Türkiye

Ana Sayfa Forum Gündem Türkiye Hayallerindeki Türkiyenin yasası! (zorbası)

Hayallerindeki Türkiyenin yasası! (zorbası)

  • Aysun Eylem
    Aysun Eylem
    dunyadinleri.com/aysun
    buradaydı
    Cinsiyet : Bayan
    Şehir : Antalya
    Meslek : Hemşire
    Giriş : 81
    İnandığınız Din : Agnostik
    İnançlı Birimisiniz? : Az İnançlıyım
  • Yazan : Aysun Eylem Tarih : Kategori : Türkiye Cevaplar : 2 Okunma : 1851 Beğeniler : 0
    Hayallerindeki Türkiyenin yasası! (zorbası)

    - Hoşuna gitmeyen kitap yazan, haber yapan gazetecileri işten kovdur!
    - Beğenmediğin gazeteleri mahkeme kararıyla kapat!
    - Haklarını savunan işçileri, emekçileri coplat, biber gazına boğ, gözaltına al, tutuklat!
    - “4+4+4” yasasına karşı çıkan eğitimcilerin protesto haklarını kullanmalarını ve düşüncelerini ifade etmelerini engellemek için emniyeti, valileri devreye sok, ısrar edenleri polis panzerlerinin, copun, gazın hedefi yaptır!
    - Sendikalı oldu diye işten atılan, en basit iş güvenliği önlemleri alınmadığı için işçilerin göçüklerde, yangınlarda, çöken inşaatlarda beşer onar ölmelerini kâra, ranta çeviren patronları ülkenin medarı iftiharı olarak göstert!
    - İşçilerin, sendikal camianın, sendikalaşmayı kolaylaştırmak için beklediği düzenlemeleri, sendikacıları birbirine kırdırmak için kullan; üstelik de, “bir maddede iyileştirme” yaparken öteki maddeyle o iyileştirmeyi de “kötüleştiren” yok eden bir yasa cambazlığını işçi sınıfına, emek mücadelesine karşı bir “Demokles Kılıcına” dönüştür!
    -Devletin televizyonunda (TRT-TV1) cinlerin varlığı ve bu cinlerin CIA, NASA gibi organizasyonlarda görev vermek isteyen ABD’li yetkililerin “cinci hocaların” kapısını aşındırdığı haberleri yaptır; bilim ve gerçeğe karşı “cin taifesini” ve “cinci hocaları” da arkasına alan Ortaçağın en karanlık labirentlerinden çıkan güçleri harekete geçir!
    - Okullarda eğitimci-yönetici kılığındaki olarak atadığın kişilerin, çocuklara “şehadet çağrısı” yaptığı bir eğitim sistemini fiilen hayata geçirmek için elindeki her imkanı hareket geçir!
    - Lise öğrencileri için tatilde, Mekke’ye “Umre” seferleri düzenlet!
    - “Dindar gençlik yetiştireceğiz” diye laisizmle, özgürlük fikriyle hiçbir ilişkisi olamayan bir tutumu hükümet politikası olarak ilan et!
    - İçişleri Bakanına “Hocalı katliamının 15. yıldönümünü” bahane edip, ırkçı şoven odaklara rahmet okutacak nutuklar attırt!
    - Yetinme, aynı bakanın ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan bir halkı, “Newroz kutladı!” diye “hain” ilan etmesine ve “75 bin kişilik hainleri 75 milyonun tükürükle boğacağını” ilan edip linççilere, her soydan provokatöre hedef göstermesine sessiz kal!
    - Ülkenin geleceğini halkın yaşamını yakından ilgilendiren eğitim, sağlık gibi alanlardaki yasal düzenlemeleri “kararnameler” ve kimsenin içinde ne olduğunu anlamadığı “torba yasalar”la düzenle, yetmediğinde yangından mal kaçırır gibi (4+4+4 gibi) yasalar çıkar!
    Bu tablonun Türkiye’sinin adı da “ileri demokrasi”nin Türkiye’sidir!
    Bu sıcak tabloda bazı çizgileri ortaya konan Türkiye’nin elbette; “Suriye muhalefeti” adı altında El Kaidecisinden Talibancısına, Suriyelisinden, Libyalı teröristlere kadar her türden “şer kuvvete” elinde silahla dolaşma özgürlüğü sağlayan bir ülke olması şaşırtıcı değildir.
    Yine böyle bir Türkiye’nin NATO’nun füze kalkanının, ABD’nin predatorlarına üslük eden bir ülke olması, komşularıyla ABD’nin çıkarları uğruna savaşmaya giden bir yola girmesi de hiç şaşırtıcı değildir.
    İşte haftalardır Meclis’te ne pahasına olursa olsun geçirilmek istenen “4+4+4 yasası” böyle bir Türkiye’nin geleceğinin “gençliğini yetiştirmek” için çıkarılmak istenmektedir.
    İşte dün ve önceki gün eğitimcilerimiz ve onlara destek verenler, bu yasaya karşı tutum aldıkları için gaz, cop ve polis panzerlerinin tazyikli suyuyla cezalandırılmışlardır.
    Yani Meclis’te yapılmak istenen, sıradan bir yasal düzenleme değildir.
    Mücadele de ona göre olmak durumundadır. Tüm demokrasi güçlerinin, tüm sendikaların ve emek örgütlerinin, tüm halkın mücadeleye çekildiği bir stratejiyi esas alan bir mücadele; gerçek bir demokrasi mücadelesi!

    İmza

Laik bir ülkede (sözde laikte olsa, anayasaya göre…

  • Promete ..
    Promete ..
    dunyadinleri.com/promete5216e
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : İçel
    Meslek : Mühendis
    Giriş : 55
  • Yazan : Promete .. Tarih : Beğeniler : 0

    Laik bir ülkede (sözde laikte olsa, anayasaya göre laik) herhangi bir dinin kitabı seçmeli ders oluyorsa diğer dinlerin kitaplarıda seçmeli ders olsun. seçmeli ya sözüm ona diyelimki bu dersi seçmedi çocuklar bunlarada kafir muamelesimi yapılacak. İstiklal mahkemeleri tekrar kurulmadan bu ülkede hiçbirşey düzelmez. Yazıklar olsun...

    İmza

Alıntı Promete .. Demişki : Laik bir ülkede sözde…

  • Ârif Cemil
    Ârif Cemil
    dunyadinleri.com/murat83871
    buradaydı
    Cinsiyet : Bay
    Şehir : Manisa
    Meslek : Serbest
    Giriş : 2174
    İnandığınız Din : Belirtmiyor
    İnançlı Birimisiniz? : İnançlıyım
  • Yazan : Ârif Cemil Tarih : Beğeniler : 0

    Alıntı Promete .. Demişki :
    Laik bir ülkede sözde laikte olsa anayasaya göre laik herhangi bir dinin kitabı seçmeli ders oluyorsa diğer dinlerin kitaplarıda seçmeli ders olsun seçmeli ya sözüm ona diyelimki bu dersi seçmedi çocuklar bunlarada kafir muamelesimi yapılacak İstiklal mahkemeleri tekrar kurulmadan bu ülkede hiçbirşey düzelmez Yazıklar olsun


    Cevap :

    Türkiyede müntesipleri olan dinlere âit kutsal kitap'ların da seçmeli ders alanında değerlendirilmesi gerektiği noktasındaki tespitiniz doğrudur. Ancak; İstiklâl mahkemeleri çözüm değildir. Bu mahkemeler Cumhuriyetin ilk yıllarında da faaliyet göstermişlerdi. 1950 den bu tarafa gelinen durum ortadadır.

    Şimdiki Türkiye, Devlet-i Âl-i Osman'ın kültürel bâkiyesidir. Siyâsi ve hukûki olarak toplumda geniş bir tabana sâhip olduğu söylenemez. Konjonktürel bir yapıdır. Konjonktürel olanı sağlam temele binâ etmek için, insanları kazanmak lâzım. Kazanmak için de doğru olanın lisân-ı münâsiple anlatılması lâzım. Eğitim; uzun, meşakkâtli ve çileli bir yoldur. Doğru uygulanabilirse, şikâyetlerin çoğunun ortadan kalkması mümkündür.

    "Aykırı" sesleri susturmak bir yöntem olduğunda, bu yöntem herkes için geçerli olacaktır. Fransız ihtilâli sonrası ortaya çıkan "İhtilâl, kendi evlâtlarını yemeye başladı" sözü her şeyi anlatıyor.

    İmza