islamiyet

Ana Sayfa Forum Din ve İnançlar islamiyet Dinin güdüme alınması

Dinin güdüme alınması

  • Promete ..
    Promete ..
    dunyadinleri.com/promete5216e
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İçel
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 55
  • Yazan : Promete .. Tarih : Kategori : islamiyet Cevaplar : 3 Okunma : 2250 Beğeniler : 0
    Dinin güdüme alınması

    Dinin güdüme alınması, eğer dine önem veren bir toplumdan söz ediyorsak hayatın cehenneme döndürülmesiyle eşanlamlıdır.

    Dinin güdüme alınmasıyla kastettiğimiz, dinin devlet veya yönetimce kontrol edilmesi değildir. Böyle bir kontrol varsa orada ‘dinin güdüme alınması’ değil, ‘dinle devletin kavgası’ söz konusu olur.
    Güdüme almak tabiri, dinin savunuculuğunu ve avukatlığını yapanlar için geçerli ve uygundur. Bir güdümden söz etmek için güdülenlerin bundan şikâyetçi olmamaları gerekir. Şikâyet varsa güdümden değil, kavgadan söz etmeliyiz. Güdümün yürümesi için baskı yetmez, Allah ile aldatma mekanizmalarının işletilmesi gerekir. Bunu da ancak din simsarları yapar.
    Türkiye’de din güdümdedir ve dini güdüme alanlar dinin avukatlığını yapan dincilerdir. (Lütfen, bir zahmet edin de bu hayatî konunun ayrıntılarını ‘Dincilik’ adlı kitabımızdan okuyun).
    Son yıllardaki gelişmeler, özellikle son zamanlardaki Deniz Feneri ve benzeri dinci soygun olayları göstermiştir ki, Türkiye’de dini güdüme alanlar, din üzerinden dünyalık ve saltanat devşirenlerdir.
    Dine, Tanrı’nın rızasını kazanmak için sarılanlar yani dindarlar, dini güdüme almayı akıllarından bile geçirmezler. Çünkü dini güdüme almak, her şeyden önce dine ihanettir. Dindar, dinine ihanet etmez ama dinci bu ihaneti her zaman yapar.
    DİNCİLİĞİN DİNDARLARA İHANETİ
    Dinin güdüme alınmasından en büyük zararı dindarlar görür. Çünkü güdüm, bir ikrah kurumudur ve dinde ikrah (baskı, zorlama), Allah’ın iradesine aykırıdır, yasaklanmıştır. (Bakara, 256) Bu yasak çiğnendiğinde zararı elbette ki dine bağlı olan dindar görecektir, dini sömüren dinci değil.
    Dinin güdüme alınışı, karakteristik iki görünüm arz eder:
    1. Dinin, kaynağından uzaklaştırılıp geleneksel
    yorumlara bağlanması,
    2. Dinin politik-ticarî istismarlara âlet edilmesi.
    Dini sömürü aracı olarak tutmanın, tarihin çok iyi tanıdığı iki yolu vardır: 1. Kitlenin gerçek dini öğ-renmesini engellemek (mesela, dinin kaynağı olan kitabın tercümesinin okunamayacağını, o tercüme ile namaz kılınamayacağını iddia etmek), 2. Gerçek dini öğretenleri slogan veya ta-bularla karalayarak etkilerini yok etmek veya azaltmak.
    Aforoz dinciliğinin kullandığı tehdit hep şu olmuştur:
    “Dini, bizim güdümümüzde öğreneceksiniz. Bizim gösterdiğimiz şekilde inanmazsanız aforoz edilirsiniz; dindarların hoşlanmadığı ne kadar yafta varsa, açtığımız iftira kampanyalarıyla hep-sini üstünüze atarız.”
    Böyle bir gidiş, laiklik ve hür düşünceyi koruyan kavram ve kurumların şemsiyesi de delinirse, hiç tereddüt etmeyelim, engizisyonla noktalanır.
    Kur'an'ın baş düşmanlarından biri olan engizisyon ve aforoz, örtülü-gizli bir biçimde, birçok Muhammedî düşünüre, asırlardır ve ne yazık ki, İslam'ı savunduğunu söyleyenlerce uygulanmaktadır. Bu uygulama; bazen cehaletin, bazen siyasal çıkarların, bazen kıskançlık kompleksinin, bazen de bunların tümünün eseri olmaktadır.
    İMAMI ÂZAM’I DİNCİLİK KATLETTİ
    Müslüman tarihin en büyük hukuk dehası olan İmamı Âzam Ebu Hanîfe (ölm. 150/767), ‘Din tahripçisi kâfir’ ilan edilip 25 yıl Emevî ve Abbasî zindanlarında süründürüldükten sonra zehirlenip öldürülmedi mi?
    Osmanlı İmparatorluğu’nda yetişmiş en büyük düşünce adamlarından biri olan Molla Lütfi (ölm. 1494) gibi bir değerin idamına fetva veren Hatipzâde isimli şerefsiz yobaz, infazdan sonra, sadist bir zevkle şunu söylüyordu:
    “Şükürler olsun; yakında çıkacak olan kitabım, Lütfi'nin tenkidine uğramaktan kurtuldu.”
    Yavuz Sultan Selim, sonraki yıllarda, Şeyhülislam İbn Kemal ile sarayda yemek yediği bir sırada, Molla Lütfi’nin haksız yere idam edildiğini iğneli bir ifadeyle ima ettiğinde İbn Kemal (ölm. 1533) şu anlamlı cevabı vermiştir:
    “Molla Lütfi, hased-i akrana (meslekdaşlarının hasedine) kurban gitmiştir, Sultanım!”
    Çağın en büyük İslam düşünürü ve İslam’ın en büyük vicdanlarından biri olan Muhammed İkbal hak-kında, hurafeci yobazlar, ‘kâfir’ fetvası çıkarmışlardı.
    İbret almak için bu kadarı yetmez mi?
    İmza

Benden sofiye ve mollaya selam olsun. Onlar bize A…

  • Burak Kaya
    Burak Kaya
    dunyadinleri.com/burak2c264
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : DiğerYerler
    Meslek : Öğrenci
    Giriş : 103
  • Yazan : Burak Kaya Tarih : Beğeniler : 0

    "Benden sofiye ve mollaya selam olsun. Onlar bize Allah'ın emirlerini tebliğ ettiler. Fakat nasıl iştir ki, onların bize naklettikleri yorumlar Allah'ı da, Cebrail'i de, Peygamberi de hayretler içinde bıraktı"(M.İkbal)

    İmza

    Naziler komünistleri götürdüklerinde sustum. Çünkü ben komünist değildim... Sendikacıları götürdüklerinde sustum. Ben sendikacı değildim... Sosyalistleri içeri aldıklarında sustum. Ben sosyalist değildim... Yahudileri tutukladıklarında sustum. ...Çünkü ben yahudi değildim... Sonra benim için geldiler. Ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı." - Martin Niemöller.

Kimileri mal tüccarı, kimileri beden tüccarı kimle…

  • Promete ..
    Promete ..
    dunyadinleri.com/promete5216e
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İçel
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 55
  • Yazan : Promete .. Tarih : Beğeniler : 0

    Kimileri mal tüccarı, kimileri beden tüccarı kimleride tövbe tövbe allah tüccarı. ABDullah gülüde , Hikmetyarın cücüğüde tüccar sonuçta. afganistandan 12 şehit geldi kimin umru oldu. Mehmetcik kanından ucuz ne varki. söyletmen beni gece gece...

    İmza

İnsanların korku ve zaaflarından faydalanan, Tanrı…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    İnsanların korku ve zaaflarından faydalanan, "Tanrı, 'İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım' dedi..." hükmü gereğince; insana, insan olabilmenin erdemlerini sağlayacak şaşmaz/değişmez Tanrısal prensipleri vâzetmek yerine, ölüm sonrası, hesap, mizân gibi, hiç kimsenin somut bilgi veremediği hususları caydırıcı unsur olarak kullanan hiç bir inanç sistemi Rab Tanrı'dan gelmediği gibi; Cehennem tehdidi ve Cennet rüşveti ile insanları kendisine inandırmayı "mahâret" zanneden, kendisine inanmayanları cezâlandırmak için, inanaları "tetikçi" olarak kullanan hiç bir güç de Tanrı değildir.

    İmza