Popüler Bilim

Ana Sayfa Gizli İlimler Popüler Bilim Kommagene Krallığının Nemrut Dağı'na Emanet Ettiği Sırlar

Kommagene Krallığının Nemrut Dağı'na Emanet Ettiği Sırlar

Kommagene Krallığının Nemrut Dağı'na Emanet Ettiği Sırlar
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Popüler Bilim Yorumlar : 0 Okunma : 2436 Beğen : 0

Nemrut Dağı, Adıyaman’ın Kahta ilçesinin Karadut Köyü’nde, dünyanın sekizinci harikası olarak tanınan, tepesinde küçük kırma taşların yığılmasıyla oluşturulmuş konik bir tümülüsün bulunduğu, 2.150 m. yüksekliği, 10 metreyi bulan heykelleri ve metrelerce uzunluktaki kitabeleri ile UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır. Nemrut Dağı’ndaki kutsal alanda heykellerin dışında birçok da kabartma yer almaktadır. Batı terasında bulunanlardan ilginç olan biri de aslan kabartmasıdır. Gezegenlerin dizilişleri incelendiğinde, bunun Kommagene’nin I. Kralı Mithradates’in taç giydiği geceye; MÖ 109 yılının temmuz akşamına denk geldiği görülmektedir. ‘Aslan horoskop’ olarak bilinen kabartma, 25 bin yılda bir meydana gelen astrolojik bir olayı sembolize eder.

Yunancada ‘Genler Topluluğu’ anlamına gelen Kommagene, adıyla bağdaşırcasına, Yunan ve Pers uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin bütünleştiği güçlü bir krallık. Antik Kommagene Krallığı, Suriye’nin kuzeyi, Hatay, Pınarbaşı, Kuzey Toroslar ve doğuda Fırat Nehri’nin çevrelediği verimli topraklarda yer almıştır. Tarıma ve hayvancılığa elverişli, ekonomik önemi yüksek olan sedir ormanlarını barındıran Kommagene topraklarının, ilk çağlardan beri yerleşim alanı olarak kullanıldığı civardaki mağara ve arkeolojik buluntulardan anlaşılıyor. Kommagene Krallığı, kayıtlarda ilk kez İ.Ö 850 yıllarında görülür. İ.Ö 700 civarında, Kommagene Kralı, Asurlular’a başkaldırır. Asur Kralı Sargon tarafından yurdundan, Güney Mezopotamya’ya sürülür. İ.Ö 600 yıllarında Asurlular Babilliler’e yenilir. Kommagene halkı İ.Ö 550 dolaylarında, önce Persler’in, sonra da Büyük İskender’in egemenliği altına girer. Kommagene, İ.Ö. 1. yy. başındaki iç savaşlar sonucunda, Mithradates Kallinikos tarafından bağımsızlığına kavuşturulur. Mithradetes Doğu ve Batı kültürlerini birleştirmek için çok çalışmış, ülkesinde birçok tapınak yaptırmıştır.

Genç bilim adamı Otto Punchtein başkanlığındaki ekip, Nemrut Dağı’nın tepesindeki tümülüs ve tümülüsün doğu ve batı yanlarında oluşturulmuş teraslar üzerindeki devasa heykeller ve çeşitli kabartmalardan oluşan eserler üzerinde çalışmalar yapmıştır. Uzun çalışmalar sonunda Grekçe yazılı kitabeyi çözen Punchstein, bu eserlerin Kommagene Uygarlığı’na ait olduğunu ve Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından yaptırıldığını keşfeder. Antiochos’un ağzından yazılan kitabe, Nemrut Dağı’nın sırrını ve Antiochos’un yasalarını içermektedir. M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenen tümülüsün orijinali 55 metre yüksekliğinde. Bugünkü yüksekliği 50 metre, çapı ise 150 metre. Kommagene Kralı 1. Antiochos, burada kendisi için görkemli bir anıt mezar, mezar odasının üzerine kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafına da kutsal alanlar inşa ettirmiş. Tümülüs, kralın şerefine düzenlenen törenlere mahsus üç terasla çevrili. Doğu ve Batı teraslarında, sıraya dizilmiş 8 blok yontma taşın üst üste konulmasıyla oluşturulan heykeller, kabartmalar ve yazıtlar var. Heykeller, aslan ve kartal heykeliyle başlayıp aynı düzende son buluyor. ‘Ormanların kralı’ aslan yeryüzündeki gücü, ‘Tanrıların habercisi’ kartal ise göklerin gücünü temsil ediyor. Kült yazıtlarında anne tarafından Büyük İskender’in (Yunan-Makedonya), baba tarafından ise 1. Darius’un (Pers) soyundan geldiğini söyleyen Antiochos, atalarından gelen etnik farklılıkları kültürel zenginliğe dönüştürmenin göstergesi olarak Tanrı heykellerinin yüzünü doğuya ve batıya çevirmiş. Heykellere de hem Yunan hem Pers dilinde isimler verilmiş.

İÇERİK RESİMLERİ

I. Antiochos Kommagene’nin en önemli kralıdır. Antiochos yeni bir din kurmayı planlamış, Yunanlıların dini ile Doğulu Perslerin dinini birleştirmeyi amaçlamıştır. Böylece bir dünya dini yaratacak, Nemrut Dağı’nı onun merkezi yapacak ve bu dinin buradan tüm dünyaya yayılmasını sağlayacaktı. Kendisi de bu sayede tüm dünyaya hükmedecek ve ölümsüzlüğe kavuşacaktır. Bu sebeple kendisini Tanrı ilan etmiştir. Nemrut Dağı’nın en üst noktasına Kommagene Kralı 1. Antiochos kendisi için görkemli bir anıt mezar, mezar odasının üzerine kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafını çevreleyen kutsal alanlar inşa ettirmiştir. Tümülüs, Kral 1. Antiochos’un onuruna düzenlenen törenler için etrafı 3 terasla çevrilmiştir. Doğu, batı ve kuzey terasları olarak adlandırılan bu alanlardan doğu ve batı teraslarda; bir sıra izleyen, blok halinde 8 yontma taşın üst üste oturtulmasıyla oluşturulan 8-10 metre yüksekliğinde görkemli heykeller, kabartmalar ve yazıtlar bulunmaktadır. Heykeller, bir aslan ve bir kartal heykeliyle başlar ve aynı düzende son bulur. Burada aslan yeryüzündeki gücü, tanrıların habercisi olan kartal ise gökyüzünün gücünü sembolize etmektedir. Heykeller her iki tarafta da şu şekilde sıralanmıştır: Kral 1. Antiochos (Theos); Fortuna (Theichye-Kommagene-Tanrıça) Zeus (Oromasdes); Apollo (Mithras-Helios-Hermes), Herakles (Ares-Artagnes). Buradaki yazıtlarda Antiochos’un anne tarafından Büyük İskender’den (Yunan-Makedonya), baba tarafından da Darieos’dan (Pers) geldiği yazılıdır. Böylece Antiochos, atalarından gelen etnik farklılığı birleştirmiş, bu nedenle de tanrı heykellerinin yüzünü doğuya ve batıya çevirmiştir. Ayrıca tanrı heykellerinin isimleri Grekçe ve Pers dilinde yazılmıştır.Kutsal kabul edilen teraslarda yer alan heykellerin bir sıra halinde olduğu görülmektedir. Buradaki tanrılar, hem Doğu, hem de Batı tanrılarını temsil ediyor ve bu sebeple iki ayrı isimle anılıyorlardı. Yüzleri doğuya ve batıya çevrili Pers ve Yunan tanrıları ayrıca Kral Antiochos’un bu iki kültürü birleştirme amacını da simgeliyordu. Antiochos yaptırdığı heykellerin arka yüzüne 200 satırdan oluşan vasiyetini yazdırmıştır.

‘Tanrıların Göksel Tahtı” olarak nitelendirilen Nemrut Dağı’nın batı terasında yer alan Aslanlı Horoskop, Kommagene Medeniyeti’nden kalan tanrı heykellerinin bekçiliğini yapıyor. Nemrut Dağı’nın 2.150 m. yüksekliğindeki zirvesinde aslanlı horoskop, bilinen en eski horoskoptur. Aslanın üzerinde 16 ışından oluşan 3 adet yıldız vardır ve bunlar Mars, Merkür ve Jüpiter gezegenlerini temsil etmektedirler. Aslanlı horoskop gök cisimlerinin bir anlık konumunu gösterir. Önümüzdeki 25.000 yıl içerisinde bir daha yaşanmayacak bir ana tanıklık edilir. Aslanlı Horoskop, bir taş kabartma olup, sağa doğru yürümekte olan bir aslanı betimler. Aslanın gövdesinde bulunan 19 yıldızın her birisi, sivri uçlu 8 ışından oluşuyor. Konumlarındaki küçük değişiklikler dışında, bu yıldızlar, Eratostenes’in Ephemeris’inde tasvir ettiği Aslan konstelasyonunu temsil eder. Aslanın boynunda, yeni ayın sembolü hilal var. Hilalin hemen üstünde Regulus (kral) yıldızı parlar. İnsanlık tarihi boyunca Regulusyıldızı krallarla özdeşleştirilmiştir. Aslanın üzerinde her biri 16 ışından oluşan 3 yıldız görülür. Bunlar, üzerlerine Yunanca isimleri de kazınan Mars, Merkür ve Jüpiter gezegenleridir. Aslanlı Horoskop, bu göksel cisimlerin, bir anlık konumlarını tasvir eder. Ay yörüngesini 1 ayda tamamlar. Bunlar biliniyor ve bunlardan, horoskoptaki yavaş gezegenler Jüpiter ve Mars’ın yılı, Merkür’ün ayı, ayın günü gösterdiği ortaya çıkıyor. İ.Ö. 109 yılının 14 Temmuz’undakidiziliş seçilmiş. Normal şartlar altında Merkür dünyadan çıplak gözle görülemez. Ancak, bu özel günde Merkür güneşten en uzak konumuna uluştığı için, yeryüzünden kolaylıkla seçilebiliyor. Güneşin doğuşu ile ayın batışı arasındaki zaman farkı, yaklaşık 17 dakika. Eğer, Ay-Kral yıldızı buluşması dağın tepesinden görülebildiyse bu, ancak çok kısa bir süre için, ayın gerçek yerel saatle 19:37’de batmasından hemen önce olmalıdır. Yani, yıldız ve gezegenlerın horoskopda betimlenmiş konumlarını almalarından sadece birkaç dakika önce. Bu özel ve istisna durum sadece dizilişin oluştuğu tarihi değil, aynı zamanda kesin saatin de 19:37 olarak hesaplanmasına imkan veriyor ki, bu oldukça şaşırtıcıdır. Yazıtlardan öğrenildiğine göre, İ.Ö. 109 yılının 14 Temmuz günü saat 19:37’de Kral Mithridates taç giymiş. Bu özel tarih, çok önceden belirlenmiş ve taç giyme töreni için uygun bulunmuştu.”

Nemrut Dağı hep gizemli iddiaların konusu oldu; hatta uzaylıların gizli üssü olduğu bile iddia edildi; kesin olan tek şey dağda henüz keşfedilmemiş tünellerin olduğu ve efsanevi Commagene Kralı I. Antiochos´un kayıp mezarıdır. Okült ve mistik grupların ana ilkesi kardeşliktir, kardeşlik adayı belli aşamaları geçtikten sonra ezoterik gizemlerle birlikte yaşamaya başlar ama bunları dışarıya anlatması yasaktır çünkü bilgi özeldir ve yeterince eğitilmemiş, amacını bilmeyen ve hak etmeyen kişilere verilemez. Yüzyılın sonuna doğru, aralarında Madam H.P.Blavatsky, Alexandra David-Neale, P.D. Ouspensky ve G.I.Gurdjieff gibi çok önemli isimlerin olduğu okültist ya da ezoterist gizemci peşpeşe ortaya çıktı. Hepsi, uzak geçmişin ezoterik ve gizemci mantığı doğrultusundaydı. 1920 yılında G.I.Gurdjieff Fransa´da kendi adına bir ezoterizm okulu açtı, okulun izlediği yol çok uzak geçmişten gelen “Sarmoung Kardeşliği” idi. Bu örgütün temelinde bir dönemler Kuzey Mezopotamya´da gelişip, yayılan ama daha sonra yok edilen Hıristiyan Gnostik Okulu´ndan geriye kalanlar bulunuyordu ve bu kayıp gizem okulunun Güneydoğu Anadolu´da bulunduğu anlaşılıyordu. Sarmoung Kardeşliği’nin yerini tam olarak bulan ise “The Orion Mystery ve The Mayan Prophecies” kitaplarının yazarı Adrian Gilbert oldu. Gilbert 1972’de, hacı olmak amacıyla, Filistin´e, Hz. İsa´nın doğum yeri olan Bethlehem´e gitmişti, bir gizem örgütü arıyor ve eğitilmek istiyordu. Bölgede bir gizli okulun olduğunu duymuştu ve anlatılanlara göre Matta İncili´nde adı geçen Maji Okulu buradaydı, araştırmları sonucunda o da Gurdjieff´in izine rasladı, Filistin´de ortaya çıkan iz, Fransa´da gelen izle Anadolu´da birleşiyordu ve Adrian Gilbert artık sonuçtan emindi; gizemli “Kardeşlik Okulu” nun liderini ve yerini bulmuştu; Gilbert´e göre örgütün kurucusu Commagene Kralı I. Antiochus, yeri ise Nemrut Dağı´ydı.

İÇERİK RESİMLERİ

Gilbert, Commagene Kralı I. Antiochus´un yaşadığı dönemde varolan Sarmoung Kardeşlik Örgütü ile yakın ilişkisi olduğu görüşünde, onun Kuzey Fırat bölgesine yayılan küçük krallığının ana simgesi Commagene Aslanı´ydı. Nemrut Dağı´ndaki dev mezar anıtta, astrolojik ve Hermetik simgeler kullanılarak, gizem vurgulanmıştı. Nemrut´da bulunan Aslan kabartmasının üzerindeki Astrolojik simgeler gerçekte bir yıldız haritasıdır (horoskop) ve Gilbert burada işaret edilen iki zaman dönemiyle, Kral´ın doğum ve inisiye yani örgütte eğitildiği tarihleri işaret ettiği görüşündedir, bu tarih İsa´nın Yahya Peygamber tarafından vaftiz edildiği tarih olan 6 Ocak´tır. Gilbert, Kral Antiochus´un krallığının henüz bulunmamış bir yerinde nereye gittiği bilinmeyen bir tünel olduğunu söylüyor. Gilbert Commagene Kralı´nın doğum tarihini de hesaplıyor; bu tarih Güneş´in, Regulus yıldızıyla Aslan Burcu´nda buluşum yaptığı tarih yani 29 Haziran. Gilbert, Urfa´nın da Orion Bilgeliği ile ilgili bir astrolojik merkez olduğu düşüncesinde ve bunun kanıtlarının da Tevrat´da bulunduğunu belirtiyor. İsa´nın doğumu sanıldığı gibi 25 Aralık değildir. Gerçek Christmas Milattan önceki 7. yılın 29 Temmuz´udur yani İsa milattan 7 yıl önce doğmuştur ve o gün gök konumu çok özeldir; Güneş her yıl aynı tarihte, “Kral´ın Doğumu” konumuna girer Aslan Burcu´ndaki “Küçük Aslan” ya da “Aslan Yürek” de denen Regulus´la buluşur. Bu aynı zamanda da, göğün en parlak yıldızı olan Sirius´un yükseliş döneminin hemen sonrasıdır yani Sirius özgün periyodundaki görünmezlik dönemini bitirerek, yükselmeye başlar. Mısır Mitolojisi´nde Sirius yıldızı, Tanrıça Isis´in özel yıldızıdır, görülmediği dönemde Tanrıça hamiledir, parlamaya başladığında oğlu Horus doğar, bu da Güneş-Regulus buluşmasıyla simgelenir. İlk Hıristiyanlar, bu mitolojik kavramı kullandılar, Sirius´un yükselmesi Meryem´in doğumuydu ama bu kez doğan Horus değildi çünkü Meryem´in oğlu İsa´ydı, aynı anda görülen diğer parlak yıldızlarda önemliydiler, örneğin Orion Isis´in eşi yani kocası olan Osiris´ti, Hıristiyan kültürü, Osiris´e Joseph yani Meryem eşi kişiliğini verdi. Procyon yıldızı da, Sirius gibi Orion´dan sonra yükselir ve Isis´in kızkardeşi Nephthys ile simgelenir ve o da orta eş kişiliğiyle bazı erken Hıristiyanlık söylencelerinde yer alır. Burçlar Kuşağı genelde hayvanlarla simgelenir, Boğa, Koç burçları İsa´nın doğduğu ahırda bulunan ve yemlenen yani beslenen iki hayvandır ve ahır Bethlehem kasabasındadır, kasabanın adının anlamı “Ekmeğin Yeri” dir, Bethlehem kasabası, Judah bölgesinde yani İsrail´in Aslan Kabilesi´nin yaşadığı yerdedir ve bu kabilenin simgesi Aslan Burcu´ndaki ya da takımyıldızındaki Regulus´tur, sonuç olarak ezoterik anlamda Güneş-Regulus buluşumu, İsa´nın ahırdaki doğumunu simgeler.

[nemrut-dagi-nerede]

Kabartmada görülen yürüyen aslan formundaki yıldız haritası Yunan astrolojisi tarzındadır ve bir tarih belirlenmiştir. Bu yöntem Seleucidler, Makedonyalılar, Persler, Büyük İskender, Darius I tarafından kullanılmıştır. Antik Yunan´ın ve Persler´den gelen etkilerin ve Nemrut´ta yapılan geleneksel dinsel ritüeller genel anlamda Orta Doğu´dan Avrupa´ya yönlenen Mitra inançları ve dini ile ilgilidir. Commageneler´in Mitraik inancı, doğudan batıya doğru yayılırken, kesin olarak Hıristiyanlığın temelini oluşturmuştur. Diğer bir deyişle Hıristiyanlığın kökeni Mitraizm dolayısı ile de Kral I. Antiochos´un katıldığı gizemli Kardeşlik Dini´dir. Kral´ın mimarları, tarihsel göndermeyi yapmak amacıyla, yıldız konumlarını bir aslan formuyla oluşturdular. Bebek İsa´yı ziyarete geldiklerine inanılan üç çoban krala Bethlehem´e giden yolu yıldızlar gösterir, yıldızların geleneksel yeri ekliptiğin kuzeyindeki simgesel bir hattı oluşturur, bunlar Sirius´dan önce doğan Procyon, Castor ve Pollux´tur, çoban krallara yol gösterirler yani Sirius´un doğacağı yeri gösterirler. Adrian Gilbert, İsa´nın doğumunda parlayan ve Bethlehem´den izlenen büyük yıldızın tek olmadığına hatta yıldız olmadığına inanıyor, ona göre parlaklığın sebebi iki dev gezegenin yani Satürn ile Jüpiter´in buluşumuydu, buluşum Balık Burcu´ndaydı ve bu nedenle de Hıristiyanlığın gerçek simgesi balıktı. İki dev gezegen, o konumda akşam göğünün en parlak gök cisimleridirler ve çok net olarak çıplak gözle görülebilirler. Üç çoban kralın ezoterik anlamları da böyledir yani Melchior, Caspar ve Balthasar´ın; Satürn ve Jüpiter, iki kralla simgelenir; Melchior (Altın Kralı Jüpiter) ve Caspar (Mür yani koku kralı Satürn); Jüpiter astrolojik anlamda, sağlığı ve zenginliği simgelerken, Satürn ölüm ve mezarın yanısıra uzun yaşamı simgeler. Mür, Mısır mitlerinde Satürn simgeselliği doğrultusunda, mumyalamada kullanılan bir maddedir. Üçincü Çoban Kral yani üçüncü gezegen Güneş´e en yakın gezegen olan Merkür´dür, bu da Balthasar´dır, ismin anlamı “Yüce Efendi´nin Öncüsü” ya da en yakın yardımcısı şeklindedir. Merkür, Güneş´ten biraz önce doğar yani sultanın veziri gibidir. Bebek İsa´ya altın ve mür´ün yanısıra Balthasar tarafından verilen üçüncü armağan günnük veya buhurdur, günnük simgesel olarak majikal fonksiyonları uyandırır ve Merkür ile astrolojik doğrultuda ilişkilidir.

İÇERİK RESİMLERİ

Adrian Gilbert, bu şekilde İsa´nın doğum horoskobunun yani yıldız haritasının anlatılmak istendiğini düşünüyor, eğer okuma doğru yapılırsa kesin zaman belirlenecektir. İsa´da Horus gibi bir kral olarak doğmuştur, gezegenlere uygun armağanlar onun doğumunu simgelerler, Matta İncili´nde armağanların baştan çıkarıcı oldukları ve egosal amaçlarla kullanılabilecekleri vurgulanır. Yani üç gezegenin negatif yönleri vurgulanır, negatif yönler pratik Maji´nin reddedilmesi (Merkür), ölümsüzlük arzusu (Satürn) ve krallık yani iktidar hırsıdır (Jüpiter). Daha sonraki olaylarda benzer anlamlar içerirler, Yahya Peygamber Ürdün Irmağı´nda İsa´yı vaftiz ederken cennetten gelen bir güvercin simgeselliğinde İsa´ya en yüksek armağan verilir, bunun anlamı gezegendeki en yüksek krallığın onaylanmasıdır. Artık o, Logos´un yani Varoluş´un aracı olmuştur. Yani Vaftiz´in simgeselliği ve 6 Ocak kutlamalarının anlamı göksel buluşmanın gerçekleşmesi daha da ötede İsa´nın göksel doğumudur. Ama daha sonra bu tarih değişecek, 25 Aralık´a kayarak, antik Roma´nın Satürn şenlikleri Mitralar´ın doğumu ile karışacaktır. Tüm bunlardan anlaşılan şey, Kayıp Kardeşlik Örgütü´nün içeriğidir, Horus´dan, İsa´ya oradan da Kral I. Antiochus´a uzanan gizemin ezoterik anlamı ve bunun astrolojik metodla, Hermetik Bilgelik düzeyinde simgeselleştirilmesidir ancak tüm anlatılar yine de asıl gizemi açıklayamıyor; yıldızların ve gezegenlerin etkinliği veya önemi acaba kutsallık düzeyinde ezoterik simgesellik midir? Yoksa, dünya dışındaki bir yerleri mi işaret etmektedir? Sır, Orion ve Sirius´da saklı gibidir; bu da büyük olasılıkla Nemrut Dağı´nın altında yatan sır çözüdüğü zaman anlaşılacaktır.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! http://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi