arif, durumunuza uzuldum gecmis olsun, bir a…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    Sayin Arif, durumunuza uzuldum gecmis olsun, bir arkadasim da glokom (goz tansiyonu) nedeniyle bir borudan gorur gibi gordugunu soyluyordu ve bu durum goz sinirleriyle alakali oldugu icin duzelmiyormus sanirim yani gorus alani bozuldugu zaman sadece daha fazla ilerlemesi engellenebiliyormus her neyse, bir yandan da artik bu durumdan rahatsiz olmadiginiz icin sizin adiniza sevindim. Tanri size daha cok mutluluk versin... Soyle yazmissiniz:

    "Çünki; ne kadar zorlansam da, yolda yürümek ve kendi işimi kimseye muhtaç olmadan görebilmek nimeti adına, Rab'bime şükrediyorum."

    Peki yolda bile yuruyemeyenlerin, herkese muhtac olanlarin ve daha da kotu durumda olanlarin, objektif manada cidden sukredecek bir sey bulamayanlarin durumunu bu teoloji ile nasil aciklayacagiz?

    Ya da yukarda yazdigim maddeleri?

    Bu tip konular zaten ortadogu dinlerinin hep cozulemeyen konulari arasinda yer almistir. Hristiyanliga gore "Tanri sevgidir" ancak Tanri`nin sevgi olmasi, cesitli dunya hayati gercekleriyle uyusmamaktadir diye dusunuyorum ayrica hristiyan teolojisindeki cesitli konularla da direkt celismektedir. Benim sahsi dusunceme gore Tanri dedigimiz olgu, nihai anlamda sevgi/merhamet/iyilik ya da nefret/aci/kotuluk...vs degildir. Tanri nihai anlamda notr dur, saydigimiz bu tip kavramlar sadece dunya hayatinda insan icin gecerli olan zihnimizin calisma prensiplerine bagli olarak olusmus kavramlardir. Bu konuyla ilgili "Hinduizm" basligi altinda bir baslik acmistim. Sonuc olarak, tekrarlamak gibi olacak ama Incil`deki "Tanri`nin sevgi dolu" olmasi hatta Tanri`nin kendisinin sevgi olmasi, dunya hayati gercekleriyle ve bizzat Kutsal Kitabin icinde yazilan diger seylerle uymuyor.

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.

Yukarda Tanri dedigimiz olgu, nihai anlamda sevgi/…

  • Ozan Gnosis
    Ozan Gnosis
    dunyadinleri.com/amethystium
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Ankara
    Meslek : Bilişim
    Giriş : 963
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : Belirtmiyor
  • Yazan : Ozan Gnosis Tarih : Beğeniler : 0

    Yukarda "Tanri dedigimiz olgu, nihai anlamda sevgi/merhamet/iyilik ya da nefret/aci/kotuluk...vs degildir" demistim bunu biraz acmak istiyorum.

    Genelde biz, sagduyuya uygun sekilde, iyi seyleri Tanri`ya yakistiririz kotu seyleri ona yakistirmayiz. Ornegin iyilikler sevgi merhamet guzellikler...vs hep Tanri`dandir ya da hristiyanlarin deyisiyle "sevgi Tanri`dir"..vs deriz. Kotulukleri ise yani nefreti/acimasizligi felaketleri ve bunun gibi seyleri Tanri`ya yakistirmayiz. Oysa ki Tanri dedigimiz olgu, nihai anlamda yani tezahur etmemis potansiyel halindeyken notr dur yani potansiyel olarak sonsuzlugu icerir ve butun potansiyel kavramlari icerir ama onlara donusmemistir, yahut onlarla kirlenmemistir: ruyamizda kendimizi, birini oldururken gorebiliriz bu goruntunun kaynagi biziz ama biz o eylemle kirlenmeyiz, goruntunun/iluzyonun kaynagi biz olsak da o eylemle kirlenmis degiliz... Bu gibi (iyilik kotuluk....) kavramlar ancak evren iluzyonu icinde insan zihni tarafindan, ayristirma araciligiyla ortaya cikar. Yani bu gibi kavramlar, bizim zihnimizde olusturdugumuz cesitli seylerle ve uzun/kisa gibi, birbirleriyle kiyaslayarak dizayn ettigimiz zihinsel kavramlardir. Bu acidan bakarsak Tanri notr olsa da diyebiliriz ki onun tezahurunde/zihninde ortaya cikan evrende hem iyiliklerin guzelliklerin hem de kotuluklerin felaketlerin kaynagidir O cunku O`nun kaynak olmadigi bir sey' "hiclik" olur yani imkansiz olur, Tanri`nin "kaynak" olmadigi hicbir sey yoktur.

    Bu gorusu kabul etmeyip iyilikleri Tanri`ya malettikten sonra kotulukler icin de Tanri`nin karsisina ona rakip niteliginde (hristiyanlik gorusu) yahut onun izninde/himayesinde calisan bir elci niteliginde (islamiyet gorusu), seytan ya da seytanimsi varliklar cikarmak, cok daha buyuk teolojik problemlerin ortaya cikmasina neden olur ve is, icinden cikilmaz bir hal alir.

    İmza

    http://mistikfelsefe.blogspot.com.tr/ Işığın ancak üzerinde yansıyacak bir şey olduğunda aydınlatma niteliğine sahip olması gibi,sonsuz gizem ışığı Tanrı da sonsuz evren şeklinde tezahür ederek sonsuz sayıda canlı bilincinin üzerinde yansıyıp aydınlanan ışık oldu.

Alıntı Firat Gnosis Demişki : Peki yolda bile yuru…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    Alıntı Firat Gnosis Demişki :
    Peki yolda bile yuruyemeyenlerin, herkese muhtac olanlarin ve daha da kotu durumda olanlarin, objektif manada cidden sukredecek bir sey bulamayanlarin durumunu bu teoloji ile nasil aciklayacagiz?


    Cevap :

    Evet, gerçekten esas soru bu. Aslında herkesi tatmin edebilecek net bir cevap verebilmeyi çok isterdim. Muahatabıma duyduğum saygı, "laf ola beri gele" türü, sırf cevap vermiş görünmek için "kem-küm" etmeme mâni oluyor. Matta incili 5. bölümdeki "gerçek mutluluk" başlığındaki ayetlerle Luka: 6: 24/25. âyetler sorularınıza cevap noktasında bana bir fikir veriyor. Bir de, ikinci mesajımda altını çizerek anlatmak istediğim husus şu idi. Tanrı bâzen insana sıkıntı/eziyet veren hususları kullanarak bizleri eğitir, olgunlaştırır. Hayatında hiç dert/gam/keder görmemiş insan ham insandır. Dert çeken insan empati yapmayı da öğrenir, hayat fırınında pişer. Burada bâzı sorulara cevap bulmakta zorlanıyoruz. Ancak; benim inandığım Tanrı kimseye haksızlık etmez/etmeyecektir.

    İmza

TANRI VE İSA HERKESİN KURTULMASINI İSTEMİYOR '' Bu…

  • metin yılmaz
    metin yılmaz
    dunyadinleri.com/metin2b8a8
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : DiğerYerler
    Meslek : BasınYayın
    Giriş : 88
  • Yazan : metin yılmaz Tarih : Beğeniler : 0

    Bu makalemizde, İsa'nın '' tüm insanlığı, kalıtsal günahından kurtarmak amacıyla kurban edildiği, yani öldürüldüğü '' fikrine karşı 'Kitab-ı Mukaddes'ten alınan deliller eşliğinde aslında İsa'nın tüm insanlığın günahları için öldürülmediğini açıklamaya çalışacağız. Sunacağımız deliller ışığında bütün hıristiyan dünyasının ve tüm dünyanın inandığı biçimde şekillenen İsa'nın öldürülme amacının gerçekte bizlere anlatıldığı gibi olmadığını, Kitabı Mukaddes'teki Tanrı'nın ve İsa'nın tüm insanlığı kurtarmak gibi bir gayeleri olmadığını göreceksiniz. Şikayeti olanlar,sunulacak olan delilleri analiz edip yanlış yorumlarla karşılaşırlarsa bizi uyarabilirler.

    1Jo 1:7 Ama O ışıkta olduğu gibi biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle paydaşlığımız olur ve Oğlu İsa'nın kanı bizi her günahtan arındırır.
    Rev 5:9 Yeni bir ezgi söylüyorlardı: "Tomarı almaya, Mühürlerini açmaya layıksın! Çünkü boğazlandın Ve kanınla her oymaktan, her dilden, Her halktan, her ulustan İnsanlarıTanrı'ya satın aldın.
    1Jo 3:5 Mesih'in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah olmadığını bilirsiniz.
    2Pe 3:9 Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor.
    1Jo 4:10 Tanrı'yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur.

    1Jo 2:2 O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır.
    1Jo 2:12 Yavrularım, size yazıyorum, Çünkü Mesih'in adı uğruna günahlarınız bağışlandı.

    1Pe 2:24 Bizler günah karşısında ölelim, doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O'nun yaralarıyla şifa buldunuz.
    Mat 26:28 "Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.
    Rom 3:25 Tanrı Mesih'i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa'ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı.


    1Co 15:3 Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim: Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi.
    Gal 1:4 Mesih, Babamız Tanrı'nın isteğine uyarak bizi şimdiki kötü çağdan kurtarmak içingünahlarımıza karşılık kendini feda etti.


    evet yukarıda özenle seçtiğimiz bu alıntılar İsa'nın çarmıhta bizim kalıtsal günahımızdan bizleri yani tüm insanlığı kurtarmak için öldüğü üzerine bizlere sunulan alıntılardır.Bu alıntılarda görüldüğü gibi, cımbızla seçilip ayıklandıktan sonra insanları böylesi bir düşünceye sevkedememek pekde zor görünmemektedir.

    1Jo 1:7 ... Oğlu İsa'nın kanı bizi her günahtan arındırır.
    Rev 5:9 ... boğazlandın Ve kanınla her oymaktan, her dilden, Her halktan, her ulustan İnsanları Tanrı'ya satın aldın.
    1Jo 3:5 Mesih'in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını...
    2Pe 3:9 ... Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor.
    1Jo 4:10 ... Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur.
    1Jo 2:2 O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını dabağışlatan kurbandır.
    1Jo 2:12 Yavrularım, size yazıyorum, Çünkü Mesih'in adı uğruna günahlarınız bağışlandı.
    1Pe 2:24 Bizler günah karşısında ölelim, doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi....
    Mat 26:28 "Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.
    Rom 3:25 Tanrı Mesih'i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi....
    1Co 15:3 ... Mesih günahlarımıza karşılık öldü,...
    Gal 1:4 ... bizi şimdiki kötü çağdan kurtarmak için günahlarımıza karşılık kendini feda etti.

    ortaya konan bu alıntılarda biraz daha cımbız oynattığımızda ortaya çıkan tabloyu şöylesine özetleyebiliriz, Tanrı, '' 1Jo 4:10 ... Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi....'' ve bu Tanrı, '' Rom 3:25 Tanrı Mesih'i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. ... ''nedenmi böyle yaptı derseniz, '' 2Pe 3:9 ... Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor. '' ve bundan dolayıda İsa'nın '' 1Jo 3:5 Mesih'in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını... '' bunun devamı olarakta '' Mat 26:28 "Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır. ''demiş olduğunu ve bunun sonucu olarakta '' 1Co 15:3 ... Mesih günahlarımıza karşılık öldü,... '' ğünü ve devamında ise artık ''Rev 5:9 ... boğazlandın Ve kanınla her oymaktan, her dilden, Her halktan, her ulustan İnsanları Tanrı'ya satın aldın. ''seviyesine geldiğini ortaya sürüp geri kalanı analiz ettiğimizde ise '' 1Jo 2:2 O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır. '' olduğunu görmekteyiz.


    '' Neden İsa çarmıhta öldürüldü?'' sorusuna verilen cevap ise, '' İsa, insanların sahip olduğu kalıtsal günaha karşı sunulan bir kurbandı '' olmaktadır. Kısaca Tanrının kalıtsal günahımızı ortadan kaldırmak için ortaya koyduğu çözüm, neden böylesi bir çözüm dersek buna verilecek cevap ise, '' 1Jo 4:10 ... Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur. '' diye ortaya atılmaktadır. Kısaca Tanrı bizi öylesine sevmiştir ki, haketmediğimiz halde bizi kurtarmaya karar vermiştir ve verilen bu karar da ise, günahsız olduğu ve Oğlu olduğu kabul edilen İsa'nın çarmıhta açılar içinde işkence gördükten sonra bizim için ölmesi gerekecektir ve tüm bunlar bu Tanrının bize olan sevgisini ortaya koyabilmek, ' 1Jo 4:10 ... İşte sevgi budur. '' diyebilmek içindir.
    Şimdi ''Tanrı'nın bizi kurtarmak için günahlarımızı bir başkasına yüklemekten ve O'na acı çektirmekten başka yolu yok muydu?'' sorusunu atlayıp, hayır, Kitabı Mukaddes'teki Tanrı herkesin kurtulmasını isteyen bir Tanrı değildir.Şayet herkesin kurtulmasını istemeyen bir Tanrı ise, nasıl olurda İsa tüm insanlığın günahları için kurban edildi? sorusuna cevap arayalım.
    Kitabı Mukaddeste geçen bu Tanrının kimlerin kurtulmasını istediğini bunun devamında ise İsa'nın öğretilerinde ne kadar hassas olduğunu, yaptığı öğretilerle amacının herkesin kurtulması olmadığını ortaya koyalım. Öncelikle


    Deu 23:1 "Erkeklik bezi ezilmiş ya da erkeklik organı kesilmiş kişi RAB'bin topluluğuna girmeyecek.


    Evet, başlangıcımızı bu alıntı ile yapabiliriz, ki bu alıntının ortaya koyduğu gerçek şudur.Herhangi bir kazada başına böylesine sakatlık gelebilen bir erkek artık bu Tanrının topluluğunda istenmeyen ve Tanrının topluluğuna girmesi yasaklanmış biridir. Tabi bu kazadan önce bu kişi Tanrı yolunda yürümeye çalışan birisi olsa bile,
    - bize ne kardeşim, erkeklik bezine veya organına sahip çıksaydın, onları kaybettin artık Tanrının topluluğunda yerin yoktur gibi bir yaklaşımla Tanrının topluluğundan kısaca öldükten sonrada cennetten mahrum olacaklardan biri olma konumuna düşmektedir ( erkekler, erkeklik bezinize veya organınıza sahip çıkın, yoksa Kitabı Mukaddes'e göre kurtuluşunuz yok.)
    Bunun yanında Tanrının topluluğunda istemediği büyükce bir kesim daha vardır. Tanrının topluluğunda istemediği bu büyükçe kesim, dünyanın bir çok toplumunu kapsadığı için, veya ortada olan Tanrının adaletsiz yaklaşımını örtbast etmeye çalışmalarından doğan çeviri oyunlarıyla ortaya çıkan karmaşa ise şudur.



    '' hiç bir piç toplulukta istenmemektedir''

    ב לֹא-יָבֹא פְצוּעַ-דַּכָּא וּכְרוּת שָׁפְכָה, בִּקְהַל יְהוָה. {ס}

    Deu 23:2 «Yasa dışı doğan biri RAB'bin topluluğuna girmeyecek. Soyundan gelenler de onuncu kuşağa dek RAB'bin topluluğuna girmeyecektir.

    RSV Deuteronomy:23-2 "No bastard shall enter the assembly of the LORD; even to the tenth generation none of his descendants shall enter the assembly of the LORD.

    Deuteronomy:23-2 Hiç bir piç RAB'bin topluluğuna girmeyecek. Hatta soyundan onuncu kuşağa dek olanlar bile RAB'bin topluluğuna girmeyecek. (Bizim tercümemiz )


    Evet, bu gördüğünüz alıntıda yasa dışı doğan biri ve onun onuncu soyuna kadar topluluğa girememesi yasaklanmıştır. Cümlede çeviriye '' yasa dışı '' olarak çevrilen kelimenin orjinali sayılan İbranicesinin karşılığı '' mamzer {mam-zare'}'' dir ve eski ahit te denilen tüm bu yazmalarda yanlızca iki kere kullanılmıştır. İngilizce KJV '' King James Version '' adlı çeviri kullanılmış olan bu iki yerde bu kelimeye karşılık olarak verdiği anlam ise,


    Deu 23:2 A bastard 04464 shall not enter 0935 into the congregation 06951 of the LORD 03068; even to his tenth 06224 generation 01755 shall he not enter 0935 into the congregation 06951 of the LORD 03068.

    Zec 9:6 And a bastard 04464 shall dwell 03427 in Ashdod 0795, and I will cut off 03772 the pride 01347 of the Philistines 06430.

    a bastard ve And a bastard olarak karşımızdadır, kelimenin özü ise '' bastard '' tır. Bu kelimeye verilen sözlük anlamı ise:

    Kaynak www.seslisözlük.com bastard:
    1. (i)., (s). piç, nikahsız doğan çocuk; (argo) alçak herif, kepaze kimse; (s). gayri meşru (çocuk); sahte, hakiki olmayan, kalp; alışılmışın dışında; matb. normal boyda olmayan. bastardy (i). piçlik. bastardly (s). gayri meşru olarak doğan; hileli; bay.
    2. piç. evlilik dışı. soysuz. melez. sahte. anormal. evlilik dışı çocuk. taklit. adi herif. alçak. puşt. it. adam. herif. hıyar. çizgi dışı. yasa dışı. alışılmamış. kurallara aykırı.
    3. piç. nikâhsız doğan çocuk. hergele. it. kerhaneci. köpoğlu. mal. mendebur. nesebi gayri sahih çocuk.



    görüldüğü gibi evlilik dışı, nikahsız birleşmeden doğan kişileri tanımlamak için kullanılmış olan bu kelime kısaca '' piç '' tir. Evet, KJV adlı İngilizce çeviriye göre '' mamzer {mam-zare'}'' in kelime karşılığı budur ve Tanrı evlilik dışı doğan insanları topluluğunda istememektedir. Tabi böylesi bir hayata gelişte çocuğun ne günahı vardır sorusunun muhatabı biz değiliz. Önemle unutmamamız gereken ise Tanrı bu yasaklarını koyarken bize, '' 1Jo 4:10 ... İşte sevgi budur. '' uda isbatlamaktadır ve anlaşılan bu Tanrının nikahsız doğan çocuklara karşı sevgisi yoktur. Deu 23:2'ye ve Zec 9:6'tıya KJV adlı İngilizce çevirinin '' mamzer {mam-zare'} '' e vermiş olduğu anlam olan '' bastard '' tan yola çıkıp Deu 23:2'yi şöylesine tercüme edebiliriz.

    Deuteronomy:23-2 Hiç bir piç RAB'bin topluluğuna girmeyecek. Hatta soyundan onuncu kuşağa dek olanlar bile RAB'bin topluluğuna girmeyecek. (Bizim tercümemiz )

    '' Yasa dışı doğan biri RAB'bin topluluğuna girmeyecek ''

    Deu 23:2 «Yasa dışı doğan biri RAB'bin topluluğuna girmeyecek. Soyundan gelenler de onuncu kuşağa dek RAB'bin topluluğuna girmeyecektir.


    Diğer taraftan '' mamzer {mam-zare'}'' kelimesi Türkçeye çevrilirken anlam kaybına uğramıştır, bu anlam kaybıda yukarıda görmüş olduğunuz haksızca yaklaşım olan, doğacak çocuğun bu işte ne günahı vardı sorusunu ortadan kaldırma için olmuş olduğu inancındayız. Yapılan çeviri ile cümle yumuşatılmış nerdeyse dikkat çekmeyecek bir konuma gelmiştir, fakat bunu yaparlarken dünyanın büyükçe bir kısmının Tanrının topluluğunda istenmediği ortaya çıkmaktadır. Neden ve nasıl mı?,
    Öncelikle yasa derken burada bahsedilen yasanın, Tanrının özellikle Kitabı Mukaddes'deki Tanrının yasaları olduğunu unutmayın. Şimdi bu anlamdan sonra ortaya çıkan soru ise,
    -peki şayet benim dedem veya babam müslüman idiyse ve hayatlarını yine Tanrının sözü olduğuna inandıkları Kuranı Kerim'e göre düzenlemekte idiyseler ben yasanın içinde mi doğmuş oluyorum?
    bu sorunun cevabı bir hıristiyana göre hayırdır.
    Neden mi hayır?
    Çünkü onlar Kuran'ı inandıkları yaratıcının mesajı olarak görmemektedirler.Kısaca dedelerimizin veya babalarımızın onlara göre yapmış olduğu bu hatadan dolayı gelecek on nesil Tanrının topluluğuna giremez. Aslında artık o kişinin soyundan kimse sonsuza kadar kurtuluşa eremezde diyebilirsiniz,


    Neden mi?
    Şimdi diyelim benim ailem hıristiyanlığın kabul etmediği yasa olan Kuranı Kerim hükümlerine göre evlendi ve ben doğdum.Ben de;


    -yahu bu islamda amma saçma bir dinmiş ben artık hıristiyan olacağım dedim mi? Kitabı Mukaddes, gördüğünüz gibi orada dur demekte, siz kim olursanız gelin yeterki kilise dolsun diyen papazlara bakmayın, aslında papazların ellerindeki kitaba göre kapıdan girişte insanları kontrol edip anladıkları hangi kategori ise ona uyuyorlarmı diye bakmaları gerekir. Her neyse, öylesi bir durumda hıristiyan olmaya karar veren ben görüldüğü gibi Tanrının topluluğuna ailemin işlemiş olduğu bu suçtan dolayı katılamıyorum, eee şimdi ne olacak, kiliseye not düşün on nesil sonraki soyunuzu haberdar ederler diyecekseniz.İşte orasınıda anlamış değilim, benim neslimin devam etmesi içinde insanların birleşmesi çoğalması gerekmektedir ve ben Tanrının topluluğuna kabul edilemediğim için, benim çocuklarımda kabul edilen kilise yasaları içinde doğmuş olmayacaklardır ve bundan dolayıda bu on nesil hikayesi bir önceki nesil kabul edilen kilise yasasının içinde doğmadıkları için bir sonraki nesillerine o hakkı vermeyeceklerdir. Kısaca ayıkla pirincin taşını.




    '' Melez biri RAB'bin topluluğuna girmeyecek ''


    Hayda! Nerden çıktı şimdi melez biride topluluğa girmeyecek anlayışı değil mi? Ve unutmayalım, melez karışık milletlerden doğan kişilerdir. Bu anlamı Kitabı mukaddes çevirmenlerinin '' mamzer {mam-zare'}'' kelimesinin ikinci kullanılmış olduğu yer olan,

    Zec 9:6 Aşdot'ta melez bir halk oturacak, Filistliler'in gururunu kıracağım.

    cümlesinden çıkarmaktayız.Evet kendilerinin '' mamzer {mam-zare'}'' kelimesine vermiş oldukları bu anlamı kabul edip, Deu 23:2 «Yasa dışı doğan biri RAB'bin topluluğuna girmeyecek. Soyundan gelenler de onuncu kuşağa dek RAB'bin topluluğuna girmeyecektir. yapılan bu çevirideki '' Yasa dışı doğan biri '' anlamını '' melez '' ile değiştirdiğimizde ortaya çıkan gerçek ise Kitabı Mukaddesteki bu Tanrının ırkçı bir Tanrı olduğu ve ırkların karışmasını istemediği, kısaca kendisine kurtarmak için özel bir ırk seçtiği, diğer ırkların bu Tanrıya göre pek önemli olmadığı ortaya çıkacaktır ki sanırımda bu anlamdan dolayı '' mamzer {mam-zare'}'' kelimesine Deu 23:2'de verilen anlam Zec 9:6 'da kullanılmamıştır.
    Bir diğer garip istek ise:


    Luka:16-18 «Karısını boşayıp başkasıyla evlenen her adam zina etmiş olur. Kocasından boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.
    Matta:5-32 Ama ben size diyorum ki, karısını cinsel ahlaksızlıktan başka bir nedenle boşayan her adam, onu zinaya itmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.

    Kısaca boşanıp evlenen herkes zina yapmaktadır olarak ortaya çıkan bir görüş vardır. Bu durumda ortaya çıkan gerçek zina yapmış yani boşanıp evlenmiş ve çoluk çocuğa karışmış bu insanların çocuklarıda artık Zina çocuklarıdır yani yasanın dışında doğmuşlardır, kısaca Tanrının topluluğunda istenmeyenlerdendir. Pek tabi Tanrılarının bu emirlerine uyup topluluklarına yeni katılmaya çalışan birinin erkeklik bezi sağlam mı veya erkeklik organı yerinde mi diye bir kontrol yapılması bunun devamında ise bu kişi yasanın içindemi doğmuştur diye şöyle on nesil geriye kadar gidilmesi bizce hıristiyanların yapması gereken dini görevlerin başında gelmesi gerekir. Neden aman herkes kiliseye girsin diye ilahi emirlerine karşı gelen bir çalışma içinde olmalarını anlamak mümkün değildir.




    Tapınağa girenlerden sunağa yaklaşamayacak olanlar.

    Lev 21:16 RAB Musa'ya şöyle dedi:
    Lev 21:17 "Harun'a de ki, 'Soyundan gelecek kuşaklar boyunca kusurlu olan hiç kimse yiyecek sunusu sunmak üzere Tanrısı'na yaklaşmasın.
    Lev 21:18 Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş,
    Lev 21:19 kolu veya ayağı kırık,
    Lev 21:20 kambur, cüce, gözü özürlü, uyuz, yarası kabuk bağlamış ya da hadım.
    Lev 21:21 Kâhin Harun'un soyundan bu kusurlara sahip hiç kimse RAB için yakılan sunuyu sunmak üzere sunağa yaklaşmayacak. Çünkü kusurludur. Tanrısı'na yiyecek sunusu sunmak üzere sunağa yaklaşamaz.

    Görüldüğü gibi Tanrı kendi yarattığı, kambur. Cüce, özürlü vs. insanları kusurlu görmekte sunağa yaklaşmamasını istemektedir. Yorumunu size bırakıyorum.

    '' Herkesin kurtulmasını istemeyen İsa ''


    '' Deu 23:1 "Erkeklik bezi ezilmiş ya da erkeklik organı kesilmiş kişi RAB'bin topluluğuna girmeyecek. '' olan ve açık olan bu yasağın üstüne anlamı üzerinde oynanan '' mamzer {mam-zare'}'' kelimesiyle Kitabı Mukaddes'teki Tanrının birilerini topluluğunda istemediğini açıkca görmekteyiz. İşin hayretlik verici noktası ise, Kitabı Mukaddes'e göre bizlere günahlarımızın bağışlanması için tüm insanlığın kalıtsal günahı için öldürüldü diye sunulan İsa'nında öğretilerini herkesin kurtulması üzerine yapmamasıdır.


    Muhakkak yine Kitabı Mukaddesi karıştırıp başkalarının İsa hakkında neler söylediğine bakıp yine cımbızla şöylesi alıntılar seçip, '' 1Jo 3:5 Mesih'in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını ...'' ve hatta ''1Jo 2:2 O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır. '' denildiğini hatta bu görüşü savunan Kitabı Mukaddes yazarları tarafından sağa sola yazdıkları mektuplarda '' 1Jo 2:12 Yavrularım, size yazıyorum, Çünkü Mesih'in adı uğruna günahlarınız bağışlandı. ''dendiğinide ortaya koymaya çalışabilirsiniz. Fakat 1Jo 2:12'nin başlangıcında da görüldüğü '' Yavrularım, size yazıyorum,'' gibi bu görüş İsa'nın görüşü değil O'ndan sonra O'nu yorumlamaya veya mesajını tahrip etmeye çalışanların sözleridir. Şimdi İsa'yı yorumlamaya çalışanların sağa sola yazdıkları mektuplar gibi bir mektupta benden size olsun ve bende '' Yavrularım, size yazıyorum,'' diye başlıyorum.Ortaya koyacağımız delillerde yine Kitabı Mukaddes'ten olacaktır, fakat biz delillerimizi kendi söyleyeceklerimizin haricinde Kitabı Mukaddes'e göre İsa'nın söylecekleri üzerine inşa edeceğiz, İsa'nın öğretilerinde herkesin kurtulmasına çalışıp çalışmadığına karar verecek olan sizlersiniz.


    Kitabı Mukaddes'te İsa'nın öğretilerinde benzetmeler yani örnekler vererek öğreti yapmış olduğu gözden kaçmayan bir özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nasıl bir tartışmada karşınızdakinin kolay anlamasını sağlayacak bir yaklaşım tarzını aklınıza getirsede, İsa'nın öğretilerini benzetmelerle yapmasındaki gayesi herkesin kendisini anlaması için yapmamasıdır. Kitabı Mukaddes İsa'nın bu özelliğinide not düşmeden geçmemiştir,

    Mat 13:34 İsa bütün bunları halka benzetmelerle anlattı. Benzetme kullanmadan onlara hiçbir şey anlatmazdı.
    Mat 13:35 Bu, peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: "Ağzımı benzetmeler anlatarak açacağım, Dünyanın kuruluşundan beri Gizli kalmış sırları dile getireceğim."


    İsa'nın öğretilerini devamlı benzetmelere yapmasındaki gayesine Matta'nın düşmüş olduğu not ise bunun bir peygamber tarafından bulunulmuş olan bir sözün '' kehanetin '' "Ağzımı benzetmeler anlatarak açacağım, Dünyanın kuruluşundan beri Gizli kalmış sırları dile getireceğim." yani okumuş olduğumuz bu cümlenin yerine gelmesinden dolayı olduğudur.


    Her ne hikmetse eski ahitte bilgisayarlarla yapmış olduğumuz bir çok arama sonucunda böylesine bir sözün herhangi bir peygamber tarafından söylenmiş olduğunu bulamadık. Ortada olan bu kehanete veya söze göre ortaya çıkan bir diğer soruyu geçmeden edemeyeceğim, o da İsa'nın bulunduğu dönemde dünyanın gizli kalmış hangi sırrını açıklamış olduğudur, öncelikle bunun ortaya konmasını beklemekteyiz.


    Fakat Mat 13:34'de yapılan tesbit, '' İsa bütün bunları halka benzetmelerle anlattı. Benzetme kullanmadan onlara hiçbir şey anlatmazdı. '' olan bu tesbitin doğruluğunu yine Kitabı Mukaddes'e göre gerçeği yansıttığını görmekteyiz. Tabi karşınızdakine bir konuyu anlattığınızda yaptığınız benzetmeler verdiğiniz örneklerle konuyu daha iyi anlamaya yaklaşacaklarına emin olabilirsiniz değil mi? işte bahsettiğimiz can alıcı noktada burada yatmakta.İsa insanlar anlasın diye değil, anlamasın diye benzetmelerle konuşmaktadır.İşin garibi konuştuğundan ve verdiği örneklerden talebeleri de pek bir şey anlamıyor ki birkaç yerde neden benzetmelerle konuştuğu ile ilgili O'na soru yöneltildiğini görmekteyiz.

    (Mar 7:17) İsa kalabalığı bırakıp eve girince, öğrencileri O'na bu benzetmenin anlamını sordular.
    (Mar 4:10) Onikiler'le* öbür izleyicileri İsa'yla yalnız kalınca, kendisinden benzetmelerin anlamını sordular.
    (Mat 13:10) Öğrencileri gelip İsa'ya, "Halka neden benzetmelerle konuşuyorsun?" diye sordular.

    İsa'nın bu soruya verdiği cevap ise aklınızda olabilecek bir peygamber vasfına bile uymamaktadır,ki- dünyanın günahları için kurban edilmeye gelmiş birine ise nasıl uysun? Cevabı nedir dersek;

    Mar 4:11 O da onlara şöyle dedi: "Tanrı'nın Egemenliği'nin sırrı sizlere açıklandı, ama dışarıda olanlara her şey benzetmelerle anlatılır.
    Mar 4:12 Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'"


    Evet, verdiği cevaba göre bazıları daha vermesi gereken öğretiyi duymadan dışarıda olanlar kısmına dahil olmuştur, işte bu dışarıda olanların anlamaması içinde benzetmelerle konuşmaktadır İsa. Bundan maksadı '' Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'" '' olarak karşımıza çıkmaktadır, kısaca tüm insanlar doğruyu bulsun diye verilmeye çalışan bir vaaz gayesi yoktur. O'na göre birileri kurtulacak olanların dışındadır ve bu dışlanmaya daha bu kişiler verilecek mesajı duymadan karar verilmiştir. Kısaca ortaya çıkan mantık, siz Tanrının mesajını DUYMAMAK için seçilmişlerden olacaksınız, ve siz bu mesajı DUYAMADIĞINIZDAN dolayıda normal olarak iman etmeyeceksiniz, etmediğiniz bu imandan dolayıda neden mesaja uymadın diyerek direk cehenneme gideceğiniz bir sistem. Tabi bu sistemde sanırız, yaratıcının '1Jo 4:10 ... İşte sevgi budur. '' diyebilmesi için bulduğu bir yoldur.
    Konuyu birazcık açalım ve İsa'nın vermiş olduğu bir vaaza göz atalım,

    Mat 13:1 Aynı gün İsa evden çıktı, gidip göl kıyısında oturdu.
    Mat 13:2 Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.
    Mat 13:3 İsa onlara benzetmelerle birçok şey anlattı. "Bakın" dedi, "Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı.
    Mat 13:4 Ektiği tohumlardan kimi yol kenarına düştü. Kuşlar gelip bunları yedi.
    Mat 13:5 Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.
    Mat 13:6 Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler.
    Mat 13:7 Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu.
    Mat 13:8 Kimi ise iyi toprağa düştü. Bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı da otuz kat ürün verdi.
    Mat 13:9 Kulağı olan işitsin!"
    Mat 13:10 Öğrencileri gelip İsa'ya, "Halka neden benzetmelerle konuşuyorsun?" diye sordular.
    Mat 13:11 İsa şöyle yanıtladı: "Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi.
    Mat 13:12 Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak.
    Mat 13:13 Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü, 'Gördükleri halde görmezler, Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'


    Gördüğünüz gibi İsa çevresine birilerini toplamış ve anlatmaya çalışmakta. Ancak anlatılanlar bizim Türkçemizdeki tekerlemeler misali kuş uçtu dağa kaçtı, inek geldi dağı yedi gibi anlaşılmaz kelime gruplarından oluşmakta. Bu denilenleri bizim gibi anlamayan talebelerde İsa'yı kenara çekip, '' Halka neden benzetmelerle konuşuyorsun? '' diye sormaktalar.

    İsa'nın verdiği cevaptan ortaya çıkan acı gerçek, verilen öğretiyi anlama yeteneğinin onlara verilmediğidir. Buna hıristiyanların kendilerince çözüm bulup verdiği cevap ise o insanların imanın az olmasıdır, az olmasından dolayı onlara pek birşey vaad edilmemektedir. Bana sorarsanız sömürü düzenini yasallaştırmak için İsa'nın ağzına yazarlar tarafından eklenmiş cümlelerdir bunlar. Çünkü bu bakış açısı bir çok soruyuda beraberinde getirmektedir. Bu soruların ilki, neden insanlar yaratılışta eşit iman seviyesinde yaratılmamışlardır, bir diğeri ise, öncelikle müsade edin Tanrının kelamını bir duyalım nerden bilmektesiniz ki Tanrının kelamını duyan iman etmeyecektir. Fakat Kitabı Mukaddeste geçen bu alıntıya göre görüldüğü gibi Tanrının kelamını duyduktan sonra red edenlerle değil daha duymadan kaybedenlerle konuşmaktadır. Aradaki anlam farkını umarım anlarsınız.Kısaca İsa duymaları ve görmeleri imkansızlaştırılmış bu insanlara işte bu nedenle benzetmelerle konuşmaktadır. Eeee, ne var bunda işte İsa o garibanları bile kurtarmaya çalışmaktadır da diyemezsiniz. Markos'a göre ise İsa'nın bu benzetmelerle konuşmasındaki maksadı başkadır, tekrar hatırlayalım ne olduğunu,

    Mar 4:11 O da onlara şöyle dedi: "Tanrı'nın Egemenliği'nin sırrı sizlere açıklandı, ama dışarıda olanlara her şey benzetmelerle anlatılır.
    Mar 4:12 Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'"

    görüldüğü gibi Markos İsa'nın benzetmelerle konuşmasındaki nedeni onların '' anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'' diye bize aktarmaktadır. Kısaca Markos'a göre herkesin kurtulmasını istemeyen bir İsa vardır. Sanırım ortada olan çelişkinin farkındasınızdır. Matta'ya göre ise, İsa'yı benzetmelerle konuşmaya, yani halkın dediklerini iyice anlaması için örnekler vererek konuşmasına zorlayan neden ,

    Mat 13:15 Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı, Kulakları ağırlaştı. Gözlerini kapadılar. Öyle ki, gözleri görmesin, Kulakları duymasın, yürekleri anlamasın Ve bana dönmesinler. Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'
    Mat 13:16 "Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!


    böylesine bir yorumla bizlere sunulmaktadır. Yine bu yorum veya çözüm yoluda bir çok çelişkiyi beraberinde getirmektedir, öncelikle bu durum İsa'nın istediğini kurtarma yetkisine sahip olmadığını ortaya koyarki '' Dönselerdi, onları iyileştirirdim. '' diyebilen İsa, anlaşılan insanların kulaklarının ağırlaşmasına, gözlerinin kapanmasına engel olamamakta, onlara ulaşabilmek içinde benzetmeler kullanmayı seçmekte yinede onların kurtulmasını istediğini, zamanını onları kurtarmaya çalışmayla harcasada onları döndüremediğini görmekteyiz. Matta'nın İsa'nın benzetmelerle konuşmasına getirdiği çözüme göre benzetmeler İsa tarafından insanlara ulaşabilmek için seçilmiştir, çünkü insanların geldiği konum onlara başkaca ulaşma şansı bırakmamıştır ve benzetmelerle hatta verilen örnekler bile başarılı olamamaktadır, işte İsa'nın bu başarısızlığının nedenini araştırdığımızda ortaya Kitabı Mukaddes'in yaratıcısının herkesin kurtulmasını istemediği gerçeği çıkmakta, yaratıcının bu isteğinden dolayıda Markos'un İsa'nın Mar 4:12 Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'" böylesi bir cümle kurduğunu belirtmesi bir başka anlam kazanmaktadır.

    '' Kurtulacaklar önceden belirlenmiştir ''

    Şayet Tanrının mesajını daha duymadan kurtulacak olanlar daha dünya yaratılmadan önce belirlenmiş ise bu ne kadar adeletli bir yaklaşım olabilir. Evet yanlış okumuyorsunuz, size daha yaratıcının mesajını duymanızdan önce kurtulup kurtulmayacağınız belirlenmiştir demekteyim, aslında bunu diyen ben değil Kitabı Mukaddes'in kendisidir.

    Eph 1:4 O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih'te seçti.
    Eph 1:5 Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi.
    1Pe 1:2 İsa Mesih'in sözünü dinlemeniz ve O'nun kanının üzerinize serpilmesi için, Baba Tanrı'nın öngörüsü uyarınca Ruh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz. Lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun.
    Eph 1:11 Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı'nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih'te seçildik.
    Mat 24:24 Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar.


    bu alıntılara baktığımızda kurtulacak olanların zaten '' dünyanın kuruluşundan önce '' yani size yaratıcının yasalarını duyma hakkı tanıyıp karar vermenize olanak verilmediği bir dönemden önce belirlenmiş olduğunu görmekteyiz, ve bu seçilmede nasıl olmuştur, hangi standartlar uygulanmıştır ve bize neden yasaları duyup bunlara uyup uymadığımıza bakıp böylesi bir seçime gidilme şansı verilmemiştir sorularının cevabını sanırım 1Jo 4:10 ... İşte sevgi budur. '' diyen Kitaba veya yaratıcı anlayışına sormak gerekmektedir. Kısaca Kitabı Mukaddes'in bu tanrısı insanları daha dünya yaratılmadan seçmiş ayıklamış ve bazılarının sözlerini duymamaları için onların yüreğini nasırlaştırmıştır.

    Rom 9:18 Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.

    bazılarının yüreğinin nasırlaştırılmasından dolayı daha yaratıcılarının sözünü duyamadan ve onların bu söze uyup uymadıkları üzerine bir imtihana tabi tutulmadan neden böylesi bir adalet anlayışı ortaya konmuştur sorusunun cevabını yine bu dini savunanların vermesi gerekir. Meseleyi derinlemesine araştırdığımızda İsa'nın insanlara neden misallerle konuştuğunu ve yapmış olduğu şu tesbiti daha iyi anlamaktayız,

    Mat 13:15 Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı, Kulakları ağırlaştı. Gözlerini kapadılar. Öyle ki, gözleri görmesin, Kulakları duymasın, yürekleri anlamasın Ve bana dönmesinler. Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'

    Evet, O dünyanın kuruluşundan önce yaratıcı tarafından seçilmeyenlere konuşmaktadır ve daha yaratıcılarının sözlerini duymadan cehennemlik olarak seçilenler ve yürekleri Tanrı tarafından nasırlaştırılan bu insanlar zaten cennetlik olarak dünyanın yaratılışından önce seçilmedikleri için İsa'yı duyamamakta, anlayamamaktadırlar. Unutmayalım,

    Acts 13: 48 Diğer uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab'bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti.

    ''zaten iman edenlerde zaten belirlenmişti '' gerçeği vardır ve ortadaki delilleride başka türlü yorumlamanın imkanı yoktur. Ama ben duydum yaratıcının bu sözlerine uyup kendimi sonraki yaşamda kurtaracağım, demekteyseniz, bu konuda göstereceğiniz çabalarında pek önemi yoktur, kurtulmanız sizin gösterdiğiniz çabaya değil,

    Rom 9:16 Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrı'nın merhametine bağlıdır.

    Kitabı Mukaddes'in pek bahsedilmeyen bu gerçeği bize insanların yaratıcılarının sözünü özgür irade ile duyamayıp karar vermelerinden dolayı cehennemlik olmadıklarını ortaya koymaktadır, evet cehennemliklerin yaptıkları yanlışlıklar onların özgür iradelerinden dolayı değil, öylesine yaratılmalarından dolayıdır.

    1Pe 2:7 İman eden sizler için bu taş değerlidir. Ama imansızlar için, "Yapıcıların reddettiği taş Köşenin baş taşı," "Sürçme taşı ve tökezleme kayası oldu." İmansızlar Tanrı'nın sözünü dinlemedikleri için sürçerler. Zaten sürçmek üzere belirlenmişlerdir.

    1Jo 4:10 ... İşte sevgi budur. '' diyen Kitabı Mukaddesin kurutulacakların veya kurtulmayacakların nasıl belirlendiği böylesine açıklıkla görmekteyiz. '' Eph 1:4 ... dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih'te seçti. '' diyebilen seçilmişlerdenseniz bu seçilmenin veya seçilmemenin size ait olmadığınıda unutmayın, bu seçilme tamamen, '' Rom 9:16...insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrı'nın merhametine bağlıdır. '' Daha dünya yaratılmadan neden böylesi bir sistem kurulmuş, böylesine adaletsiz sistem mi olur sorularının muhatabı yine bu yazmaların ilahi olduğunu savunanlardır. Seçilmişler zaten belirlendiği için bu konuda İsa'nın yapacağı fazlaca bir şey yoktur, zaten O'da istediğini yapma gücünde olmayan biridir,

    Joh 6:44 "Beni gönderen Baba bir kimseyi bana çekmedikçe, o kimse bana gelemez. Bana geleni de son günde dirilteceğim.
    Joh 8:29 ... Çünkü ben her zaman O'nu hoşnut edeni yaparım."

    Şayet İsa'nın belirttiği gibi herşeyi yapma yetkisi yoksa ve her zamanda Tanrıyı hoşnut eden şeyler yapmaya çalışmaktaysa, buradan ortaya çıkan gerçek ve soru, acaba İsa dünya yaratılmadan önce seçilmeyenleride kurtarmaya çalışmaylamı Tanrının isteklerini yapmaktadır, yoksa zaten Tanrı tarafından dünya yaratılmadan önce cehennemlik olarak seçilmeyenlerin seçilenlerin arasına karışmamasına dikkat mi etmektedir. Aslında İsa'nın Mar 4:12 Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'" derken yaratılıştan önce kurtulacaklardan seçilmeyip daha tanrının mesajını duymadan yüreği nasırlaştırılmış insanları kurtarmayla ilgili bir derdinin olmadığınıda görmekteyiz.Zaten Tanrısı yaratılışta kimin kurtulacağına veya kurtulmayacağına karar vermiştir. O'nu hoşnut eden şeyde, kurduğu bu planın işlemesidir, bu anlamla İsa'nın neden bazılarına benzetmelerle konuştuğunu, aman duyup anlamasınlar, yoksa dönüp bağışlanırlar demesindeki anlamı daha iyi anlamaktayız. Demek ki İsa'da yapılan bu seçimin doğruluğuna karar vermiş ve ilahi adalete uymaktadır, o ilahi adalet anlayışıda ben zaten seçeceğimi seçtim gibisinden karşımızdadır.


    Fakat ortaya çıkan soru ise, neden tüm insanlara Tanrının mesajını duyma ve yaptıkları işlerle seçilme hakkı verilmemiştir? '' Böylesi ilahi bir adelet mi olabilir?'' sorusunun muhatabı yine biz değil, bu yazmaları savunanlardır.

    Pek tabi bir diğer gerçek te;bu yazmaları savunanların ayıklayarak ortaya koyduğu bu delillerle insanlığa sundukları dini inanca göre ise ''İsa insanlığın kalıtsal günahından dolayı tüm insanlar için kurban edilmiştir'' fikrine bu yazılanların uymamasıdır.İşin daha da garibi ise İsa'nın ''ben insanların kalıtsal günahı için kurban edileceğim '' gibi bir söz söylememiş olmasıdır.Böylesi bir söz Kitab-ı Mukaddes'e göre bile İsa'ya ait değildir.Bu konuda birkaç yazıya hızlıca baktığımızda karşımıza çıkan alıntılar;

    Mat 20:28 Nitekim İnsanoğlu*, hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi."
    Mat 26:28 "Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.
    Mar 10:45 Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi."
    Heb 9:27 Bir kez ölmek, sonra da yargılanmak nasıl insanların kaderiyse, Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir.

    bunlardır.Ve evet, buradaki gerçeğe göre İsa yalnızca birçoklarının günahını yüklenip kurban edilmiştir.Fakat dikkat etmeniz gereken konu, bunun tüm insanların günahını yüklenmediği konusudur. Kitabı Mukaddes'e göre burada ortada olan bir diğer gerçek İsa'nın '' canını birçokları için '' vermeye gelmiş olduğudur. Ortadaki bu delillerin özetini yaptığımızda ise ortaya çıkan sistem,


    Eph 1:4 ... dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih'te seçti. Eph 1:5 ... bizi önceden belirledi. 1Pe 1:2 ... kutsal kılınarak seçildiniz... Eph 1:11 ... önceden belirlenip Mesih'te seçildik.


    ortaya zaten kimin kurtulacağının belirlenmiş olduğu bir sistem ve İsa'nın zaten belirlenmiş bu insanların günahları için kurban edilmesi gerçeği çıkmaktadır. Şimdi zaten belirlenmiş bu insanlar için İsa'nın kurban edilmesindeki mantığı açıklamanın muhatabıda sanırım bu yazmaları savunanlar olacaktır.


    Aslında ortaya çıkan problem, İsa'yı evrenselleştirmeye yani O'nu belirli insanları kurtarmaya gelmiş bir peygamber konumundan çıkarıp herkesin kurtulması için gönderilmiş olduğunu isbatlamaya çalışmayla ortaya çıkmaktadır. Görüldüğü gibi İsa'nın herkesi kurtarmayla ilgili bir derdi yoktur, öğretilerini benzetmelerle bu amaçla yapmakta, Mar 4:12 Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'" demektedir. Herkesin kurtulması için kurban olarak gönderilmiş birinin sözlerinin bunlar olmayacağı açıktır. Diğer taraftan, daha dünya yaratılmadan, insanların yaptığı işlere bakmadan karpuz seçer gibi seçilmiş olmalarınıda hiçbir ilahi adalet anlayışına sığdıramazsınız. Böylesi ilahi bir adalet anlayışı olamayacağına göre İsa'nın sorumlu olmadığı insanların kimler olduğunu iyice anlamak gerekmektedir.

    Mat 10:5 İsa Onikiler'i şu buyrukla halkın arasına gönderdi: "Öteki ulusların arasına girmeyin.Samiriyeliler'in kentlerine de uğramayın.
    Mat 10:6 Bunun yerine, İsrail halkının yitik koyunlarına gidin.
    Mat 15:24 İsa, "Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim" diye yanıtladı.


    Gördüğümüz bu cümlelerde İsa'ya aittir ve görüldüğü gibi yanlızca İsrailoğulları için gönderilmiş olduğunu söylemektedir, bize herkesin günahları için kurban edildi diye sunulan İsa talebelerine '' Öteki ulusların arasına girmeyin. Samiriyeliler'in kentlerine de uğramayın. '' diyebilmektedir. Ortadaki çelişki İsa'yı olmadığı biri olarak göstermekten kaynaklanmaktadır. O gerçekte, İsa'nın tüm insanları kurtarma gibi bir sorumluluğu olmadığıdır. İşte İsa'nın tüm insanlığa karşı sorumluluğu olmadığında O'na evrensel bir görev yüklemeye kalktığınızda ortaya çıkardığınız çözüm içinde çelişkileride getirmek zorundadır ve de getirmiştir. Anlaşılan İsa görevinin tüm insanlığı kapsamadığını belirtmiştir, peki bu görev tüm insanlığı kapsamıyorsa, yani O bazıları için özel gönderilmişse diğerlerinin başı kel miydi sorusuna cevap üretmek zorunda kalınılmıştır, üretilmeye çalışılan bu çözüm ise, Eph 1:4... dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih'te seçti. Eph 1:5 ... bizi önceden belirledi. 1Pe 1:2 ... kutsal kılınarak seçildiniz... Eph 1:11 ... önceden belirlenip Mesih'te seçildik.olmuştur. Tabi üretilen bu çözümlede ortaya adaletsiz ve mantıksız bir ilahi anlayış çıkmıştır. Kesin olan, ortaya çıkarılan gerçeğe göre herkesin kurtulmasını istemeyen bir Tanrı anlayışıdır.


    Ortadaki çelişkiyi kaldırıp gerçeğe ne kadar yaklaşabiliriz dersek şu şekilde bir mantık anlayışıyla yola çıkmamız gerekir.
    - Herkesin kurtulmasını isteyemeyen bir Tanrı olabilir mi ve şayet böyle bir Tanrı varsa bu sevgi Tanrısı olarak tanımlanabilir mi?
    Buna cevabınız '' hayır, olamaz'', ise peki,
    - Daha insanlar yaratılmadan kısaca dünyanın yaratılışından önce kimin kurtulacağı veya kurtulmayacağına karpuz gibi karar vermek ilahi bir adalet olabilir mi?
    Buna da cevabınız, hayır, insanların yaptığı hal ve hareketlere göre onları yargılamamak hatta, doğruyu bulmamaları için yüreklerinin daha yaratılmadan önce nasırlaştırılması, kör edilmeleri, sağır edilmeleri ve bundan dolayı cehennemlik olmaları da ilahi bir adalet anlayışına sığmaz demekteyseniz, peki,
    - Kitabı Mukaddesteki gerçeğe göre İsa'nın herkesi kurtarmaya çalışmadığı ile ilgili delilleri nasıl yorumlamalıyız?
    - Zaten kurtarılacağı belli insanlar için kurban edilmenin mantıki açıklaması nedir?
    Herkesi kurtarmayla ilgili bir görevi olmayan ve öğretilerini o yönde yapan birinin tüm insanlığın kalıtsal günahı için kurban edildiğini öne sürülmesi kadar tutarsız bir görüş olabilir mi? Şayet İsa herkesi kurtarmayla görevli ve tüm insanların kalıtsal günahı için kurban edildiyse bu kurtulacakların,


    Eph 1:4... dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih'te seçti. 1Pe 2:7 ... İmansızlar Tanrı'nın sözünü dinlemedikleri için sürçerler. Zaten sürçmek üzere belirlenmişlerdir.

    zaten belirlendiği, imansızlarında zaten öylesine yaratıldığı gerçeği ile ne kadar uyumludur. Kimilerini daha dünya yaratılmadan önce seçip cennetliklerden yapan, diğerlerini ise daha dünya yaratılmadan imansız olarak ayarlayan Tanrının tüm insanlara yaklaşımını nasıl eşit görebiliriz.


    Ortada olan gerçek, Tanrı tüm insanlara karşı eşit mesafededir, kendini cehennemlik yapan Tanrı değil insandır derseniz bu Kitabı Mukaddes'ide reddinizdir. Yinede Kitabı Mukaddes denilen yazmaları savunanlar, ortaya çıkan,
    Eph 1:4... dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih'te seçti. 1Pe 2:7 ... İmansızlar Tanrı'nın sözünü dinlemedikleri için sürçerler. Zaten sürçmek üzere belirlenmişlerdir. diye bize sunulan bu ilahi adalet anlayışını bize mantık çerçevesi içerisinde açıklamak zorundadırlar. Ayrıca kurtulacakların zaten belirlenmiş olduğu bir sistemde Mar 4:12 Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'" diyen İsa'yıda unutmayıp, nasıl İsa tüm insanlığın günahı için kurban edildi diye bir görüş ortaya atmalarınıda eklemeleri gerekir. Herkesi kurtarma gibi bir derdi olmayan İsa'nın, nasıl olmuştur da herkesin günahları için ölmüştür düşüncesini anlamamız açısından faydalı olacağı inancındayım.

    Yorum ekle

    İmza

    hiçbirşey göründüğü gibi değil

Epey uzunca ve detaylı bir çalışma. Sanrım bu makâ…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    Epey uzunca ve detaylı bir çalışma. Sanrım bu makâlenin ana kaynağı şu site.

    http://www.kutsalkitaplar.net/index.php/hristiyanlk-hristiyanlk/analiz-ve-elestiri/adan-zye-anlatlmayanlar/9237-tanri-ve-isa-herkesin-kurtulmasini-istemiyor

    Eski Ahit ile Yeni Ahit arasında benim de anlamakta zorlandığım bâzı temel farklılklar var. Misâl; Tevrat'ın Rabbi daha şiddet yanlısı gibi duruyor. İncil ise, bu güne kadar okuma fırsatı bulduğum kutsal metinlerin hiçbirinde tespit edemediğim bir derinliğe sâhip, Eski ve Yeni Ahit arasında görünen kimi "çelişkili" mevzûlar, "Yasa dönemi" ve "Lütuf" dönemi" farklılığı ile açıklanmaya çalışılır. Bu açıdan bakıldığında, bazı sıkıntıların aşılması mümkün. Ama yine de tam anlamıyla bir mütma'inlik içerisinde olduğumu söyleyemem.

    Eski Ahit'in yasaya , yenisinin lütufa dayandığı düşüncesi temel alındığında; yukarıda verilen ve "çelişki" gibi algılanan hususların, esâsında bir çelişki olmadığı anlaşılacaktır. "Elma" ile "Armut" arasıda bir çelişki yoktur. Çünki; biri elma, diğeri armut'tur.

    MESİH'in "Bakıp bakıp görmesinler" sözü birilerini lütuftan ayırmak/cezâlandırmak amacıyla söylenmemiştir. Dağdaki vaaz de "Ne mutlu" diyerek başlayıp çizlen genel bir çerçevenin dışında kalmış, tercihini o yönde yapmış insanlarla ilgili örnekleme/tespittir.

    Eğer İblis'in lâneti günah bağlamında tüm insanları etkilemiş ise, Tanrı'nın lütfu da prensip olarak tüm insanlara bir kurtuluş fırsatı sağlamalıdır. Ancak; Tanrı kurtuluş için gökten indirdiği "zembil"i bir "el"iyle tutarken, diğer "el"iyle de insanları birer birer bu "zembil"e dolduracak değildir.

    İnsanlar aldıkları kararlar ve belirledikleri safları ile kendi yerlerini tâyin edeceklerdir. Binâenalyeh; "saf"larının sorumluluğunu da üstelenecekleridir.

    İmza

Mar 4:11 O da onlara şöyle dedi: Tanrı'nın Egemenl…

  • metin yılmaz
    metin yılmaz
    dunyadinleri.com/metin2b8a8
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : DiğerYerler
    Meslek : BasınYayın
    Giriş : 88
  • Yazan : metin yılmaz Tarih : Beğeniler : 0

    Mar 4:11 O da onlara şöyle dedi: "Tanrı'nın Egemenliği'nin sırrı sizlere açıklandı, ama dışarıda olanlara her şey benzetmelerle anlatılır.
    Mar 4:12 Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'"

    bazılarının kurtulanlardan olunmasının istenmediği bize göre aşikar, sizin yorumunuz farklı olabilir ve bu yeni ahiti ve bizi pek tabi bağlamaz

    İmza

    hiçbirşey göründüğü gibi değil

Alıntı metin yılmaz Demiş ki : bazılarının kurtula…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    Alıntı metin yılmaz Demiş ki :
    bazılarının kurtulanlardan olunmasının istenmediği bize göre aşikar sizin yorumunuz farklı olabilir ve bu yeni ahiti ve bizi pek tabi bağlamaz


    Cevap :

    Yeni Ahit'i hiç bir yorum bağlamaz.
    Çünki O, Tanrısal prensipleri vâzeder.
    Ve eşine rastlanamayacak derecede bir anlam derinliğine sâhiptir.
    "Helâl" ve "Haram" sınırlarını ortaya koyan bir kurallar/yaptırımlar yığını değildir.
    Size gelince; benim mesajlarım, şahsi düşünce ve kanaâtlerimi barındıran yorumlarımdır.
    Bunlara katılıp katılmamak zât-ı âli'nize kalmış tabî.
    İmza

yaptığınız yorumdan eski veya yeni ahite yabancı o…