Türk Tarihi

Ana Sayfa Forum Tarih Türk Tarihi Osmanlıya karşı Türkü osmanlıcaya karşı Türkceyi Edip yüksel

Osmanlıya karşı Türkü osmanlıcaya karşı Türkceyi Edip yüksel

  • mustafa aksoy
    mustafa aksoy
    dunyadinleri.com/hulaguhan
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İzmir
    Meslek : emekli
    Giriş : 57
    İnandığınız Din : Diğer
    İnançlı Birimisiniz? : İnançsızım
  • Yazan : mustafa aksoy Tarih : Kategori : Türk Tarihi Cevaplar : 0 Okunma : 1698 Beğeniler : 0
    Osmanlıya karşı Türkü osmanlıcaya karşı Türkceyi Edip yüksel

    İşteböyleee,

    Edip hocamızın bir yazısını getirdim, birlikte okuyal

    Osmanlı Hayranlarına karşı Türkleri,
    Osmanlıca’ya karşı Türkçeyi Savunmak

    Edip Yüksel
    17 Ocak 2012
    www.19.org




    Tarihin ilginç bir cilvesi olarak Osmanlıca hayranları sayısında büyük artış var. Osmanlıca denilen karma dili öylesine övüyorlar ki sanki Osmanlıca yemek tarifleri daha lezzetli oluyor, Osmanlıca yazılmış haritalar yolu daha iyi gösteriyor, Osmanlıca yazılmış Kuran tefsirleri daha bir doğru…

    Saçma sapan iddialar. Hani Osmanlıca bilmeseydim bu iddiaları yutardım… Bırakın bu hikâyeleri… Osmanlı ne zaman ki kılıç sallamaktan yoruldu, ne zamanki artık talan edecek yeni ülke bulamadı: çöktü. Üretmeyen, saldırıp talan eden, ilim ve irfana düşman, matbaayı bile 300 yıl engelleyen bir kafaya hayran olanları anlamakta zorluk çekiyorum…


    Kısır Türkçe imiş!!! Osmanlı padişahlarının Türk halkını ve Türkçe’yi aşağılamasını ironik bir biçimde Türkçülük ve milliyetçilik adın sahiplenen antika kafalar için “Kısır olmayan Osmanlıcayı” çok güzel hicveden bir örnek vereceğim:


    “Bab-i Ali kapısından bir atlı süvari firar edip kaçarken…”
    Yani, “kısır Türkçe” ile yazarsak “Yüce kapıdan bir atlı kaçarken” <img src=" class="bbc_emoticon" src="http://www.ateistforum.org/public/style_emoticons/default/smile.png" />))
    Said’i Nursi’nin ifadeleri de bundan pek farklı değil… Türkçeye çevrilince çoğu ifadenin anlamı çırılçıplak ortaya çıkıyor… O ifadelerin içeriğinin ağdalı dille yazıldığı gibi içerikli olmadığı ortaya çıkınca da, Türkçe dili suçlanıyor…

    Biliyorum bu hikayeleri sevgili kardeşim… Çok iyi biliyorum…
    Osmanlıcayı okuyup anlamayan birçok kişi maalesef milli ve dini duyguları gıdıklanıp transa sokulunca acayip bir Osmanlıca savunucu kesiliyorlar. Onlara böylesine hayran oldukların dil ile yazılmış bir şiirin analizini sunayım (F=Farsça, A=Arapça, T=Türkçe)

    Tiz-i (F) reftar (F) olanın (T) payine (F) dağmen (F) dolaşır (T)
    Erişir (T) menzil-i (A) maksuda (A) aheste (F) giden (T)
    Aheste (F) çek (T) kürekleri (T) aheste (F)
    Osmanlıca denilen dil çorbasının yukarıdaki 27 kelimelik örneğin üç dilden şu sayıda kelimelerden oluşuyor:
    7 Farsça kelime
    6 Türkçe kelime
    2 Arapça kelime

    Bir Osmanlı padişahının yazdığı şu şiirin Türkçeyle hiçbir alakası yok:
    Perdedari (F) miküned (F) der (F) kasr-ı (A) Kayser (F) ankebut, (A)
    Bum (F) nevbet (F) mizedend (F) der (F) târem-i (F) Efrâsiyâb (F)
    Osmanlı hayranları

    Osmanlı hayranlarına sorarım: 500 yıl süren bir dönem boyunca Osmanlı’nın ilim ver irfana ne gibi bir katkıları oldu… Matematikte? Tıpta? Astronomide? Teknolojide (mevcut topları daha büyük inşa etmenin ötesinde)? Hatta Kuran’ı anlamada? Koca Osmanlı dönemi bu konularda bir kara delik gibidir…

    Atalarımız olduğu için gerçekle yüzleşmek zorumuza gidebilir ama Osmanlı bir imparatorluktu, emperyalist bir devletti… İyi savaşçılara, iyi vergi toplayıcılara sahipti… Acımasızdılar… Ülkelerini fethettikleri insanların çocuklarını köleleştirip yeni fetihler için asker yapacak kadar acımasız idiler… Osmanlı bir saltanattı. Yüzlerce yıl önce Muhammed peygamberin liderliğinde başlayan seçilme prensibini babadan oğula miras ile yönetmeye çeviren bir sisteme sahipti…


    Kendi halkını aşağılayan,

    onları “reaya” yani “koyun sürüsü” olarak gören padişahlar tarafından yönetilen bir imparatorluk…
    Kendi halkına adalet ve özgürlük bahşetmeyen, kardeşlerini daha çocukken boğdurup öldürecek kadar iktidar hırsıyla gözleri dönmüş,

    haremliklerini köle kadınlarla doldurup her gece seks âlemleri yapan sultanlar tarafından yönetilen bir diktatörlüğü övenlerin hem vicdanından hem Müslümanlığından kuşku duyarım.
    Kısacası, bizim Osmanlı hayranı arkadaşları dinlersek:

    Haremliklerde düzinelerce cariyeyi düzen, başkalarının ülkelerine saldırıp işgal ederek varlıklarını yağmalayan, kardeş katili, bebek katili padişahların “reaya” (koyunlar) olarak aşağıladıkları halka adalet ve hürriyet bahşettiğine inanacağız…
    Başka inanmamı istediğiniz hikâyeleriniz var mı?
    Yollanan resim
    Fethullah’ın 1979 yılında babama gönderdiği Osmanlıca bir mektubu

    “Bebek Katili ve Köleci Padişahlar Veled-i Zina imiş” başlıklı youtube videomun altına asılan iki yorum:
    MURAT BEYAZ KALP:

    Zaten padişahlar tebaasına “kullar” der: “Benim hazinemde hazine mi eksiktir? Kullarımdan kullar mı eksiktir? Cephanemde at ve katırdan, deve ve sair sefere ait alatdan eksik nesne mi vardır? Hemen her nesnem kemal kuvvetinde olup hiçbir nesneye ihtiyaç yok iken ol üç şey ne nesnedir ki Devlet-i Aliyye’ye zeval sebebi ola!” (ahmetsimsirgil com /yavuz-sultan-selim-han.html). Şunu rahatlıkla söylemek mümkündür ki Osmanlı dönemi tam bir şirk dönemidir. M. Kemal’e helal olsun şirki yıktığı için.
    CEVICO:

    Osmanlıyı savunan mallar kendilerini hanedan soyundanmış zannederek konuşuyorlar. lan geri zekâlı şu an Osmanlı olsaydı senin bir at boku kadar bile değerin yoktu, bunu bil de öyle savun yüzyıllarca senin gerçek soyundan geldiğin atalarına zulmeden ve onları sömüren bir avuç hanedana zorbasını. Aklına sok! Sen hanedandan değilsin! Sen kul köle Ahmet Mehmet’in soyundansın! O en görkemli dediğin kanuni döneminde bir parça ekmeğe muhtaç, aç sefil yaşamış gariban halkın soyundansın!

    Tarihin ilginç bir cilvesi olarak Osmanlıca hayranları sayısında büyük artış var. Osmanlıca denilen karma dili öylesine övüyorlar ki sanki Osmanlıca yemek tarifleri daha lezzetli oluyor, Osmanlıca yazılmış haritalar yolu daha iyi gösteriyor,

    Osmanlıca yazılmış Kuran tefsirleri daha bir doğru…
    Saçma sapan iddialar. Hani Osmanlıca bilmeseydim bu iddiaları yutardım… Bırakın bu hikâyeleri… Osmanlı ne zaman ki kılıç sallamaktan yoruldu, ne zamanki artık talan edecek yeni ülke bulamadı: çöktü. Üretmeyen, saldırıp talan eden, ilim ve irfana düşman, matbaayı bile 300 yıl engelleyen bir kafaya hayran olanları anlamakta zorluk çekiyorum…

    Kısır Türkçe imiş!!! Osmanlı padişahlarının Türk halkını ve Türkçe’yi aşağılamasını ironik bir biçimde Türkçülük ve milliyetçilik adın sahiplenen antika kafalar için “Kısır olmayan Osmanlıcayı” çok güzel hicveden bir örnek vereceğim:

    “Bab-i Ali kapısından bir atlı süvari firar edip kaçarken…”
    Yani, “kısır Türkçe” ile yazarsak “Yüce kapıdan bir atlı kaçarken” <img src=" class="bbc_emoticon" src="http://www.ateistforum.org/public/style_emoticons/default/smile.png" />))
    Said’i Nursi’nin ifadeleri de bundan pek farklı değil… Türkçeye çevrilince çoğu ifadenin anlamı çırılçıplak ortaya çıkıyor… O ifadelerin içeriğinin ağdalı dille yazıldığı gibi içerikli olmadığı ortaya çıkınca da, Türkçe dili suçlanıyor…

    Biliyorum bu hikayeleri sevgili kardeşim… Çok iyi biliyorum…
    Osmanlıcayı okuyup anlamayan birçok kişi maalesef milli ve dini duyguları gıdıklanıp transa sokulunca acayip bir Osmanlıca savunucu kesiliyorlar. Onlara böylesine hayran oldukların dil ile yazılmış bir şiirin analizini sunayım (F=Farsça, A=Arapça, T=Türkçe):

    Tiz-i (F) reftar (F) olanın (T) payine (F) dağmen (F) dolaşır (T)
    Erişir (T) menzil-i (A) maksuda (A) aheste (F) giden (T)
    Aheste (F) çek (T) kürekleri (T) aheste (F)
    Osmanlıca denilen dil çorbasının yukarıdaki 27 kelimelik örneğin üç dilden şu sayıda kelimelerden oluşuyor:
    7 Farsça kelime
    6 Türkçe kelime
    2 Arapça kelime
    Bir Osmanlı padişahının yazdığı şu şiirin Türkçeyle hiçbir alakası yok:
    Perdedari (F) miküned (F) der (F) kasr-ı (A) Kayser (F) ankebut, (A)
    Bum (F) nevbet (F) mizedend (F) der (F) târem-i (F) Efrâsiyâb (F)
    Osmanlı hayranları

    Osmanlı hayranlarına sorarım: 500 yıl süren bir dönem boyunca Osmanlı’nın ilim ver irfana ne gibi bir katkıları oldu… Matematikte? Tıpta? Astronomide? Teknolojide (mevcut topları daha büyük inşa etmenin ötesinde)? Hatta Kuran’ı anlamada? Koca Osmanlı dönemi bu konularda bir kara delik gibidir…

    Atalarımız olduğu için gerçekle yüzleşmek zorumuza gidebilir ama Osmanlı bir imparatorluktu, emperyalist bir devletti… İyi savaşçılara, iyi vergi toplayıcılara sahipti… Acımasızdılar… Ülkelerini fethettikleri insanların çocuklarını köleleştirip yeni fetihler için asker yapacak kadar acımasız idiler…

    Osmanlı bir saltanattı. Yüzlerce yıl önce Muhammed peygamberin liderliğinde başlayan seçilme prensibini babadan oğula miras ile yönetmeye çeviren bir sisteme sahipti… Kendi halkını aşağılayan, onları “reaya” yani “koyun sürüsü” olarak gören padişahlar tarafından yönetilen bir imparatorluk…

    Kendi halkına adalet ve özgürlük bahşetmeyen, kardeşlerini daha çocukken boğdurup öldürecek kadar iktidar hırsıyla gözleri dönmüş, haremliklerini köle kadınlarla doldurup her gece seks âlemleri yapan sultanlar tarafından yönetilen bir diktatörlüğü övenlerin hem vicdanından hem Müslümanlığından kuşku duyarım.

    Kısacası, bizim Osmanlı hayranı arkadaşları dinlersek:
    Haremliklerde düzinelerce cariyeyi düzen, başkalarının ülkelerine saldırıp işgal ederek varlıklarını yağmalayan, kardeş katili, bebek katili padişahların “reaya” (koyunlar) olarak aşağıladıkları halka adalet ve hürriyet bahşettiğine inanacağız…
    Başka inanmamı istediğiniz hikâyeleriniz var mı?

    Yollanan resim

    Fethullah’ın 1979 yılında babama gönderdiği Osmanlıca bir mektubu

    “Bebek Katili ve Köleci Padişahlar Veled-i Zina imiş” başlıklı youtube videomun altına asılan iki yorum:
    MURAT BEYAZ KALP:

    Zaten padişahlar tebaasına “kullar” der: “Benim hazinemde hazine mi eksiktir? Kullarımdan kullar mı eksiktir? Cephanemde at ve katırdan, deve ve sair sefere ait alatdan eksik nesne mi vardır? Hemen her nesnem kemal kuvvetinde olup hiçbir nesneye ihtiyaç yok iken ol üç şey ne nesnedir ki Devlet-i Aliyye’ye zeval sebebi ola!” (ahmetsimsirgil com /yavuz-sultan-selim-han.html). Şunu rahatlıkla söylemek mümkündür ki Osmanlı dönemi tam bir şirk dönemidir. M. Kemal’e helal olsun şirki yıktığı için.
    CEVICO:

    Osmanlıyı savunan mallar kendilerini hanedan soyundanmış zannederek konuşuyorlar. lan geri zekâlı şu an Osmanlı olsaydı senin bir at boku kadar bile değerin yoktu, bunu bil de öyle savun yüzyıllarca senin gerçek soyundan geldiğin atalarına zulmeden ve onları sömüren bir avuç hanedana zorbasını. Aklına sok! Sen hanedandan değilsin! Sen kul köle Ahmet Mehmet’in soyundansın! O en görkemli dediğin kanuni döneminde bir parça ekmeğe muhtaç, aç sefil yaşamış gariban halkın soyundansın!
    Tolonbeg
    İmza