Mitoloji

Ana Sayfa Mitoloji Antik Mısır'da Horus'un gözü Mitolojisi ve Mitolojide Göz

Antik Mısır'da Horus'un gözü Mitolojisi ve Mitolojide Göz

Antik Mısır'da Horus'un gözü Mitolojisi ve Mitolojide Göz
Yazan : @Dünya Dinleri Tarih : Kategori : Mitoloji Yorumlar : 1 Okunma : 18268 Beğen : 0

"Horus'un gözü" ya da "Tek Göz" kötülükle mücadele ederken sağ gözünü kaybeden horus’a ithaf edilen bir mitolojik unsur ve tılsımdır.

Göz sembolü, her şeyi bilen, her şeyi gören ilahilik ve sezgisel görü niteliğini simgeler. Göz aynı zamanda, tüm güneş tanrıların ve onların hayat verici güneşle aşılama gücünün sembolü ve bilginin kaynağı olarak kabul edilir.Mitolojiilerde Güneş “her şeyi gören göz” olarak tanımlanır ve gözle sembolize edilir. Mısır güneş tanrısı Horus bunun en meşhur örneğidir. Oysa bu geç tarihli bir mitolojik öyküdür ve çok daha öncesindeki mitolojik inanaçlarda göz veya tek göz imgfesi bolca kullanılmıştır. Hatırlanacak olursa J. R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi romanında da bu unsur öne çıkan semboller arasındaydı.

TEK GÖZ TANRI'NIN EBEDİLİĞİN SEMBOLÜDÜR

Tek göz Tanrı’nın, ebediliğin, kendi kendine yeterli olanın sembolüdür. Batı sembolizminde sağ göz güneşin, günün ve geleceğin sembolleri olurken sol göz ise ayın, gecenin ve geçmişin sembolüdür. Doğuda ise bunun tam tersi doğru kabul edilir. Göz, manyetik veya majik akışkanın ve arındırıcı ışığın kaynağı olarak kabul edilir.

Horus'un Gözü'nün Lucifer'in (şeytan) her şeyi gören gözü olarak da nitelendirilmektedir. Masonik örgütlerin ve özellikle de İlluminati'nin bu gözü sembol olarak kullanması mitolojik anlamının önüne geçmiş durumdadır. Göz sembolik olarak otorsite'yi ve devlet gibi her şeyi kontrol eden örgütlenmeleri ifade etmektedir.

Horus'un gözleri eski Mısır mitolojisinde güneş ve ayı temsil eder. Horus gözlerini açınca ortalığın aydınlandığına, kapatınca da karardığına inanılırdı. Tabutlara ve lahitlere yerleştirilen bu gözler sayesinde mumyaların ölümden sonraki yaşamda engelle karşılaşmayacakları ve huzurlu olacakları düşünülürdu. İyileştirici ve koruyucu güçleri olduğuna inanıldığından Mısırlılar, tılsım veya dövme şeklinde vucutlarında Horus'un gözünübulundurmaya gayret ederlerdi.

Horuaûn Gözü aynı zamanda, Mısır'da ant,k çağlarda bir ölçü sistemi olarak kullanılmıştır. Göz altı parçadan oluşmaktadır ve her parçanın 1/2 'den 1/64 'e kadar değerleri vardir. Gözun bütününe bir "heqat" denir. Gözün beş parçası ayni zamanda beş duyuyu, gözün üstündeki parça ise düsünceyi temsil eder.

Horus’un gözünün Antik Mısır geleneğinde başlıca iki anlamda kullanıldığı belirtilir:

Horus’un gözü, manevi anlamıyla, vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçmayacağını, insanın iç âlemindeki her niyetini ve yaşamdaki her davranışını gözden kaçırmayan bu merhametsiz yargıcın keskin bakışını sembolize eder. Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür. Bu yüzden Güneş ve Ay, Horus’un gözleri olarak ifade edilir. Çünkü Güneş ve Ay’ın her ikisi nöbetleşe, gece ve gündüz insanın üzerinden eksik olmaz, Horus’un 24 saat açık kalan gözleri gibi. (Bu nedenle Horus'un gözü güneşle temsil edilen Ra'nın gözü olarak da ifade edilir.) Bu, vicdanın karşıtı olan nefsaniyetin hiç işine gelmez; nefsaniyeti ve kötülüğü temsil eden Seth de bu yüzden bu gözü çıkarmaya çalışmıştır. Antik Mısır mitolojisine göre, Horus sonunda bu gözünü babası Osiris’e vermiş ya da Osiris’in kullanımına bırakmıştır.

Horus’un gözü, biçimsel anlamıyla, Tanrı’nın "bir"liğini (tekliğini) matematiksel olarak gösteren bir semboldür. Bu anlam şöyle açıklanır: Bir bütün ikiye bölündüğünde 1/2 elde edilir. Bu da ikiye bölündüğü takdirde 1/4 elde edilir. İşleme bu şekilde hep ikiye bölme ile devam edilirse sırasıyla, 1/8, 1/16, 1/32 ve 1/64 elde edilir. Bunların tümü toplandığında ise 63/64 bulunur. Buradan şu sonuç çıkar: Bir bütün, sürekli olarak ikiye bölünmeye devam edilirse, toplam değerde, sonsuzluk hariç, hiçbir zaman bire, birliğe ulaşılamaz; yalnızca Mutlak (Tanrı) bir’dir. Horus’un gözü “glifler” denilen parçalardan oluşur ki, bu altı parça, sırasıyla, 1/2, 1/4, 1/8, 1/16, 1/32, 1/64’ü ifade eder.

EFSANEYE GÖRE HORUS KİMDİR?

Efsaneye göre Horus, Osiris’in oğludur ve babasının cesedinin tohumundan oluşur. Kötülüğü temsil eden Seth, Osiris'i öldürür. Osiris'in oğlu Horus, intikam almak üzere Seth ile savaşır. Seth, bu savaşta Horus'un gözünü parçalar. Bu parçaları Toth bir araya getirirse de eskisi gibi çalışmayacaktır, o bu eksikliği büyü gücü ile tamamlar ve böylece göz eskisi gibi olur. Horus'un gözleri her daim dünyanın üstünde olan ay ve güneşi temsil eder, manevi anlamda vicdanın hiç kapanmayan gözüdür yorumu yapılabilir. Horus'un gözü çeşitli parapsikolojik durumlarda, arınma ve koruyucu tılsım amacıyla da aksesuar olarak kullanılmaktadır.

Mitolojide Horus, Seth, Osiris ve Wedjat

Mısır'ı yönetmek konusunda hırsları olan Seth, bir gece kardeşi Osiris uyurken gizlice kralın gövdesini ölçtü ve işçilerine, ölçülere uygun tahta bir kutu yapmalarını, bir sanat şaheseri olarak süslemelerini emretti. Daha sonra güzel bir ziyafet düzenledi ve salonun ortasına bu güzel kutuyu getirtti. Ona sahip olmak isteyenin içine girmesi gerektiğini, içine tam uyan kişiye onu armağan edceğini söyledi. Seth'in planladığı gibi davetliler hevesli bir şekilde sıralarının gelmesini bekledi. Sıra Osiris'e geldiğinde, kutuya girdi ve içine uzandı. Tam olarak uymuştu. Osiris tam kutunun içine yerleşmişken suikastçiler kapağı kapttılar ve hiçbir şeyden kuşkulanmayan kralı hapsedecek şekilde kapağı çivilediler. Daha sonra kutuyu Nil'e taşıyıp suya attılar. Akıntı kutuyu, deltanın batısındaki papirüs bataklıklarına kadar sürükledi.

Kocasının öldüğünü duyan tanrıça İsis, Mısır'da heryerde kutuyu aramaya başladı. Sonunda Biblos yakınlarındaki papirüs bataklıklarına kadar gittiğini öğrendi. Oraya ulaşınca, mühürlü kutuyu aldı ve Mısır'a geri döndü. İsis Osiris'in oğlunu doğurdu zamanı gelince ve ona Horus adını verdi. Günün birinde Horus'un babasının intikamını alacağını umuyordu.

Günlerden bir gün Seth avlanırken tesadüfen İsis'in sakladığı kutuya rastladı. Kutuyu görür görmez tanıdı ve çılgın bir öfkeyle açıp Osiris'in vücudunu on dört parçaya ayırdı. Sonra da Mısır'ı dolaşarak Osiris'in parçalarını heryere dağıttı. Seth'in bu son oyunu üzerine İsis Nil nehri boyunca papirüsten yapılmış bir kayıkla sehayat etti ve Osiris'in gövdesinin parçalarını bulana kadar dolaştı. Nerede bir parça görse onu aldı. Gövdenin on dört parçasını da tamamladığında hemen işe koyuldu. Osiris'in kafasını, bedenini, kollarını ve bacaklarını, kalbini tekrar bir araya getirdi. parçaları balmumu ile birleştirdi, tatlı kokular ve merhemler sürerek büyük keten bir kumaşla mumyaladı ve gömdü.

Osiris bu şekilde gömüldükten sonra, Horus babasını yaşama döndürmek için üzerine düşeni yapmaya hazırdı. Tanrıça İsis'in Osiris'e yeni bir hayat verecek sihirli sözleri söylemesinden sonra ölü tanrı hayata döndü, nefes almaya ve kıpırdamaya başladı. Sonra Horus Wedjat'ı çıkardı, babasının ağzına koydu ve ondan gözü yutmasını istedi. Bunu yapar yapmaz Osiris çok daha güçlü bir hale geldi; konuşma, görme ve yürüme yeteneklerini tekrardan kazandı. Ra'nın yardımıyla Horus Öteki Dünya'dan yeryüzündeki tanrıların dünyasına kadar ulaşabilec

İlluminati ve Mason örgütleri Horus'un Gözü ve Deccallik İddiası

İlluminati ve Mason örgütlerininbu işareti çok sık kullanması İslamcı bazı düşürlerce ilginç bir çıkarım yapılmasına neden olmuştur. Buna göre; Deccal ile ilgili hadislerden bilindiği üzere sağ gözü kör ve sol gözü ile görüyor. Sol gözü dini bir sembol olarak yorumlamlarsak; Sol göz dışsal görünüşü sembolize eder, yani dışsal bilgi kazanılır. Dış dünya, deccal'in gözü dış dünyaya dönüktür yani. Sağ göz ise içsel görüşüş yani maneviyatı temsil eder. Deccal'in ise sağ gözü kördür, bu yüzden manevi anlamda kördür.Yani Deccal masonik bir örgüttür.


Göz sembolü, ikonografisi

Gözün sembolik veya ikonografik olarak kullanımının birçok türü vardır.Tek başına göz simgesinin çok geniş kullanıl alanı vardır. Göz, Allah'ın her şeye kadir, kerim ve hayırsever olduğunu ifade ettiği gibi dünyevi anlamlarda kullanılabilir. Sözgelimi Manly Hall bir çalışmasında Gözün insanın entelektüel gücü olduğunu ve açık bir gözle temsil edildiğini ve sembolik olarak siklop gözü (tepegöz) ile gösterildiğini yazmış. Günlük hayatımızda sıkça gördüğümüz güvenlik şirketlerinin amblemlerinde güvenlik ve korumayı sembolize eden şekliyle de karşımıza çıkabilir.

İkinci en çok kullanılan sembol üçgenin içindeki gözdür. Eşkenar üçgen içindeki göz, teslis (üçü bir arada) özelliği olan Tanrıya inan kültürlerde ilahi varlığı temsil eder.

Etrafında ışık hûzmeleri olan bir hâle içindeki göz, vicdanın herşeyi gören gözünü ifade eder. Daha ziyade yoğun olarak Rönesans dönemi sanatında ve erken litografide kullanılmış bir semboldür.

“Hamsa” veya avuç içinde resmedilmiş göz ise Arap ve Yahudilerde kem gözden koruyan, ırak tutan bir tür nazarlıktır. Hamse veya hamiş sözcüğü elin beş parmağını ifade eder. Aynı zamanda Hz. Muhammed’in (sav) kızı Fatma’nın veya Meryem’in eli anlamına gelir. Arkeolojik buluntular “hamsa”nın Yudaism’den ve İslam’dan önce de var olduğunu göstermektedir. Roma sanatında ve Güney Amerika ikonografilerinde de rastlanan hamsanın Masonik bir özelliği bulunmamaktadır.

Piramit içindeki veya üstündeki göz Dolar banknotu üzerinde bulunan önemli bir Amerikan amblemidir. 1783 yılına kadar piramit ile gözü bir araya getiren belgelenmiş bir ilüstrasyon (resim) yoktur. Bir kaç Büyük Loca mühürlerinde kullanılmış olsalar da ne göz ne de piramit hiç bir zaman tek başlarına Masonik sembol olarak kullanılmamıştır.

Mason araştırmacılar, masonik sembollerin hakiki anlamını ve menşeini anlamak için çoğu zaman eski zamanlara giderek, en önemli kaynaklar olarak gördüğümüz eski misterlere başvurmuşlardır. Bunlardan bizim en çok bildiklerimiz ise eski Mısır’a ait olanlarıdır. Hiç şüphe yoktur ki Mısırlı bir prens ve rahip olarak eğitilen Musa bu misterleri gayet iyi bilmekteydi ve bildiklerini İbrani rahiplerine aktarmıştı. Misterlerde sembollerin kullanımı önemli ve evrenseldi.

Her Şeyi Gören Göz sembolü dinler kadar eskidir. Kuşkusuz kökleri tarih öncesine güneşe Tanrı diye tapıldığı günlere ait dinlere dayanmaktadır.

Rig-Veda’daki bazı bölümleri 10 bin senelik olup Osiris efsanesinden bile eskidir, Güneş-Tanrı Surya’ya söylenen ilahilerde “Her Şeyi Gören Göz” yer almıştır. (İşte bak yukarılarda öncülük eden Şafağın ışıkları/ Güneş, insanlar (onda) Her Şeyi Bilen Tanrıyı görebilirler/Yıldızlar hırsızlar gibi sıvışıyorlar, gecenin eşliğinde,/Her Şeyi Gören Gözün önünde, ki nuru onun varlığını açıklıyor,kavimden kavime parlak alevler gibi parlıyor)

Bu sembolizma yıllar içinde gelişerek Mısır, Pers ve Yunan felsefesi ve telojisinde yer aldı. Muhtemelen her şeyi gören gözü bize ilk ima eden Osiris efsanesidir. Osiris açık bir gözle temsil edilirdi. Bu hiyeroglif bütün mabet ve mezarlarında mevcuttur. Bu sembol İsrailliler tarafından vaad edilen topraklara taşınmıştır ve buna dair referanslar İncil’de başından sonuna yer alır.

Nazar veya kem göz kültürünün yaygın olduğu yerlerde bu tehlikeye karşı kullanılan bir çeşit uğurdur. Bizdeki nazar boncuğu da bu sınıfa giren örneklerdendir. El içinde göz şeklindeki nazarlıklar Türkiye, Yunanistan Kuzey Afrika ve Orta Doğu ve Hindistan’da kullanılmaktadır. Taşıyanı kötülüklerden koruyan üzerinde Her Şeyi Gören Göz amblemi bulunan Kuzey Amerika uğur parası, Eski Mısırdaki Horus’un Gözü, Hindistan’da Budha’nıın Üçücü Gözü, Meksika’daki Şaman inancından kalma ojo de venado nazarlığı, nazara karşı koruyucu nesnelerin diğer örnekleridir.


Masonik sembol

Her şeyi gören göz sembolü konusunda bilinen en eski Masonik referansa 1772 yılında yayınlanan William Preston’un “Üstat Mason Derecesi Konferansları” nda rastlıyoruz. Preston konferansında Her Şeyi Gören Gözden şöyle bahsediyor: “Çıplak kalbe doğrultulmuş kılıç, adaletin er geç bizi yakalayacağını göstermektedir; düşüncelerimiz, sözlerimiz ve davranışlarımız insanların gözünden saklı kalabilse de, güneşin, ayın ve dahi yıldızların itaat ettiği, kuyrukluyıldızların o müthiş dönüşlerini gözetiminde yaptığı, insan kalbinin derinliklerine hakim olan ve liyakati ödüllendiren o Her Şeyi Gören Göz’den saklı kalmaz.”

Masonların resmi sitesinde yer alan bilgilere göre; Göz hiç bir zaman uyumaz. Bu anlamıyla bazı obediyanslarda Üstadı Muhterem ve Önceki Üstadı Muhteremlerin önlüğünde yer alır. En eski Her Şeyi Gören Gözün yer aldığı önlük, Marquise de Lafayette tarafından el işlemeleri yapılmış ( aslında bir Fransız Manastırında rahibeler tarafından yapılmıştır) ve Marki tarafından Amerika’ya getirilerek General George Washington’a 1784 yılında hediye edilmiş olanıdır. Bu olay da göstermektedir bu amblem o tarihe kadar masonik bir amblem olarak tanınmamaktadır. Masonik önlüklerin o dönemde ayak bileğine kadar inen deri önlükler olduğunu ve üzerini her hangi bir amblemle süslemenin çok güç olduğunu unutmamamız gerekir. Ancak Spekülatif Masonların sayılarının ve etkilerinin ağır basması ile kumaştan veya başka materyallerden yapılan önlükler kullanılmaya başlanmış ve bundan sonra önlüklerin üzerinde amblemler görülmeye başlamıştır.

Öte yandan Mackey Ansiklopedisi’nde, Her Şeyi Gören Göz’ün dinsel içeriği yanında daha farklı “omniscience” (her şeyi görme ve bilme, gözetme, izleme) kavramlarının bulunduğu, hukuk ve yönetime ilişkin dünyasal anlamlarının da olduğu, sözgelimi Kanun’un izleyen ve her şeyi gören, bilen özelliğinden de bahsedildiği, aynı şeyin Devlet için de söz konusu olduğu ifade ediliyor. Eğer ilk Hürmasonların “omniscience” sembolü var idiyse bunun illa da ilâhi bir “omniscience” olması gerekmez” deniliyor.Her Şeyi Gören Göz’ü, ilâhi gözetim sembolü olarak düşündüğümüzde, bu gözetimin amacının insanoğlunun gizlediği suçları yargılamak değil de, gizlediği erdemleri mükâfatlandırmak olduğunu düşünmek daha doğru olur. Her Şeyi Gören Göz’ü, Kardeşimiz Locaya devam etmese de, hastalık veya bir kaza nedeni ile evinde hapis kalsa da veya başka bir yere taşınmış olsa da onu hiç gözümüzden ırak tutmamak ve gözetimimiz altında tutmak anlamında Masonik “omniscience” gözetim olarak da kullanabiliriz.

Dinsel sembol

Her Şeyi Gören Göz 17 ve 18 nci asırlarda çokça kullanılan kültürel ikonografinin bir bölümü idi. Üçgenin içine konduğunda güçlü bir teslis doktrinini ifade ederdi. Masonik ritüel ve sembolizmanın evrimi bu döneme rastlaması nedeniyle toplum tarafından çok iyi bilinen ve tanınan bu sembolün bir şekilde Masonluğa girmesi pek şaşırtıcı değildir. Belki de 3 rakamının önemi veya çok kullanımı nedeni ile üçgen tercih edilmiştir. Üç derece, Locanın asıl görevlilerinin üç kişi olması, vs gibi...

Göz ve piramit

Piramit içindeki göz sembolünü Amerikan doları üzerinde görmekteyiz. Aslında bu sembol Amerikan Birleşik Devletleri Devlet Mührü’nde bulunmaktadır. İlk bakışta, Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucularının birçoğunun Mason oldukları için bu sembolün kullanıldığı akla gelmektedir. Ancak, Masonik Yazar S. Brent Morris bunun böyle olmadığını, bu düşüncenin komplo teorisyenleri tarafından Masonlar aleyhine kullanıldığını ifade ediyor. Onlara göre, diyor, ABD Devlet Mühüründeki sembol Masonların dünyayı yönettiklerini veya “Yeni Dünya Düzeni” ni dünyaya dayattıklarını gösteren şeytani bir işarettir.

Müellif, söz konusu mührü tasarımlaması için kurulan üç komiteden yalnız 1776 kurulan birinci komitede yer alan Benjamin Franklin’in Mason üye olduğunu ve dolayısıyla amblemin tasarımlanmasında Masonik etkinin bulunmadığını ifade ediyor. 1782’de Kongre tarafından kabul edilen mühürdeki sembolün anlamını o zamanki Kongre Sekreteri Charles Thomson ile Sanatçı Danışman William Barton şöyle açıklıyor: Piramit, kuvveti ve kalıcılığı, üzerindeki göz ise Tanrının Amerikan davasına rehberliğini, davanın koruyucusu olduğunu remz eder.

Her şeyi Gören Gözün, Masonik sembol olarak resmen ilk kullanımı ve tanımlanması 1797 yılına rastlamaktadır, yani Kongrenin bu sembolü kabul etmesinden 14 sene sonrasına. Bunun yanında bu amblemi ilk tanımlayan Thomas Smith Webb’in sembolizması Mühürdeki sembol tanımından farklıdır. Kaldı ki, Webb’in tanımlamasında göz üçgen içinde değil yarım bir hâle içindedir.

Her Şeyi Gören Göz Masonik sembolizmaya sonradan dahil edilmiştir.1390 dan 1730 kadar olan dönemde yazılan gotik anayasalarda bu sembolizma görülmemektedir. 18. asrın ikinci yarısında, göz bazen üçgen içinde, bazen bulutlar arasında fakat hemen, hemen her zaman ışıklı hâle içindeki gösterilirdi. Bu Masonik bir sembol olmaktan ziyade, Tanrının her şeyi bilme niteliğinin artistik (sanatsal) ifadesi olarak anlaşılırdı.

TEPEGÖZ

Tepegöz, Türk mitolojisinde adı geçen tekgözlü devdir. Değişik Türk dillerinde Tübegöz, Töbököz, Töpekös olarak da söylenir. Dede Jorkut hikaylerinin birinde de boy göstermekte ve Basat tarafından öldürülmektedir.

Kaf dağında yaşar. Annesi alageyik donuna girebilen bir peridir. Bu perinin bir çobanla birleşmesinden doğmuştur. Bazen dişi, bazen de erkek Tepegöz’lere rastlanabilir. Parmağında büyülü bir yüzük takılıdır. Yalnızca gözünden vurularak öldürülebilir. Bedeninin diğer kısımlarına silah işlemez. Kaf Dağında yaşar. Türklerle iç içe geçmiş olan Nart mitolojisinde olaylarda dahil birebir aynı özellikleri taşıyan bu deve rastlanır. Ayrıca Sokur (Sokor) “Kör” adıyla biten dev adları da mevcuttur. Sokur sözcüğü Anadolu da Köstebek anlamında da kullanılır. Yaztırnak bazen onun karısı olarak gösterilir. İnsan eti yer. İnsan kemiklerinden örülmüş bir kalede yaşar. Çobanlık yapar ve bir tılsımlı nesnesi vardır. Bazen baştan aşağı demir giyimli olarak anlatılır. Bir tas büyüklüğünde gözü vardır. Kayalık dağlardaki düzlüklerde yaşarlar. Bazen aileleri olduğu söylenir. Bazıları karnı şişen dağlardan doğar. Kirgis adını taşıyan bir Tepegöz çok tehlikelidir.

Tepegözler genellikle Romalıların inandığı bir yaratıktır. Bir çeşit devdir. Elinde dikenli bir balyoz ya da buna benzer araçlar taşır. Kafasının tepesinde 1 tane gözü olduğu için ona tepegöz denmiştir. Bazı inançlarda tepesinde boynuz olduğu söylenir.

Bir Dede Korkut (Korkut Ata) masalında; kılıcın kesmediği, okun işlemediği bir bedene sahip, yalnızca gözünden zarar verilebilen, çobandan olma, peri kızından doğma canavar. Basat adlı kahraman tarafından öldürülür. Kiklop'a benzeyen bir yaratıktır.

Çok bilinen iki türü vardır.

1. Eğegöz, 2. Yalgızgöz

Eğegöz

İğegöz olarak da bilinir. Başının üzerinde tek gözü olan canavardır. Tek göz şeytaniliği simgelemektedir. Tepegöz’ün bir türüdür. Eğe göğüs kafesi demektir, belki de gözü göğsünün üzerindedir. İğ kökü ise hastalık, şeytanilik gibi anlamlar barındırır.

Yalgızgöz

Yalgöz de denir. Başının ortasında tek bir gözü vardır. Tepegöz’ün bir türü olarak geçer. Yal “Tek” kökünden gelir. Yal sözcüğü aynı zamanda ateşi çağrıştırır (Yalım, Yalkın). Moğolcada Yalgah, fark etmek anlamına gelir.



Yazar Hakkında

  • @Dünya Dinleri

    @Dünya Dinleri

    Bırakın Fikirleriniz Özgür Kalsın ! http://www.alternatifforum.org

    Dunyadinleri.Com Yöneticisi

Yorumlar 1

  • mehmet yuksel

    mehmet yuksel

    Bizdeki elin icindeki goz anltildigi gibi resmin icindeel var elin icinde var

    Cevapla

Yorum Yaz


Yazdığınız yorumların genel ahlak kurallarına uygun olmasına özen gösteriniz. Ayrıca yazdığınız yorumlarda isminiz e postanız eksik yanlış olmamalıdır aski halde yorumlarınız onaylanmaz dikkate alınmaz cevap verilmez.

Mitoloji