Siyasal Tarih

Ana Sayfa Forum Tarih Siyasal Tarih Komünizm Nedir? Kapitalist Sistemden Farkı Nedir?

Komünizm Nedir? Kapitalist Sistemden Farkı Nedir?

  • Promete ..
    Promete ..
    dunyadinleri.com/promete5216e
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İçel
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 55
  • Yazan : Promete .. Tarih : Kategori : Siyasal Tarih Cevaplar : 0 Okunma : 2229 Beğeniler : 0
    Komünizm Nedir? Kapitalist Sistemden Farkı Nedir?

    KOMÜNİZM, toplumun kapitalist sistemden farklı bir biçimde örgütlenmesini öngören bir sistemdir. Buna göre, komünizm aşamasına ulaşıldığında, tüm insanlar toplumun zenginleşmesine yeteneklerine göre katkıda bulunacaklar, bu zenginliklerden gereksinimlerine göre pay alacaklardır. Kari Marx ve Friedrich Engels tarafından geliştirilen bu kurama göre komünizmde toplumsal sınıflar ve devlet ortadan kalkacak, Özel mülkiyet yerine ortak mülkiyet geçerli olacaktır ( ENGELS, FRİEDRİCH;Marx, Karl).


    Marx ve Engels'den önce de birçok düşünür ortak mülkiyeti; sınıfların ve devletin olmadığı ideal bir toplum düşüncesini savunmuştu. Örneğin İngiliz düşünürü Robert Owen, ortak mülkiyete dayanan sınıfsız küçük topluluklar oluşturarak komünist bir yaşam sürme deneylerine girişti. Ama bu deneyler başarısızlıkla sonuçlandı (Owen, RObert).

    Kapitalizmin hızla geliştiği Sanayi Devrimi sırasında, toplumun önemli bir bölümünü oluşturan ve sayıları giderek artan işçilerin yaşam ve çalışma koşulları çok kötüydü. Erkek, kadın ve çocuk işçiler uzun saatler boyunca dayanılmaz koşullarda ve çok düşük ücretlerle çalıştırılıyorlardı. Yoksulluğun, açlığın, kötü beslenme ve çalışma koşullarının yol açtığı hastalıkların geniş halk kesimlerini etkilediği 19. yüzyılda, sosyalizm var olan sisteme karşı bir düşünce akımı olarak ortaya çıktı


    Bu ilk sosyalist düşünceler ütopyacı olarak adlandırılır. Ütopya sözcüğü, İngiliz düşünürü Thomas More'un düşsel bir toplumu anlatan Utopia (Utopia;1516) adlı yapıtından esinlenerek kullanılmıştır. Başlıca temsilcileri arasında SaintSimon, Charles Fourier ve Robert Owen sayılabilir. Ütopyacı sosyalistler kapitalist toplum düzenini sağduyuya aykırı ve adaletsiz olarak nitelediler ve işçilerin sömürüldükleri bu düzene karşı çıktılar. Ama onların bakış ve önerileri ile Marx ve Engels'in bir dünya sistemi olarak öngördüğü komünizm oldukça farklıydı. Marx ve Engels, "ütopyacı" olarak niteledikleri bu düşünürlerin toplumların tarihsel gelişme içindeki yerlerini ve aşamalarını açıklayamadıklarını; kapitalizmde sömürünün gerçekleşme biçimini anlayamadıklarını ileri sürdüler. Ütopyacı sosyalistlerin önerileri, bu nedenlerle, düşsel bir tasarıdan ileriye gidemeyecekti.


    Marx ve Engels, köleci toplumdan başlayarak, tüm toplum biçimlerinin sınıf mücadeleleri üzerine kurulduğunu ve sınıfların o toplumun ekonomik koşullarının ürünü olduğunu açıkladılar. Toplum biçimlerinin köleci toplumdan feodal topluma ve feodal toplumdan kapitalist topluma doğru değişme nedeninin ekonomik temelden kaynaklanan sınıf çatışmaları olduğunu söylediler. Bu maddeci tarih görüşü ve Marx'ın kapitalist sömürünün nasıl gerçekleştiğini açıkladığı artıdeğer kuramıyla, kapitalizmin iç işleyişini ve tarihsel gelişimini açıkladılar.

    Marx ve Engels birlikte yazdıkları Komünist Manifestomda. (Manifest Der Kommunistischen Partei, 1848) kapitalist toplumda sınıf mücadelesinin işçi sınıfı (proleterya) ile üretim araçlarına sahip olan kapitalistler arasında sürdüğünü belirttiler. Bu mücadelenin işçi sınıfının iktidara gelmesiyle sonuçlanmasını kaçınılmaz bir tarihsel gerçek olarak gördüler.


    Bu kuramda, komünizm son aşamadır. Yani işçi sınıfının yönetimi ele geçirmesinin hemen ardından kurulabilecek bir toplum biçimi değildir. İlk önce, sınıflar ve devlet, aile, din gibi kurumların varlığını sürdürdüğü bir işçi sınıfı iktidarı dönemi öngörülmüştü. Bu dönem sosyalizm aşaması olarak adlandırılır. Zamanla, tüm dünyada sosyalizmin gerçekleşmesiyle, ülke sınırları, sınıflar ve devlet ortadan kalkacak; maddi zenginliklerin insanların gereksinimlerine göre dağıtıldığı komünizm aşaması gerçekleşecekti.

    Komünist sözcüğü, ilk dönemlerde, daha çok öbür sosyalist kuram ve hareketlerden farklılığı belirtmek için kullanıldı. İlk yıllarda, komünizmi hedefleyen siyasal partilerin adlarında sosyaldemokrat ve sosyalist sözcükleri bulunuyordu. 1917 Devrimi'nden sonra SSCB'de ve öteki ülkelerde komünizmi hedefleyen partiler "komünist" adını kullanmaya başladılar.


    Bugün dünyanın ileri kapitalist ülkelerinin tümünde, bazılarında ancak kısıtlı çalışmaları koşuluyla da olsa komünist partiler vardır. Daha önce SSCB Komünist Partisi'nin önderliğini ve dünya komünist hareketinin siyasal ve örgütsel birliğini onaylayan birçok parti, özellikle 1960'tan sonra bağımsız olarak hareket etmeye başladı ve farklı yorumlar gelişti. Günümüzde bu konuda kuramsal ve örgütsel tartışmalar hâlâ sürmektedir.

    1980'lerde komünist partilerin iktidarda olduğu Doğu Avrupa ülkeleri ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nde (SSCB) çok büyük dönüşümler gerçekleşti. SSCB'de Mihail Gorbaçov, ekonomik ve siyasal alandaki güçlükleri aşmak amacıylaperestroika (yeniden yapılanma) ve glasnost (açıklık) adı verilen reform programlarını başlattı. Ekonominin yeniden yapılanmasını ve toplumun demokratikleşmesini hedef alan bu politikalar Doğu Avrupa'daki öbür sosyalist ülkelerde de benzer gelişmelere yol açtı. Bu değişim süreci 198990'da Doğu Avrupa'da tek parti yönetimine dayalı sosyalist rejimlerin çökmesiyle, 1991'de de SSCB'nin dağılmasıyla sonuçlandı. Çin, Vietnam ve Küba dışında, komünist partilerin iktidarda olduğu ülke kalmadı. Muhalefette bulunan komünist partilerin birçoğu dağıldı. Bazıları da komünist adım ve Marksist ideolojiyi terk etti. Bu gelişmeler genellikle komünizmin çöküşü olarak değerlendirildi. Ama, bu durumu geçici bir gerileme olarak görenler de bulunuyordu.

    İmza